Yeni Çıkan Kitaplar

Yeni çıkan kitaplar – Aralık 2019

Okumayı seven ve yeni çıkacak kitapları dört gözle bekleyenler, bu yaz hangi kitapları okuyacağız diyenler aralık yeni çıkan kitaplar listemiz sizlere fikir verecektir. Göz atmayı unutmayın!

Zama

Zama

Yazar: Antonio di Benedetto
Çevirmen: Nurhayat Çalışkan
Yayınevi : Alakarga
Kendime, neden yaşadığımı değil, neden yaşamış olduğumu sordum. Büyük ihtimalle beklemekten ötürü, dedim ve hâlâ bir şeyi bekleyip beklemediğimi anlamak istedim. Sanırım öyleydi.

18. Yüzyıl’ın sonlarında Paraguay. İspanya Krallığı’nın temsilcisi Diego de Zama’nın uzun bekleyişi… Belki hiç gelmeyecek bir gemi, bir terfi mektubu ve uzaklarda kalmış aile… Yayınlandığı 1956 yılından bu yana İspanyolca yazılmış en güzel romanlardan biri olarak kabul edilen Zama, sonunda Türkçede.

Di Benedetto, bir şeyi kanıtlamak için geçmişi yeniden inşa etmek istemeyen ender romancılardan biridir. Geçmişi yaşıyor ve bizi tüm tuhaflıklarını koruyan deneyim ve davranış biçimleriyle başbaşa bırakıyor.
 


 

Ana Hatlarıyla Dünya Tarihi-1

Ana Hatlarıyla Dünya Tarihi-1

Yazar: H. G. Wells
Çevirmen: Mehtap Gün Ayral
Yayınevi : Mitra

Atatürk’ün dünya tarihini bir bütün olarak değerlendirme, uluslararası işbirliği, bölgesel antlaşmalar ve bir Dünya Federasyonu oluşturma konularında etkilendiği çağdaş yazarlardan biri de H.G. Wells (1866-1946)’tir.

Wells bu kitabın bir bölümünde ‘tarihin ancak disiplinlerarası bir çalışma ile yazılabileceğinden’ bahsediyordu. Kitaptaki bu cümle Mustafa Kemal tarafından işaretlenmiş, yanına da tarihçiliğin artık jeolojistlerin, paleontolojistlerin, ambriyolojistlerin, her kesimden doğa bilimcilerinin, ruh bilimcilerinin etnolojistlerin, arkeolojistlerin, filolojistlerin ve tarih uzmanlarının ortak çalışmalarıyla şekilleneceği” notu düşülmüştü…Esquisse de l’Histoire Universelle‘i okuyan Mustafa Kemal hem bu yeni tarih anlayışının açtığı engin ufuklardan etkilenmiş hem de Türk milletinin tarihini dünya ve insanlık tarihi içerisine onun bir parçası olarak yerleştirebilme fırsatı yakaladığı için heyecan duymuştur. Derhal Ankara’daki Fransızca bilen aydın ve eğitimli kişileri yanına toplamış; kitabı fasiküller halinde bölerek Türkçeye çevirmelerini istemiştir. Sonrasında ise Maarif Vekaleti tarafından Devlet Matbaası’nda Cihan Tarihinin Umumi Hatları adı ile beş cilt olarak bastırılmıştır.

1931’de hazırlanan tarih müfredatının, dünyanın oluşum ve gelişimini anlatan bölümleri, organizasyon ve içerik olarak H. G. Wells’in The Outline of History kitabının kaynak gösterilmeden yapılan derlemesi niteliğindedir.

Nutuk’ta ise tek bir yabancı eserden bahsedilir: Outline of History.Söz konusu bölüm şöyledir: ’’Efendiler, İngiliz tarihçilerinden Wells, iki yıl önce yayınlanan bir tarih kitabı yazmıştır. Eserinin son sayfaları ‘dünya tarihinin gelecekteki safhası’ başlığı altında bazı düşünce ve görüşleri içine almaktadır. Bu görüşlerin yönelmiş olduğu hedef, ‘un gouvernement fédéral mondial’ yani ‘birleşik bir dünya devleti’dir. Wells, ‘bütün hakimiyetler tek bir hâkimiyet içinde eritilmezse, milliyetlerin üstünde bir kuvvet meydana çıkmazsa, dünya mahvolacaktır’ der ve ‘gerçek devlet, çağdaş hayat şartlarının bir zorunluluk haline getirdiği birleşik dünya devletinden başka bir şey olamaz, hiç şüphe yoktur ki, insanlar kendi icatları altında ezilmek istemezlerse er geç birleşmeye mecbur olacaklardır’.
 


