Yeni Çıkan Kitaplar

Yeni çıkan kitaplar – Mayıs 2019

Okumayı seven ve yeni çıkacak kitapları dört gözle bekleyenler, Baharın ayı Mayıs listemiz sizlere fikir verecektir. Göz atmayı unutmayın!

James Cook-Kaşifler

James Cook-Kaşifler

Yazar: Turan Tektaş
Yayınevi : Parola Yayınları

James Cook, 7 Kasım 1728 tarihinde, Marton, Yorkshire, İngiltere’de dünyaya geldi. İngiliz denizci ve kâşif, özellikle Büyük Okyanus’ta yaptığı seyirleri ve bu seyirlerde yaptığı ada keşifleri ile ünlüdür.
James Cook, kendisini dünyanın en büyük denizcileri arasına sokacak olan yolculuklarının ilkine, 1968 yılında başladı. Royal Society tarafından Pasifik Okyanusu’nu araştırması ve yeni ticaret yolları bulması için tutulan Cook, 1768 yılında İngiltere’den başladığı yolculuğu sırasında ilk olarak Ümit Burnu’nu geçti ve 13 Nisan 1769 tarihinde Tahiti’ye vardı. Bütün Yeni Zelanda kıyılarının haritasını çıkartmasının ardından Avustralya’ya geçen denizci, Kuzey ve Güney Yeni Zelanda adaları arasındaki boğazı bulan ilk insan oldu ve burayı Cook Boğazı olarak isimlendirdi. Yolculuğu pek çok açıdan büyük bir başarı sağlasa da, asıl hedefi olan Venüs’ün ve diğer gezegenlerin Güneşe olan uzaklıklarını hesaplama görevinde, hata payının çok yüksek olması nedeniyle başarısız oldu. Gemisi Endeavour ile Avrupa’ya dönmeden önce Avustralya’ya da uğrayan Cook, buradan pek çok bitki ve hayvan örneği toplayarak İngiltere’ye dönüşünde bilimadamlarının hizmetine sundu ve gezi günlüğünü yayınlayarak büyük bir ün kazandı.
 


 

Yüreğim Sol'madan

Yüreğim Sol’madan

Yazar: Erdinç Obuz
Yayınevi : Nota Bene Yayınları

Kitap; 1975-85 arası Malatya, Erzincan, Elazığ ve Dersim bölgesindeki devrimci mücadeleyi birçok bilinmeyen yönüyle ele alıyor. Bölgenin önemli aktörleri ilk defa konuşuyor ve tüm bölge ilk defa boydan boya masaya yatırılıyor. Devrimci hareketin o gün merkezinde yer alan aktörler ise kendi perspektiflerinden karar alış süreçlerini yansıtıyor. Ortaya çıkan tablo ise sonraki tarihsel süreci etkileyebilecek düzeyde önemli olgular içeriyor.
Kısacası kitap, 1975-85 döneminde, hem bir bölge mücadelesini sergilemesi hem de buradan yola çıkarak devrimci hareketin geneline dair değerlendirmeler, eleştiriler ve önermeler içermesi açısından arşivlerde yer almayı hak ediyor. Hem bir devrimcinin özel anılarını hem de başkalarının ağzından hareketin genel seyrini bütünlük içinde verebilmek kolay bir denklem değildir. Kitabın bu zor denklemin üstesinden ne denli gelebildiği ise okurun düşünceleriyle berraklaşacaktır.

 


 

Gülce-Bir Akşamüstü Duası

Gülce-Bir Akşamüstü Duası

Yazar: İbrahim Sezai Davuotoğlu
Yayınevi : Gece Kitaplığı

İçimde bir hüzün,
Sol yanımda bir sızı,
Uçurumun kenarında geçiyor gecelerim.
Elimde senden kalan son bir resmin,
Ve ben, bilinmezlikler içinde Angut kuşu gibi çaresizim…

Yokluğun beni çılgın düşünceler içine sürüklüyor,
Uçurumun kenarındayım, perperişanım…
Şimdi sen benim
İçimdesin, sol yanımda, hayallerimde ve gecelerimdesin.
 


