Yazar: Aygül Dursun

Bir ‘Tezer Özlü’ Portresi

Edebiyatımızda Lirik Prenses olarak bilinene Tezer Özlü’ye prenses lakabı yanlış bir yakıştırmadır, bence. Çünkü ne aklın ve deliliğin sınırlarında gezen yaşamı prensesler gibiydi, ne kralın kızıydı, ne de âşık olduğu adamlar onu prensesler gibi yaşatmıştı. Özlü, daha küçük bir çocukken olağan düzeni reddetmiştir ve bu ömrü boyunca sürecektir. Yaşıtları gibi kırlarda, bahçelerde oynamak pek ona göre bir iş değildir, Özlü’nün daha o zamanlarda kendisine ait, yalnız kendisini olduğu bir dünya vardır. Altı yaşındayken kentlere gidip gelen insanlara bakarak; “Bir gün uzak dünyaları ben de tanıyacağım” demiştir. Daha o zamanlarda bulunduğu yere ait olmadığının farkındadır, aslında. Zaten hayatı boyunca hiçbir...

Devamı

Sofie’nin Dünyası

Felsefe sevmeyen, bilmeyen birine tavsiye edilecek muhteşem bir eser. Hem felsefeyi sevdirebilecek hem de hiç felsefe bilgisi olmayan birine felsefenin temel taşlarını olabildiğince sıkmadan, bunaltmadan anlatabilecek harika bir kitap okudum. Kitap 1991’de basıldığından bu yana pek çok dile çevrilmiş, pek çok kişi tarafından okunmuş hatta artık kült eserler arasına girmiş olması zaten yazarın ne kadar etkileyici bir kitap yazdığının kanıtı. Sofie 15. yaş günü yaklaşırken posta kutusunda bir zarf bulur ve tüm hikaye böyle başlar.Bu zarftan sonra sık sık yeni zarflar almaya başlar. Artık posta kutusuna bakar sık sık . Bir ara zarfları göndereni bulmaya calışır. Günler bu sekilde...

Devamı

Kumral Ada Mavi Tuna

Aslında çok sakin mutlu görünen Tuna’nın hikayesi.. Niye mutlu olmasın ki sonuçta; sevdiği meslek olan Edebiyat öğretmenliğini yapıyor, kendisine deliler gibi aşık genç, güzel, doktor karısı gözünün içine bakıyor sürekli. Her gün ilgilendiği kedisiyle hayatından gayet memnun görünüyor. O lanet Salı sabahına kadar… Aslında Salı günlerini çok sever Tuna uğurlu günüdür Salı.. Tabi Tuna bunundan bilincinin kendisine oynadığı bi oyun olarak görür.. Tuna o Salı günü yine her zamanki gibi uyandı uykusundan.Kedisi Kumral’a sabah kahvaltısını verdikten sonra kapıdaki gazeteyi almak için kapıyı açar. Ama kapıda diğer günlerin aksine tomarla gazete vardır. Bunu biraz garipser sadece o kadar.. Gazeteleri incelemeye...

Devamı

Sırça Köşk

Sabahattin Ali Türk edebiyatında öykücülüğün köşe taşlarından biri. Ne yazmış olursa olsun tartışmasız büyük bir okur kitlesine sahip olmuş. Peki nedir yahu bu adamı bu kadar okur kılan nedir bu hayranlık? Benim için tartışmasız eserlerinde Anadolu insanını anlatışındaki orjinalliktir. Yani ne eksik ne fazla tam yerinde tasvirleri var eserlerinde. Ne göklere çıkarmış ne yerin dibine sokmuş. Olduğu gibi tüm çıplaklığıyla anlatmış.Anadolu insanı onun öykülerinde ete kemiğe bürünüp tam bir gerçeklikle hayat bulmuştur.Öykülerinde genelde Anadolu insanını parasızlık, yol, su eğitimsizlik, sağlık sorunlarına değinmiştir. Gelelim Sırça Köşk kitabına; Bilenler bilir kitap 1947’de basılmış daha sonra tekrar toplatılmış. Kitabı okumadan önce ne...

Devamı

Nar Çiçeği

Hani hepimiz bazen bunalırız okulumuz, işimiz, böyle bunaldığım sorumluluklarımız bizi bunaltır. İşte ben böyle bunaldığım zamanlarda kitaplara kaçarım hemen hele kaçtığım kitap böyle sıcacık içimi kıpır kıpır edecek bir kitapsa ne mutlu bana. Nar çicekleri tam olarak bahsettiğim gibi bir kitap. Böyle insanı hiç yormadan bir anda hikayenin ortasına çekiveriyor. Kitap bitince kocaman bir gülümse kalıyor sadece yüzünüzde. Demir ve İpek çocukluktan beri en iyi en yakın arkadaşları. Demir İpek’in her daim kollayıcısı koruyucu meleği, mutlu eden süper kahramanı. İpek ise sevildiğinin farkında bunu sonuna kadar kullanıyor; nazlanmalar, ilgi beklemeler… Daha sonra bir tatlı aşk hikayesine dönüşmesi beklenen hikayemize...

Devamı

Günün Sözü