 

İsminin Güneşi

İsminin Güneşi

Yazar: Ersin Küçükyılmaz
Yayınevi :Bence Kitap

Belki artık bu oda sadece bir dekordu; başarısız, hiç sahnelenmemiş bir oyunun dekoru… Ama en azından duvarlar soğuk ve dingindi. Pencereyi açınca soğuk rüzgâr yüzüme dokundu. Bir arada yalnız duran, kardan saçları ağarmış çam ağaçları, nadir geçen arabaların ezdiği buzun çığlığı, canı isteyince yanan, tembel ve kambur bir sokak lambası… Yalnızca onlar beni anlıyorlardı.
 


 

İsimsiz Bebek

İsimsiz Bebek

Yazar: Hamit İzol
Yayınevi :Destek Yayınları

Şiirleri ilk kez okuduğumda formdan daha çok içeriği takıldı kafama. “Ne çok ölüm var içinde” dedim kendi kendime. Ölüm tüm anlatıların başrolüydü sanki… Ama okumaya devam ettikçe “ölüm” imgesinin aslında yaşamayı ve yaşatmayı arzulayan bir ruhun çığlığı olduğunu anladım. Yaşamın verdiği en büyük ders ölümdür derler. Şiirlerin sanki “Ders alın!” dercesine gerçekleri yüzümüze vurduğunu gördüm. Yaşamanın, hakkıyla, layıkıyla, insanca yaşamanın avucunda kor ateş taşımak kadar zor olduğu bir coğrafya ve kültürde ölümün kendisini esir alamayacağını haykıran bir hassas ruh duydum. İlk kez ölümle, acılarla, travmalarla yaşamayı ve yaşamın adı olan aşkı bu denli canlı anlatan vefalı bir ses duydum. Aleni olmayan, ortaya dökülmeyen, iki kişi arasında vefalı bir içses… Okudukça, şiirlerdeki her ölümün, yaşanan her bir acının aslında bir yaşama ve yaşatma çığlığı olduğunu göreceksiniz. Okudukça bir bireyin dünyaya meydan okumasını göreceksiniz. Şair en gür sesiyle tüm kötülüklere, cehalete, önyargılara, adaletsizliklere, yanlış geleneklere, ihanetlere, vefasızlıklara, sevgisizliklere “Artık yeter!” diyor, en sağır kulaklara… Okuyun ve yaşamın değerini en büyük öğretmen olan Ölüm’den bir kez daha dinleyin. Kavuşmayı ayrılıklardan, sevinci acılardan, ihaneti vefadan dinleyin. Okuyun ve acıların, kederlerin bir insanı nasıl insan yaptığını görün…

Ben özgür soneler diyorum bu anlatılara. Sone tadında ama kural yok, kısıt yok, kelepçeler yok… Duymak isteyene melodi de var, tını da var, ahenk de. Ama önce akıl, önce kalp, önce ruh… Okuyun, zorlama kafiyelere, seslere, melodilere takılmadan, hissederek okuyun. Çünkü bu anlatılar salt kulağa değil, daha çok akla, kalbe ve ruha hitap ediyor. Yoksa ne farkı kalır iyi bir şiirin eğlenceli bir şarkıdan? Ne diyelim; mademki mukadder son ölüm, öyleyse: “Ölecekse aşktan ölsün insan.”

Ercan Akın-Editör
 


 

Dostlar Kitabı-Kendi Patikanda Yürümek

Dostlar Kitabı-Kendi Patikanda Yürümek

Yazar: Enver Aysever
Yayınevi :Doğan Kitap

Birlikte yürüme cesaretidir dostluk,bir başına kalacağını sanırsın oysa ikisindir!

“Dostluklar rastlantısal gelişmiyor. Onca insanla birlikte yola çıktım, ilerledim, ayrıldıklarım oldu. Ama kişiliğime imza koyanlar ayrı renktir. Üzerine titrerim onların. Yaşımın ileri olması, deneyimlerim, okuryazarlığım elbette bakışımı belirler ancak, öyle kişiler olur ki, takındıkları tutumla heykelinize biçim verirken, en değerli izi bırakırlar.”
 