 

Henan Cortes-Kaşifler

Henan Cortes-Kaşifler

Yazar: Turan Tektaş
Yayınevi : Parola Yayınları

Elinizdeki kitap 2016 Yılının Haziran ayından bugüne kadar Türk Ocakları ağ sayfasında ve Türk Yurdu dergisinde yayımlanan yazılardan oluşmaktadır.2012 Yılında Türk Ocakları Genel Başkanlığına geldikten sonra ilk iki dönemde yazmış olduğum yazıları Türkiye’nin Kritik Dönemeci ve Kıskaçtaki Türkiye adlı kitaplarda bir araya getirmiştik.Kitap başlıkları,dönem içinde yazdığımız ve dönemi temsil açısından en uygun gördüğümüz yazıların birinden alınmıştı.Bu defa da yazımızın başlığını dönemin ilk yazısından aldık: Türkiye’nin Beka Meselesi .Esasen beka konusuna daha önceki dönemlerde de işaret etmiştik.Sözde çözüm ve barış sürecinin ve Büyük Ortadoğu Projesinin Türkiye Açısından yol açacağı tehlikelere açık ve net bir dille işaret etmiştik.Bununla birlikte 2016 yılında,henüz FETÖ darbe girişiminden önce kullandığımız beka kavramını,daha sonra daha da sık kullanmaya başladık.

Bu kitaptaki yazılardan önemli bir kısmı,Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tartışmaları ve devletin yeniden yapılanması konularına dairdir,bu da tabiidir.Yine ,önemli tarihi hadise ve kavramlarla ilgili yazılarımız da aslında ibret,ders ve ilham kaynağı olarak tarihin günümüzde taşıdığı önem ve anlamın olağan yansımalarıdır.

Bilgi birikimimiz ve gözlemlerimiz çerçevesinde Türkiye’yi ,çevremizi ve dünyanın gidişatını değerlendirmeye çalıştığımız bu yazıların temel hedefi,insanlığın savaş,fakirlik,adaletsizlik ve baskılarla bunaldığı 21.yüzyılda Türk milleti olarak tarihimizden alacağımız güç ve ilhamla Türk- İslam medeniyetini asrın idrakine söyletmenin öneminin altını çizmektir.Beka meselesi,devletin yeniden yapılanması,eğitim gibi konuların hepsi bu genel çerçeve içinde ele alınmaya çalışılmıştır.Tespit ,tahlil,tenkit ve tekliflerimizin isabetli olup olmadığını değerli okurların takdirine bırakıyoruz.

 


 

Tapu-Tahrir Defterlerine Göre Erzurum Vakıfları

Tapu-Tahrir Defterlerine Göre Erzurum Vakıfları

Yazar: Ümit Kılıç
Yayınevi : Mim

Türk-İslam dünyasında vakıf, temel referanslarını İslâm dininin yardımlaşma ile ilgili prensiplerinden alan ve sistemli bir karşılıksız hizmet kurumu olarak asırlarca insanlığa hizmet etmiş dinî, hukuki ve sosyal bir müessesedir. Vakıf kurumu, toplumdaki fakir ve düşkünlerin maddi açıdan gözetilmesinin yanı sıra günümüzde devletin üstlendiği eğitim, sağlık, dini müesseseler, ulaşım ve bayındırlık gibi birçok kamu hizmetlerini de yürütmektedir. Elinizdeki bu eserde Osmanlı hâkimiyetinin ilk dönemlerinde Erzurum’da tesis edilen vakıf kurumları, Osmanlı arşivlerinde bulunan Tapu-Tahrir kayıtlarına dayanılarak tespit edilmiş ve bu kurumların sosyo-politik etkileri irdelenmeye çalışılmıştır.

 


 

18+3

18+3

Yazar: Güler Şen
Yayınevi : Festival Yayıncılık

Okudukça nutkunuz tutulacak. Gerçekleri görüp değişmesi gereken bir aile düzeni tamamen size bağlı. Zamanı ziyan etmeyin sevgiyle kalın.

 


 

Koca Bir Ömür

Koca Bir Ömür

Yazar: Rasim Şengün
Yayınevi : Uyanış Yayınevi

Koca Bir Ömür
Koskoca bir ömür nasıl da geçti?
Oralarda buralarda yıllar tükendi
Candan olan olmayan dostu
Arayıp da bulamadığım özü
Bulamadım, bulamadım gitti.
İçimdeki o korkuyu atamadım
Rahat bir ömür süremedim
Ömür denen şeyi boş geçirmedim
Maddeye değer hiçte vermedim
Üzüldüm yoruldum pes etmedim
Ruhumun özündeki güneşi sevdim.

