Diyor ki Tezer Özlü:

Neden yazılır? Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır. İnsanın kendi zavallılığından sıyrılması çok güç bir işlemdir. Ama insan bir kez bu zavallılıktan sıyrılmaya görsün, o zaman yaşamı kendi egemenliği altına alabilir. İşte böylesi bir egemenliği bir iki kişiye daha anlatmak için yazı yazılır.(Ya da kendi kendine kanıtlamak için). Çünkü, insanın kişisel özgürlüğü, kendi dünyasına egemen olmasıyla başlar.

Bazı kitapların okunması için bazı dönemlere ihtiyaç vardır. Eğer o dönemde doğru kitabı bulursak yıllar sonra kitabı, konuyu, kişileri unutsak dahi o kitabın verdiği lezzeti hep hatırlarız. “Kitabı doğru zamanda okumak” sanırım kendi hayatımda şanslı olduğumu düşündüğüm tek konu bu. Tezer özlü de böyle bir zamanda çıkmıştı karşıma. “Yeryüzüne Dayanabilmek İçin” okuduğum ilk kitabıydı daha sonra o açlıkla tüm kitaplarını alıp okumuştum. Şimdi bakıyorum da kitaplığıma hangi söz nerede geçer bilmiyorum ya da hangi kitabın altını daha fazla çizmişim onu da bilmiyorum yıllar geçmiş üzerinden. Ama öyle muhteşem bir zamanda yakalamıştı ki beni işte o hissiyatı hiçbir zaman unutamam. Nietzsche’nin kadın hali gibi gelirdi bana hep Tezer Özlü,  Nietzsche’ye “dahi deli” derdim, Tezer de öyleydi direnmekten yorulmuş bir hali vardı

Ölüme giden yol çok uzun

yoruyor beni

hastalık hiçbir şeyi değiştirmedi

intihar etmek istedim iyi ettiler

delirdim gene iyi ettiler

artık yapılacak bir şey kalmadı

diyordu ve ölüm isteğinin bir hastalık olmadığından bahsediyordu kitaplarında. Ama aynı zamanda tutunmak da işin bir parçasıydı. Yorgunluk kokuyordu kitapları. İnsanlar, betonlar, yüzler her şey hem umutlandırıyor hem de tedirgin ediyordu onu yani benim gördüğüm böyle bir kadındı. Ancak onun da dediği gibi “bir yazarı ancak o yazarın kendi sözcükleriyle okumak gerek.”  Kitaplarına tekrar baktığımda şunlar dökülmüş satırlarına:

 
-“Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yanım yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için.”

– Tek bir kelimeden binlerce anlam çıkardığım günlerde oldu, yazılan uzun cümleleri görmezden geldiğim günlerde. İnsanlara inanamaya çalışmaktan yoruldum. Hayatıma giren her yeni insan, yeni bir yük benim için.

İnsanların gündelik hırsları komik geliyor bana, hayatı ciddiye almıyorum. Yaşamlarına bir kez bile dışarıdan bakmamış insanların, gerçekten dürüst olabileceğine inanmıyorum. Böyle insanları sevmiyorum, onlarda beni. Her şey karşılıklı.

-Artık gitmeyeceğim. Nereden geldiğim sorusunu yanıtlamak istemiyorum. Hiçbir yerden gelmiyorum. Kendimden başka.

-Yalnız sağlıklı insan aklıyla yaşasaydı değmezdi yaşamaya, can sıkıcı olurdu. Tam aksine, güzel olan, dünyanın gökyüzü altında bir deliler topluluğunu andırması.

Yeryüzüne Dayanabilmek İçin-istasyonda yakaladılar beni. Günleri mağazaların içinde yitiriyorlar, insanlara ve satılan eşyaların renklerine bakıyorum. İlgim yok onlarla. Büyük kentte özgürlüğümü solurken yakaladılar beni. Suratım soluktu. Kaçıyor gibiydim.

– Yalnız yaşı olmayan ve dünyalarını kendi içlerinde taşıyan insanlara dayanabildiğimi görüyorum.

Bunlar gibi ve daha fazlası notlar kalmıştı benimde defterimde. Yıllar önce Tezer Özlü ’nün kitaplarından yazdığım notlar yıl 2015. Yeryüzüne dayanamadığınızı hissettiğiniz bir zaman olursa ya da bazıları gibi bu his yaşamınız olmuşsa Tezer’e kulak verin. Yalnız olmadığınızı bilmek biraz da olsa yeryüzüne dayanmanıza yardımcı olacaktır. Son olarak Sezer Duru, Tezer Özlü’nün “Kalanlar” adlı kitabında şöyle bahsediyor Tezer’den

-En korktuğu, en tiksindiği şey baskıydı. Her tür baskı. Her tür baskının insanın özünü yok ettiğine inanmıştı. Bir döneminde yaşadığı elektroşoklar da bir baskıydı. Tüm baskıcıları faşist olarak niteliyor. Bu nedenle,

Elektroşokları uygulayanlar dahil.

Haksız mı?

-Baskıya başkaldıran her zaman haklıdır.”