 

 Hayat Yedikçe Güzel

Hayat Yedikçe Güzel

Yazar: Selahattin Dönmez
Yayınevi :Destek Yayınları

Beslenmeye bağlı oluşan rahatsızlıkların önüne geçmek için, besin seçimlerinden yemek yeme alışkanlıklarına kadar bütün davranışları gözden geçirmek gerekir.

Korku salan beslenme programları yerine Anadolu’nun kültürel değerlerini de içeren, doğal ve zengin besin kaynaklarından yararlanarak ideal bir beslenme alışkanlığı edinmek mümkün.

Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez’in kaleme aldığı Hayat Yedikçe Güzel adlı bu kitap hatalı, riskli ve uygulaması güç beslenme listeleri yerine, içselleşmesi kolay, sağlıklı bir beslenme alışkanlığı geliştirmeye yönelik pratik, anlaşılır ve kolay uygulanabilir bilgilerle dolu…

Unutmamak gerekir ki, sağlıklı beslenmek demek kültürel besin mirasını da koruyarak çeşitli besin gruplarından fayda sağlamayı ihmal etmeden dengeli beslenmek demektir.
 


 

İç Dünya Dış Gerçeklik

İç Dünya Dış Gerçeklik

Yazar: Esra Mutlu Dedik
Yayınevi :İthaki Yayınları

İstanbul Psikanaliz Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Derneği (Psike İstanbul) tarafından Boğaziçi Üniversitesi’nde 2018 yılının Aralık ayında 12. Psikanalitik Bakışlar Sempozyumu’nda sunulmuş tebliğlerin gözden geçirilmiş hâllerinin bir araya getirildiği bu kitap, insan tekini ve toplumu açıklamada iddiasını sürdüren psikanalizi bir kavramsal kavşağa yanaştırıyor. İç dünya ve dış gerçeklik arasındaki etkileşim, içerisi ile dışarısını tanımlayan etkenler, konularının uzmanı yazarlarca enine boyuna masaya yatırılıyor. İç Dünya Dış Gerçeklik, psikanalitik ufkun içinde bulunanlar kadar dışında bulunanların da ilgisini çekecek metinlerle dolu bir kaynak.

“İçerisi ve dışarısı birbirini tamamlar, biri diğerinden ayrılamaz. İçerisi sınırlar, hudutlar, bir ayrım, bir farklılaşma, bir ayrılma gerektirir. Kimlik, bireyleşme, birey ve düşünce bir sınır tarafından belirlenir. İçerisi ve dışarısı birbiriyle etkileşir ve birbiriyle zıtlaşırken bir yandan da suç ortağı olurlar. Yaşamak için içerisi, hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu dışarının bazı öğelerini bastırmalıdır. İçeriyi sınırlandırmak aktif bir eylemdir ve kabul edebilmeyi veya reddedebilmeyi, evet ya da hayır deme kabiliyetini gerektirir. Bu kabul veya ret bir iç inşa edebilmek için mutlak bir koşuldur.”
Serge Frisch
 


 

Suret

Suret

Yazar: Kolektif
Yayınevi :İthaki Yayınları

İnsanlık tarihinin kurucu anlatı figürlerinden biri olan kahraman, Suret’in bu dosyasında alanlarının uzmanı çeşitli kalemler tarafından tartışmaya açılıyor. Özne olmanın ne demek olduğu sorusunun giderek yakıcı hale geldiği bugünlerde, bu dosyada yer alan yazıların söyleyeceği önemli şeyler var.

“Müşkül bir varoluşa sıkışıp kalmıştır insan dediğin. Günler ve yüzyıllardır birinin gelip onu bu hâlden çekip çıkarmasını bekler durur. Bilinçdışında tümgüçlü tanrısal kudrete sahip olduğunu sanrıladığı o ‘biri’ insani öznenin kahramanıdır; kahramanlar biz eksikli, eğreti, kaygılı ve arzulu ölümlülerin tanrılarıdır.

Nice kahramanlar gelir geçer, nice kahramanlıklara sahne olur hayat ama varoluşun pürüzleri bâki kalır. Belirsizliğin ve olasılığın ipliğiyle dokunmuş insani varoluş acı, keder ama neşe; arzu, umut ama hüsran; özgürlük, kaygı ama yaratıcılık; hayat ama ölümle doludur. Varoluş kendinden müşküldür; çatlağından hayat da sızar ölüm de ve hiçbir kahramanın kudreti varoluşun çatlağını sıvamaya yetmez. Ama yine de kahramanlara ve kahramanlığa yer var bu hikayede; bu müşkül insanlık durumundan, yaşanmaya değer bir hayat yontmanın mümkün olduğunu anlayan ve anlatan, yaşayan ve yaşatan kahramanlara hâlâ yer var. Annelere, babalara, kardeşlere, arkadaşlara, dostlara ve yoldaşlara, sevgililere, oğullara ve kızlara, öğretmenlere, ustalara, yazarlara, sanatçılara, bilim insanlarına ve filozoflara, bedenimizi ve ruhumuzu sağaltan şifacılara, aydınlık, müşfik, yaratıcı ve cesur zihinler ve yüreklere, kedilere, kuşlara, vapurlara, dağa, taşa, çiçeğe, güneşe ve aya, yağmura ve kara, şiire, romana ve filmlere… Hepsi bu dünyanın hengâmesi içinde bize eşlik eden, varoluş ağrımızı dindiren ve avutan nice mütevazı kahramanlar değil mi? Evet, Suret’in bu dosyasında işte bu doğrultuda ‘Kahramanlar ve Anti-kahramanlar’ temasını işliyoruz.”

Hakan Kızıltan
 


 

Şenlik Ateşi

Şenlik Ateşi

Yazar: Krysten Ritter
Çevirmen: Emre Aygün
Yayınevi :İthaki Yayınları

Abby Williams, on yıl önce nahoş anılarını toprağa gömüp, lise hayatını kâbusa çevirmiş olan insanları ve ailesini geride bırakarak büyüdüğü Barrens kasabasını terk etmiştir. Artık Şikago’da bir çevre avukatı olan Abby, şehirde güzel bir dairede yaşıyor, tatmin edici bir işte çalışıyor ve geçmişini düşünmekten kaçınıyordur.

Fakat Abby yeni bir dava yüzünden kasabası Barrens’a dönmek zorunda kalınca eski yaraları tekrar kanamaya başlar. Kasabanın belkemiği olan ve herkesin sevdiği Optimal Şirketi’ni araştırmaya gönderilen Abby, on yıl önce popüler kız Kaycee Mitchell ve arkadaşlarının sebep olduğu Barrens’ın en büyük skandalı ile şu anki soruşturma arasında garip bağlantılar bulur.

Bu skandaldan sonra ortadan kaybolan Kaycee’ye gerçekte neler olduğunu öğrenmek için çabalayan Abby hayal ettiğinden daha rahatsız edici sırları açığa çıkaracaktır: “Oyun” adında, kasabayı ve orada yaşayanları tehdit eden, tehlikeli bir ritüel.

Şenlik Ateşi, Netflix’in çok sevilen Jessica Jones dizisinin başrolü Krysten Ritter’ın, gizemler ve tehlikelerle bezeli geçmişine yolculuk eden bir kadının ters köşelerle dolu macerasını anlattığı, heyecan dolu ilk romanı.
 


 

tiksinti

Tiksinti

Yazar: Horacio Castellanos Moya
Çevirmen: Süleyman Doğru
Yayınevi :Notos

“Cahil halkların birincil ve başlıca özelliğidir bu, kendi çöplüklerini dünyanın en iyi yeri kabul ederler.”

Sanat tarihi profesörü Edgardo Vega on sekiz yıllık sürgünün ardından, annesinin cenazesi için Kanada’dan ülkesi El Salvador’a dönmek zorunda kalır. Zamanında ülkesinden iğrenerek kaçmıştır ama şimdi kâbusuyla yüzleşmek zorundadır.

El Salvador’daki tek arkadaşı olan Moya adlı yazarla bir barda buluşarak pislik yuvası dediği o ülkede ne var ne yoksa kesintisiz bir monologda yerin dibine sokar: politikacıların yozlaşmışlığı, askerlerin cani katliamları, halkın zevksizliği ve aptallığı, çürümüş eğitim sistemi, mide bulandırıcı El Salvador birası ve yemekleri – tiksintiye müstahak daha nice şey…

El Salvadorlu sürgün yazar Horacio Castellanos Moya’dan hakaret virtüözü Thomas Bernhard üslubunda bir öfke konçertosu.

“Tiksinti elbette ki sadece bir hesap kapatmadan ya da bir yazarın ahlaki ve politik ortam karşısındaki derin ümitsizliğinin ifadesinden ibaret değil, aynı zamanda bir üslup alıştırması, Castellanos Moya’nın Bernhard’ın kimi eserlerine yönelik parodisi ve insanı gülmekten öldüren bir roman.”
– Roberto Bolaño

1 2 3 4 5 6Sonraki sayfa
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)