23 Nisan 2018 – İzmir

 


 

Lüks Marka Sadakati ve Sosyal Medya

Lüks Marka Sadakati ve Sosyal Medya

Yazar: Sevilay Ulaş
Yayınevi : Nobel Bilimsel Eserler

Bilgi iletişim teknolojilerinde yaşanan hızlı değişim, interneti kullanımda da hızlı bir değişimi beraberinde getirmiş; giderek önem kazanan internet tabanlı uygulamalar, marka iletişim süreçlerinde hızla yer edinmiştir. Doğası gereği farklı dinamikleri bünyesinde barındıran lüks markaların da marka sadakati yaratma ve sürdürmede sosyal medya araç ve ortamlarındaki uygulamaları ile bu yeni iletişim ortamlara eklemlendiği görülmektedir. Günümüzde yaşanan yoğun rekabet ortamında, lüks markaların markalarına duyulan sadakati sürdürmede sosyal medya ortamlarında gerçekleştirdikleri uygulamalar giderek önem kazanmaktadır.

Lüks marka sadakati ve sosyal medya uygulamalarına yönelik konuların yer aldığı bu eser, lüks marka kavram ve kapsamından başlayarak, lüks marka iletişim süreci, sosyal medya araç ve ortamları ile lüks marka sadakati ve sosyal medya çalışmalarını detaylı bir şekilde kapsamaktadır. Söz konusu eserin ilgili akademik çalışma alanlarının yanı sıra öğrencilere, profesyonel yaşamda da ilgili konuların uygulayıcılarına rehber olabileceği ön görüsü ile faydalı olabilmesi amaçlanmaktadır.
 


 

Robotlar, Yapay Zeka ve Hukuk

Robotlar, Yapay Zeka ve Hukuk

Yalnızca acıkma ve kirlenme gibi temel ihtiyaçlara programlı sanal hayvanların elden ele dolaştığı bir dönemden, kendi kendini programlayabilen, eğitebilen ve insanların işlerini ellerinden almaya başlayan yapay zekanın konuşulduğu bir döneme gelindiğini göz önüne alırsak bundan on yıl sonra neleri konuşacağımızı düşünmek bile heyecanlandırıyor insanı. Çalışmamda bu gelişmelerin bir kısmına değinmeye çalışacak ve hukuk dünyası açısından olası etkilerini çalışma kapsamı el verdiğince incelemeye çalışacağım.
 


 

Zorbalık ve Futbol Seyircisi

Zorbalık ve Futbol Seyircisi

Yazar: Yahya Doğar
Yayınevi : Nobel Bilimsel Eserler

Spor, insanı ve toplumu hemen her alanda etkileyen, şekillendiren, sevindiren, üzen, kavga ettiren, barıştıran vb. özellikleriyle psiko sosyal faaliyet alanlarından biridir. Spor dalları içinde de seyircisi, taraftarı ve sinerjisiyle futbolun ayrı bir yeri ve etkisi vardır. Özellikle futbol takımlarının evrensel hâle gelmesi, yazılı ve görsel medya aracılığı ile sınırları aşarak her ülkeden ve kesimden seyirci ve taraftar bulması, futbolun bu etkisini daha da kuvvetlendirmiştir. Hatta futbol kulüplerinin gücü, büyüklüğü ve takip edilirliği, seyircisinin davranışları ve sayısı ile değerlendirilmeye başlanmıştır. Bu hâliyle futbol, oynanan ve seyredilen bir spor dalı olmasının yanında, taraftarlarının psikolojik ve sosyal yapıları üzerinde de tutum ve davranışlarını etkileyici bir konuma gelmiştir. Hatta futbol, insanların spor yapmalarında araç olmaktan öte, insanların futbol için araç olduğu bir mekanizma hâline dönüşmüştür.

