Yazar: Mehmet Coşkun

Mavili

İstanbul’da yaşayan herkes bilir; Pahalı markaların mesken tuttuğu ışıltılı caddeleri, lüks restoranlardan yayılan çatal bıçak seslerini, tarihi sokaklara yayılmış içi insan dolu butik kafeleri… Bir sokak aşağı indiğinizde ise o siyah beyaz fotoğraflara konu olan, sokakta oynamaktan üstü başı kirlenmiş çocukları, kapı önlerinde kurutulan halıları, camlara asılan çamaşırları görürsünüz. Sonra bir sokak daha aşağı inerseniz, en cesur fotoğrafçıların bile girmeye cesaret edemeyeceği, kuralları güçlüden yana olan yaşamanın bile bir şans olduğu o arka sokakları keşfedersiniz. Aslında bir film seti gibidir İstanbul; Ön yüzeyi tek boyutlu, arkasında ise o güzel yüzeyi ayakta tutmaya çalışan milyonlarca set işçisinin olduğu… Objektif olmak...

Devamı

Baharın Habercisi: İstanbul Film Festivali

Film gibi bir hikâyesi olan bu muhteşem şehrin giderek grileştiği ve çürümeye bırakıldığı bu günlerde, artık az sayıda kalan toprak parçası içinde kendini gösteren çiçeklerden ve betonlara isyan eden rengârenk meyve ağaçlarından takip edebiliyoruz baharı. Şehrin biraz dışında kalan ormanlık alanlar ve sahiller ise herkesin malumu, ‘temasal’ konutların tehdidi altında. Fakat bu karanlık tabloya rağmen erguvanlar hala filizleniyor ve bazı gelenekler hala devam ediyor. Bu geleneklerin en önemlilerinden biri de İstanbul Film Festivali. Ellerinde festival kitapçığı ile Emek, Atlas ve Beyoğlu sinemaları önünde bilet sırasına giren, iki film arası, İstiklal’de koşturarak bir şeyler atıştırmaya giden o güzel insanlar, bu...

Devamı

2018 Oscar Adayı: Uğur Böceği

Christine, Sacramento’da yaşayan, 18 yaşının arifesinde bir genç kızdır. Din merkezli bir lisede eğitim gören ve yaşadığı şehrin sıradanlığını sorgulayan Christine, ailesinin koyduğu ismi kabullenmeyip kendini girdiği tüm ortamlarda Lady Bird (Uğur Böceği) olarak tanıtacak kadar başına buyruk bir karakterdir. Christine, namı-ı diğer Lady Bird, 2000’li yılların başında Birleşik Devletler’de yaşanan terör ve savaş kaygısı içinde, kendi yolunu bulmaya çalışan ve bu yolu da yaşadığı sıradan şehirden uzaklaşmakta bulan bir düşünceye sahiptir. Bunun sonucunda da New York’ta bir üniversiteye girmek için girişimlere başlar. Fakat her konuda ılımlı bir yaklaşım sergileyen babasına karşın ipleri elinde tutan annesi onun önündeki en...

Devamı

Bir Rembetiko Tınısı: Djam

Mübadele döneminin acılarını, Türk ve Yunan ezgilerinin harmanlanmasıyla dışa vuran bir müzik türüdür Rembetiko. Ne kadar hareketli ve hatta tabiri caizse ‘oynak’ olursa olsun sözlerinde barındırdığı keder, tebessümün ardında bir kalp kırıklığı yaratır. Rembetikonun yarattığı bu kalp kırıklığının da ardında yıllarca inişli çıkışlı bir ilişkiye sahip iki milletin ortak mirası saklıdır. Djam işte bu mirasın duygusal yoğunluğundan etkilenen Cezayir doğumlu, Fransa vatandaşı bir Çingene yönetmenin eseri. Yunanistan’da devam eden ekonomik buhranın etkileri, Midilli Adası’nda yaşayan Djam ve üvey babasının da hayatlarını olumsuz olarak etkilemiştir. Adada yaşanan turizm problemi, işlettikleri tavernayı haciz noktasına getirtmiştir. Fakat Djam’ın üvey babası Kakourgos’un her...

Devamı

Resmimi hayal ediyorum ve sonra hayalimi boyuyorum; “Vincent’ten Sevgilerle”

1853 yılında Hollanda’da doğan ve otuz yedi yıllık kısa hayatının sadece son on yılında resim yapmasına rağmen bu kısa zaman dilimine sekiz yüz eser sığdırıp, yaşamı boyunca yalnızca bir tablo satabilen büyük bir sanatçı. Yakın arkadaşı Gauguin ile kavga ettikten sonra kendi kulağını kesip, bir genelevde tanıdığı bir kadına hediye edecek kadar kelimeleri kifayetsizleştiren bir kişilik. Aynı zamanda kardeşi Theo’ya maddi anlamda daha fazla yük olmamak için intihar edecek kadar hassas ve duyarlı bir insan… Resim sanatına olan tutkusunu “Resmimi hayal ediyorum ve sonra hayalimi boyuyorum.” cümlesiyle ifade eden Vincent Van Gogh’la ilgili çekilen son film olan Loving Vincent,...

Devamı
  • 1
  • 2

Günün Sözü