Yeni Çıkan Kitaplar

William Butler Yeats – Dört – Yıl

William Butler Yeats, yirmi iki yaşında iken ailesiyle birlikte memleketi İrlanda Sligo’dan ayrılıp Batı Londra’ya taşınır. 1887-1891 yılları arasında geçirdiği bu Londra günlerinde birçok edebiyatçı, gazeteci, ressam ile tanışır. Tüm yaşadıklarını not alır ve yıllar sonra bu anılarını “DÖRT YIL” adıyla kitaplaştırır. Yeats’ın edebi dünyasına önemli katkıları olan bu yıllar, O’nun daha sonra Nobel Ödülü almasına kadar gidecek serüveni için de önemli bir temel oluşturur.

Kitap, Ahmet Erbil çevirisiyle geçen yıl Türkçe’ye kazandırıldı. Altta, kitaptan alıntılanmış bazı bölümleri bulabilirsiniz.

William Ernest Henley
William Ernest Henley

Henley ile hiçbir konuda hemfikir değildik ama ben ona kelimelerin ötesinde hayranlık duyuyordum. Fransız modeller üzerine kurulu bazı erken dönem şiirleri dışında onun şiirini sevmezdim. Tydall ve Huxley ile ilişkilendirdiğim bir serbest nazım kullanıyordu ve Bastien-Lepage’nin; “büyük botlarla şaşkın şaşkın bakan budala köylü” resmindeki gibi, şiirini adeta birazdan ayağının kesileceği bir hastane koğuşunun kasveti ile doldurmuştu.
O bizi korkuturdu. Ben ve sanırım hiçbirimiz, onun eleştirdiği bir resim veya kitapla ilgili bir beğeni sözü sarfetmeye kesinlikle cesaret edemezdik. Ama bize kendimizi hep önemli hissettirirdi, Aramızdan hiçkimse, onsuz iyi bir iş çıkarabileceğini, bunun için bir vaatte bulunabileceğini ve onun övgüsünden mahrum olabileceğini düşünemezdi.

Oscar Wilde
Oscar Wilde

Oscar Wilde ile ilk buluşmamda şaşkınlıklar içinde kalmıştım. Daha önce mükemmel cümlelerle konuşan bir adam hiç görmemiştim. Adeta tüm sözlerini bütün gece boyunca büyük bir emekle yazmış gibiydi ama öyle değildi, hepsi spontandı. Bir yakını vesilesiyle veya tesadüfen o gece Henley’lerdeydi.

Wilde, akşam yemeği sırasında ülkesine kendisi gibi özellikler atfederek, hem övdü, hem yerdi: “Biz İrlandalılar şair olmak için fazla şiirseliz. Bizler bir parlak kaybedenler milletiyiz ama Yunanlılardan sonra da en iyi konuşmacılar biziz.” Yemek bittiğinde bana “Yalan Söylemenin Zayıflığı(The Decay of Lying)” kitabının taslağını okudu.

William Morris
William Morris

Morris, patavatsızdı. Dublin’de bir sosyalist piknik organizasyonundaki tek sabit fikirli adama, eşitliğin kolay olduğunu ispatlamak için şöyle demişti: “Ben bir centilmen olarak yetiştirildim ve şimdi gördüğünüz üzere her sınıfa ait olabiliyorum.” Böylelikle yirmi yıl sonra bile hatırlanan yaralar bırakmıştı. Hakkında şöyle dendiğini duymuştum: Bir şeyi hep yanlış yapmaktan korkan ve genelde de yanlış yapan biridir.

George Bernard Shaw
George Bernard Shaw

Taraf tutmak gençliğin ayrıcalığıydı ve Wilde’ın: “Sayın Bernard Shaw’un hiç düşmanı yoktur fakat hiçbir arkadaşı tarafından da sevilmez,” ifadesini hiç unutmamam gerektiğini biliyordum.

Helena Blavatsky
Helena Blavatsky

Ünlü teozofist Madam Blatvasky’i sık sık ziyaret ederdim. Yalnız bir kez gördüğü Balzac’tan, arızaları sebebiyle sevmediği, çok iyi tanıdığı Alfred De Musset’ten, ve yine, çok iyi tanıdığı George Sand’dan bahsederdi. Bir gün şöyle demişti: “Ben ruhlarını şeytana satan insaları merak eder ve onlara acırdım. Ama şimdi sadece acıyorum. Bunu birilerini kendi taraflarına çekmek için yapıyorlar”

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)