 


 

Kutup Yıldızına Doğru

Kutup Yıldızına Doğru

Yazar: Melissa S. Morrison
Çevirmen: Şeyma Tahan
Yayınevi : Sola Unitas

Kutup Yıldızına Doğru, karar vermekte zorlanan ve yaşadığı hayattan tatmin olamayan insanlara yardımcı olacak bir kitap. Birçok kişi,
sevmediği işlerde çalışıyor ve bu durumdan kurtulmanın yollarını bilmiyor. Bu kitap, motivasyona ihtiyaç duyan okuyuculara hayal ettiklerinin
ötesinde, tatmin edici bir hayat yaratabilmeleri için yol gösteriyor. Profesyonel Koç Melissa Morrison, sevmediği bir işte on yıldan fazla çalıştı.
Başına aldığı darbeler ve büyük bir beyin sarsıntının ardından kariyerini ve hayatını değiştirmeye karar verdi. Melissa, okuyuculara, tatmin
olmadıkları hâlde mevcut durumda neden kaldıklarını, bu durumdan çıkmak için neye ihtiyaçları olduğunu, hayalleriyle ilgili nasıl netlik
kazanacaklarını ve huzurlu hissetmek için ileriye dönük adımları nasıl atacaklarını anlatmaktadır. Değişmek için kimsenin başına darbe almayı
beklemesi gerekmiyor. Daha tatmin edici bir hayata sahip olmak için Melissa’ya kulak verin.

 


 

Süveyda-Sessizliğin Şarkısı

Süveyda-Sessizliğin Şarkısı

Yazar: Ayfer Yıldız
Yayınevi : Uyanış Yayınevi

Şiir; sanat denilen piramidin zirvesi; şair sanatçıların piridir. Hakikatin derdine düşmeyen, yanmayan, pişmeyen taşamaz ve yazamaz şiiri. Şiir başka boyutların sözüdür. Şair bu sözleri inci tanesi gibi Simurg’un uçamadığı yerlere giderek bizlere getirir, yüreğinden geçirir, aklından süzerek bize hediye eder tıpkı Ayfer Yıldız gibi…
Leylayı ararken çöle âşık olup, hakikatin ateşinde kül olanların çığlığıdır şiir. Ayfer Yıldız da şiirlerinde bizi bu boyutlar arasında dolaştırırken derdimizi, yüreğimizi, hikâyemizi, çığlığımızı her biri birer mücevher gibi kelimelere öylesine nakşediyor ki, şiir okumayan zaten zarardadır. Ayfer Yıldız okumayan daha büyük zarardadır.
– Dursun Kuveloğlu
 


 

Yüreğimin Kaleminden

Yüreğimin Kaleminden

Yazar: Gülşen Çakmak
Yayınevi : Festival Yayıncılık

Mesela,
mavi olacaksın
gökyüzü gibi
deniz gibi
sonsuzluk gibi
yüreğimin kaleminden uzanan
uçsuz bucaksız sen gibi

 


 

Savaş Sanatı Tarihi

Savaş Sanatı Tarihi

Yazar: John Keegan
Çevirmen: Selma Koçak
Yayınevi : Say Yayınları

“Savaş, siyasetin başka araçlarla sürdürülmesidir.” John Keegan, Clausewitz’in bu ünlü tezine karşı çıkarak söze başlıyor. Osmanlı ve Japon askeri kurumları ile Zulu ve Polinezya savaş kültürleri incelendiği takdirde bu genellemenin doğru olmadığının anlaşılacağını öne sürüyor. Keegan’a göre bu tez savaşı kaçınılmaz saymaktadır ve Batılı devletlerin siyaset tarzının bir yansımasıdır. “İlkel” toplumlar savaştan olabildiğince kaçınmaya çalışırken, uygarlık ve kültür insanı savaşa yatkın hale getirmiştir. Eğer savaşları sonlandırmak istiyorsak, Doğu toplumları ile “ilkel” toplumların diplomasi, uzlaşma ve savaşı ritüelleştirerek kısıtlama eğilimlerinden birtakım dersler almalıyız. Bu başarılırsa belki savaş da tıpkı bugün insanlık müzesinin vitrinlerinde ibretle sergilenen insan kurban etme, bebek öldürme, kölelik ve düello gibi eski “çözümlerin” yanına yerleştirilebilir.

“Savaşa dair şimdiye dek kaleme alınmış belki de en çarpıcı inceleme.”
– The New York Times BookReview

“Muhteşem.”
– Sunday Telegraph

 


 

Sonrasız

Sonrasız

Yazar: Bayraktar Ör
Yayınevi : Çınar Yayınları

“Cesur, benim öbür yarım değil; bendim sanki. Üst üste kesilmiş kâğıt bebekler gibiydik. Adem’in kaburgasından biçilen Havva’ydım ben onunla. Dünya üzerinde kaç kadın böylesi bir mutluluğa erebilirdi ki? Sürekli dua ediyordum artık; fizik kurallarını hiçe saydıran aşkımın sonsuza dek sürebilmesi için. Sadakat, aşk, bağlılık gibi yaygın kavramların çok ötesinde bir birliktelikti bizimki. O nedenle; kendimi yeryüzünde ve metafizik alanda yaşanan iki ayrı ilişkinin öznesi olduğuma ikna etmiştim. Öyle ki; Cesur ile sevişerek Filip’i aldattığımı bile düşünmüyordum. Çünkü o, yani kocam, ayağımın değdiği kara parçası üzerinde sürdürdüğüm resmi ve normal bir evlilik hikâyesiydi. Oysa Cesur; yaşamı ölümden ayırt edemediğim, kendimden geçtiğim, beni yaşadığımız zamandan, andan uzaklaştıran mucizevi bir efsaneydi.”

Çiğdem Bayraktar Ör, Sonrasız’da aşkın, insanlığa yaşattıklarını bir kadının gözünden anlatırken günümüz insanının modern dertlerine çarenin doğunun kadim kitaplarında olacağını fısıldıyor. “Her şey maşuktur, âşık bir perdedir” diyen bir roman bu…

 


 

Pia Mater

Pia Mater

Yazar: Serkan Karaismailoğlu
Yayınevi : Elma Yayınevi

PİA MATER, bir roman ancak bildiğimiz romanlardan çok farklı. Yazarın tanımlaması ile o bir Nöro-Roman. Bir sinirbilimci olan Serkan Karaismailoğlu daha önce yayımlanmış olan Kadın Beyni Erkek Beyni ve Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum adlı kitaplarından sonra ilk defa bir roman denemesiyle okuyucunun karşısına çıkıyor. Ancak bu kitabında da gene bilim var. Bildiğimiz roman kurgusunun içine ustalıkla yerleştirilen bu bilimsel veriler, roman kahramanlarının eşliğinde bir hikâyeye dönüşüyor.
Macera, bilim ve heyecanlı bir kitap okumak istiyorsanız PİA MATER tam size göre. Elma Yayınevi bir ilki daha buluşturuyor okuruyla; Serkan Karaismailoğlu ve Nöro-Roman…
Nöro-Roman: Sinirbilimsel gerçeklerin, belli bir kurgu ve hayali karakterler eşliğinde okuyucuya sunulduğu bir roman türüdür.

Adam bir türlü anlamıyordu. Beyin üzerine onlarca kitap ve araştırma okumuştu. Bu konuda kendisini önemli bir şekilde geliştirmişti ama gene de anlayamıyordu. Nasıl olur da bir başka insanı bu kadar net içinde hissedebilirdi ki. Onu gördüğü her an, sahip olduğunu sandığı bütün organlarının aslında ne kadar bağımsız ve başına buyruk olduklarını bir kez daha algılıyordu. Yıllardır beraber yaşadığı kalbi artık başkası için atıyordu, beyni desen çoktan olay yerini terk etmişti. Kendi hücreleri bile dinlemiyordu adamı. Bir insanın hücresi neden bir başkası için kendi vücuduna ihanet ederdi ki… Ama adam bir şeyden çok emindi. Tüm hücrelerinin kendisini terk edeceğini de bilse, onu gördüğü tek bir anı bile dünyada hiçbir şeye değişmezdi.
 


 

Medya ve Modernite

Medya ve Modernite

Yazar: John B. Thompson
Çevirmen: Serdar Öztürk
Yayınevi : Kırmızı Yayınları

Modern toplumların oluşmasında iletişim medyasının oynadığı rol neydi? On beşinci yüzyıl Avrupa’sında basımcılığın icadından günümüzün küresel iletişim ağlarının genişlemesine kadar iletişimin yeni biçimlerinin ve enformasyonun yayılmasının sosyal etkilerini nasıl anlamalıyız?

Thompson, bu yeni ve önemli çalışmasında, iletişim medyasının farklı bir sosyal teorisini ve etkilerini ortaya koyarak bu ve başka sorulara yanıt veriyor. İletişim medyasının gelişmesinin artık ortak bir mekânı paylaşmayla ilintisi olmayan yeni eylem ve etkileşim biçimleri yarattığını; sosyal yaşamın zamansal ve mekânsal oluşumunu dönüştürmesini tartışıyor. Bu dönüşümün sonuçları muazzamdır; kişisel deneyimin ve benlik oluşumunun en mahrem yönlerinden iktidarın değişen doğasına ve kamusal alandaki görünürlüğüne kadar pek çok yaşam alanımızı derinden etkiler.

Thompson, tezini birbiriyle ilişkili birkaç konuyu analiz ederek geliştiriyor: dolayımlı etkileşimin yükselişi, dolayımlanmış yeni görünürlük biçimlerinin oluşumu, küresel iletişim ağlarının ortaya çıkışı, geleneğin dönüşümü, benlik-oluşumu sürecinin yeniden biçimlenmesi ve kamusal alanın değişen karakteri.

Öte yandan Medya ve Modernite sosyal ve siyasal teori, kültür sosyolojisi, medya ve kültürel çalışmalar öğrencileri için paha biçilmez bir başvuru kaynağı

 


 

Karadeniz'de İsyan Mübadele ve Propaganda

Karadeniz’de İsyan Mübadele ve Propaganda

Yazar: Kolektif
Yayınevi : Yeditepe Yayınevi
Bu kitap; Karadeniz’de geçen yüzyılın başında dönemin emperyal güçlerinin teşvik ve yönlendirmesiyle vatandaşı oldukları Osmanlı Devleti’ne isyan eden Rumlar ve Yunanistan’ın yol açtığı olaylarla ilgilidir. Eser, aynı zamanda uluslararası antlaşmalara dayalı olarak Türkiye ve Yunanistan arasında yaşanan mübadele ve günümüzde sözde Pontus iddialarıyla ilgili Yunanistan’ın yürüttüğü propagandanın daha iyi anlaşılması, anlamlandırılması ve geleceğine yönelik akademik ve entelektüel çalışmalar yapılmasına katkı sağlamaya yönelik bir çalışmadır.
Geçen yüzyılın başında Karadeniz Bölgesi’nde yaşananları olgusal verilerden hareketle tartışan bilimsel çalışmalar, Yunanistan ve Rum diasporasının bir anlamda dünyaya dayattığı dokunulmaz anlatıların birer kurgu olduğunu gözler önüne sermektedir. Rum/Yunan kamuoyunda dahi dokunulamaz, mahrem anlatılar olarak eleştirel ve karşı görüş belirtenlerin akademik ve politik linçe uğradığı bir konu halini alan Pontus Meselesi, politik ihtirasların tortusundan kurtarılmalıdır. Bir grup Türk akademisyen olarak siyasi saiklerle hazırlanmış güdümlü tarih çalışmalarının meseleyi sığlaştırdığı ve çarpıttığı düşüncesiyle, yapıcı ve objektif bir çizgide hazırlanmış bu çalışmayı bir referans kaynağı olarak
uluslararası kamuoyuna sunmaktayız.

 


 

Kayıp

Kayıp

Yazar: Arzu Bahar
Yayınevi : Alakarga

Hiç anlamıyor. Kaybolmuş ne demek? Koca adam nasıl kaybolsun? Hiç mi yol iz öğrenmemiş bunca zaman şehirde? Mümkünü yok, gelir mutlaka. Olmadı birilerine sorar yolu, bulur gelir. Umudu hep sıcacık göğsünde.

Gelmiyor.

Daha önce Kovulmadım Ben Ayrıldım adlı kitabını yayınladığımız Arzu Bahar, yeni öykülerini bir araya getirdiği Kayıp’la birlikte kendi öykü serüveni içinde önemli bir adım atıyor. Zengin konusu, duru Türkçesi ve insancıl yaklaşımıyla öykü gibi öykü okumak isteyenlerin dikkatine sunuyoruz.

 


 

Büyük Yalnızlık

Büyük Yalnızlık

Yazar: Kristin Hannah
Çevirmen: Sevinç Seyla Tezcan
Yayınevi : Pegasus

Vietnam Savaşı’nda esir düşen Ernt Allbright eve bambaşka bir adam olarak, tutarsız bir karakterle geri dönmüştür. Girdiği hiçbir işte dikiş tutturamayınca ani bir karar alır: Ailesiyle birlikte kuzeye, Alaska’ya taşınacak, medeniyetten uzak yaşayacaktır.

On üç yaşındaki Leni, anne ve babasının tutku dolu, fırtınalı ilişkisinin gelgitleriyle hırpalansa da yeni bir hayat kuracakları o uzak toprakların onlara iyi geleceğine inanır. Tek hayali, ait olduğunu hissedebileceği bir yuvadır. Annesi Cora ise sevdiği adam için her şeyi yapmaya, onun peşinden bilinmezliğe bile gitmeye hazırdır.

Başlarda Alaska, dualarının gerçek olması gibidir. Ancak kış yüzünü göstermeye başlarken her yer karanlığa gömülür ve Ernt’ün daha da bozulan psikolojisiyle birlikte Allbright ailesi sarsılmaya başlar. Artık kulübelerinin dışındaki tehlikeler, içerideki tehlikenin yanında sönük kalmaktadır. Gecelerin on sekiz saat sürdüğü karlar altındaki bu ıssız dünyada Leni ve annesi gerçeğin farkına varır: Yalnızdırlar ve onları kurtaracak kimse yoktur, kendilerinden başka…

Büyük Yalnızlık, aşkın saflığına olduğu kadar karanlık yüzüne de dikkat çekiyor ve bizi bir anne ile evladı arasındaki bağı hiçbir gücün koparamayacağına ikna ediyor.

 


 

Artakalanlar

Yazar: Kumru İşli
Yayınevi : Tilki Kitap

Hiç bilmediğiniz bir yaşam sizi kendinizle yüzleştirir mi?
Kimsesiz bir sokakta rüzgârla yuvarlanan toz bulutuydu onların hayatları. Kimsesiz ve sessiz. Bulutlu günlerin armağanıydı onlar.
Menfaatsiz ve sevgi dolu…
Kendinizden anlar bulacağınız gerçek hikayeler, hayattan artakalan, bilinenin ötesindekiler sizi bekliyor.
Kalbinizin sınırlarını aşın.

 


 

Ufkabakan Apartmanı

Ufkabakan Apartmanı

Yazar: Lalehan Bosnalı
Yayınevi : Feniks Kitap

Lalehan Bosnalı, ilk romanında üç katmanlı bir hikâyenin damarlarında cesaretle geziniyor. İstanbul’un eski bir apartmanında, yalnız bir kadının ölümüyle başlayan olaylar, toplumun onayladığı bir karakter olan Menderes, dışlanmış, yalnız Pınar ve onun geçmişini arayan kızının ekseninde toplumsal ve bireysel sırlara uzanıyor. Birbirine bağlanmış karakterleriyle Ufkabakan Apartmanı, sıradanlığın şaşılası labirentinde maskeleri düşürüyor.

 


 

Balkan Savaşı'nda Edirne Muhasarası

Balkan Savaşı’nda Edirne Muhasarası

Yazar: Kolektif
Çevirmen: Haluk Kayıcı
Yayınevi : Ceren Yayınevi

Balkan Savaşları ve Edirne hakkında eski yazı [Osmanlı Türkçesi] yayımlanmış eserlerden biri de İBB Atatürk Kitaplığı’nda “Bel_Osm_K.00203” demirbaş numarasına kayıtlı olan “Edirne Muhâsarası (1912 Teşrîn-i Sânî – 1913 Mart)”dır. Tüccarzâde İbrahim Hilmi’nin, Kitabhâne-i İslâm ve Askerisi tarafından, Artin Asaduryan ve Mahdumları Matbaası’na bastırılan bu kitabın mütercimi Mülâzım [Teğmen] Ş. B. olarak belirtilmiştir. Fransızcadan eski yazıya aktarılan kitap 263 sayfa ana metinden oluşurken, 19×13 cm ebadındaki kitabın 18 sayfa olan ek kısmında ise toplara ait listeler, harita ve krokilerin açıklamaları ile fihrist yer almaktadır. Haritalar ise ayrıca basılmıştır.

 


 

Boşanmada Psikolojik İlk Yardım

Boşanmada Psikolojik İlk Yardım

Yazar: Gülay Korkut
Yayınevi : Nobel Akademik Yayıncılık
Kitap; evlilikten boşanmaya, boşanmadan diğer bir evliliğe giden süreçte eşlerin karşılaştıkları zorluklarla baş edebilmelerine yardımcı olmak için hazırlanmıştır.

Okuyucu, bu kitapta, yazarla birlikte “Yeni kurduğumuz çekirdek ailemize, kök ailelerimizden hangi sorunları taşıdık? Ailemizin işlevselliğini nasıl artırırız?” gibi sorularına yanıtlar arar ve bulur. İlk bölümde, eşler arası ilişkileri güçlendirmek hedeflenmiştir. Çünkü boşanma bir süreçtir ve bir anda boşanma kararına varılmaz. Boşanma aşaması; evlilik sonrası yaşanan düş kırıklığı aşamasıyla başlar, ilişkinin aşınması ve kopuşlarla devam eder. Evliliğin boşanmaya gitmemesi için ilişkileri güçlendirme yöntemleri, boşanma nedenleri ve bu nedenlerin yaşanmaması için yapılabilecekler, okuyucuya yaşanmış anlatılar üzerinden açıklanmıştır.

 


 

Sırlar Hazinesi

Sırlar Hazinesi

Yazar: Nizami Gencevi
Yayınevi : Zengin Yayıncılık

“Sırlar Hazinesi” şark edebiyatında meşhur “Hamse”sinin birinci kitabıdır.
Bu eserde dâhi Azerbaycan şairi Nizami Gencevi gaddar şahları, hükümdarları adaletli olmaya çağırmış, tembelleri, ikiyüzlüleri tenkit etmiş, helal emekle yaşayan sıradan insanlara yüksek muhabbetini bildirmiştir.

İslam ve Türklük bilincini eserlerinde yoğun bir şekilde işleyen Nizami bu eserinde İslam ahlak ve ahkâmlarının doğru bir şekilde anlaşılması hususunda uyarılarda bulunmuş, bunun yanı sıra Peygamberin ve kendi dönemindeki insanların yaşantısıyla alakalı bilgiler vermiştir.

Yaşanan haksızlıkları, adaletsizlikleri hicvetmekten çekinmeyen Nizami saray şairlerini en ağır şekilde tenkit etmiş, güce tapanlara, dalkavukluk yapanlara, inandığı tüm gerçekleri cesaretle söylemekten bir an bile çekinmemiştir.

Günümüz Azerbaycan Türkçesine manzume olarak aktarılan eser, Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığının katkılarıyla anlamsal ve yapısallığına dokunulmadan Türkçeye aktarılmıştır.

 


 

Şahzade

Şahzade

Yazar: Arzu Khayal
Yayınevi : Parola Yayınları

Bir adam; Sarhan Şahzade, Âşık olduğu annesinin ve kendisine âşık olan karısının ölümlerinden dolayı kendini suçlayan Sarhan hayatını kızı ve vatanına adamıştır.
Ta ki bir yanlışlık sonucu yanına getirilen Kelebek’i görene kadar…

Bir kadın; Ömür Doğan, Babasının kötü giden işleri yüzünden hayallerini bir rafa kaldırmış, sakin hayatında düğünü için gün sayıyordu. Komşuları Süreyya teyzenin evini yakan adamları polise şikayet etmesiyle, sakin ve huzurlu hayatı alt üst olmuştur. Ta ki bir gün başkası yerine kaçırılıp orman gözlü adamı görene kadar…
“Biliyorsun ben özel görevdeyim, hiçbir zaman al bayrağa sarılı tabutum gelmeyecek önüne. Eğer ölüm haberim geldiğinde ağlamayacaksan evlen benimle Kelebek.” Birkaç dakikalık dil tutulmasının ardından nihayet sesimi bulabilmiştim. Böyle bir teklif beklemiyordum. Her şeyi duymayı bekliyordum ama bu kelimeleri hayır. Bir an onun olmadığını düşündüm.

Sadece bir iki saniyelik… O an ciğerim dağlanmış gibi dayanılmaz bir acı hissettim.

Onun olmadığı bir dünyada yaşamak…

Asla!

Etiketler
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı