KitapKitap İncelemeleri

Zeytindağı’nda Bir Osmanlı Yedek Subayı

Falih Rıfkı Atay 1894’te İstanbul’da doğmuştur. Gazeteci ve yazardır. Çoğumuzun bildiği gibi Atatürk’ün yakın çevresinde bulunan silah ve dava arkadaşlarından birisidir. Milletvekilliği de yapmış olan Atay, Atatürk ve Kemalizm ile ilgili yazdığı kitaplar ile hala geniş bir okuyucu kitlesine sahiptir. Yazdığı kitaplar arasında Atatürk’ün Bana anlattıkları, Babanız Atatürk, Çankaya, Atatürk Ne İdi, Kurtuluş gibi eserler yer alır.

Atay 1. Dünya Savaşı’nda Yedek Subay olarak görev almış ve kısa bir süre sonra da 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa’nın emir subayı olarak vazifelendirilmiştir. Kitabında 1. Dünya Savaşı’nda görev aldığı Arap coğrafyasında, Suriye-Filistin-Hicaz-Yemen cephelerinde ki hatıralarını ve gözlemlerini kaleme almıştır.

Atay, kitabında Cemal Paşa’ya çokça yer vermesi sebebiyle bazı çevrelerin eleştirisini almıştır. Tarihî gerçekliği saptırmakla suçlanmasına ve yapılan itirazlara karşın, Cemal Paşa’ya olan derin sevgisi ve saygısının etkili olduğunu yazarak eleştirilere cevap verir. Cemal Paşa’ya karşı eleştirilerin en büyük nedeni de Arap coğrafyasında yaşadığımız büyük hüsrandı. Kutsal topraklar kaybedilmiş ve binlerce asker zor şartlar altında savaşırken, bir de türlü basiretsizliklerden dolayı kızgın çöl kumlarının üstünde kavrularak can vermişti.

ZeytindağıAtay, kendisine sorduğu sorunun cevabını sadece bir kişinin bildiğini söyler. O da şudur: “ Harbe nasıl, niçin ve hangi hesapla girdik? Bunu bir adam biliyor: Enver.” diyerek savaşın suçlusu olarak doğrudan ilk gördüğü andan itibaren pek hazmetmediği Enver Paşa’yı gösterir.

Atay’ın özellikle İslamcı çevrelerin yoğun saldırılarına maruz kalmasına sebep olan tartışmalı görüşleri vardır. Filistin’de görevli olan yazarın “Kudüs’ün ne kadar Türk olduğunu” kendine sorması, gibi. Türk ve Türkçe’ye ait bir hatıranın bulunmaması nedeniyle sokaklarda bir turist gibi dolaştıklarını anlatır. Sokakta gezerken “Türk müsünüz? Sorusunun birçok defalar cevabı: Estağfurullah! İdi” hatırlatmasını yaparak Osmanlı Devleti’ni, bu bölgeyi hiçbir zaman ne sömürgeleştirebildiğini ne de vatanlaştırabildiğini söyleyerek eleştirir. Burada vurgulanması gereken Osmanlı saltanatının Arap ve diğer ulusları idaresi altında tutabilmek için Türkçülüğe her zaman uzak durmuş olmasıdır. İttihat ve Terakki yönetiminin 1. Dünya Savaşı öncesi Türkçeleştirme politikası Arapların yoğun tepkisini çekmiştir.

Buraya kadar kitaba bağıntılı olarak yaptığım siyasi analizleri bırakıp Yemen ellerinde bir damla suya hasret askerin durumundan da bahsetmek lazım. Gittikçe eriyen asker, bir damla suyun hesabının yapmak zorundaydı. Kumandanlar, askere 24 saatte sadece bir matara suyu kullanma emir vermiştir. Matara suyundan başka bir şekilde su ihtiyacını karşılamak kesin şekilde yasaklanmıştır. Kumandanlar ordunun su ihtiyacını karşılamak için yağmur selleriyle gelen suları setlerle tutup susuzluk sorununu çözmeye çalışmıştır. Vaha suları, bedevilerin deve ve hayvanlarını suladıklarından mikrop barındırıyordu. Kimi yerde su içmek için 25 kilometre yol almak zorunda kalınıyordu çöl ateşinin kızgın rüzgârı ve kavurucu kumlarında…

Zeytindağı
Falih Rıfkı Atay
Pozitif Yayınları
192 Sayfa, 2013

Etiketler
Daha Fazla Göster

Cem Akar

Okumak, bence sürekli bir eylemlilik ve emeğin en değerli hallerinden biridir. Okumanın somut hali yazmanın, gerekliliğine inandığımdan yazmayı görev bilirim. Kalemimiz adalete, emeğe, barışa, dostluğa, vatana yakışır ve tarafı belli olmalıdır. Öğrencilerine bilgiyi keşfettiren bir öğretmenim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı