Yayımlandığı günden beri en çok okunan “Dünya Klasikleri” arasında yerini hâlâ korumaya devam eden bir roman Siyah İnci.

Yazarı Anna Sewell, çocuk sayılacak yaşta geçirdiği bir hastalık yüzünden yatalak oluyor ve bundan sonraki yaşamında ulaşımını sağlayabilmesi için arabasını çeken bir ata bağımlı hale geliyor. Kendisinin de mahkûm olduğunu bildiği hayvana olan yakınlaşmadan mıdır yoksa ailesinin ona iyi kalpli ve her anlamda güzel bir insan olması için aldırdığı iyi eğitimden midir bilinmez, ilk kitabında (aynı zamanda tek kitabı) hayvanlara yapılan eziyette farkındalığı arttırmak için bir atın biyografisi olan “Siyah İnci” yi kaleme alıyor.

Tabii ki atlar başta olmak üzere hayvanlara yapılan eziyeti fark edebilmek ve bunu kaleme alabilmek için her şeyden önce arı bir vicdana ihtiyaç var. Sanırım Sewell ‘de de bu fazlasıyla mevcut. Söylediğim gibi kitap, adıyla aynı ismi taşıyan güçlü at Siyah İnci’nin biyografisini içeriyor.

Siyah İnciKitabi okurken bir hayvandan öğreneceğimiz ne kadar çok şey olduğunu fark edince yeise düşmedim değil. Sözde tek akıllı, tek duygulu, tek değerli canlı olarak kendini gören insanoğluna öyle güzel mesajlar var ki kitapta. Anlayabilene…

Moda, günümüzde toplum çoğunluğunun nasıl aklını kuşatmışsa, o dönemlerde de durum pek geri kalır değilmiş ve hatta biraz daha caniceymiş.

“Bence moda dünyadaki en kötü şeylerden biri” diyor, kitapta bahsi geçen at Oliver.

Atlara takılan ve başlarının yukarda dimdik durmasını sağlayan mengene kayışı meğer modadan nefret eden bu asil hayvanların en büyük korkusuymuş. Bakınız güçlü hayvan Siyah İnci ne diyor:

İnsanlar, hep doğadan iyisini yapabileceklerini ve Tanrı`nın yaptığını düzeltebileceklerini sanıyorlar.

Evet, ismine “moda” denilen kör bir uyuşukluk ile insanoğlunun yapamayacağı çirkinlik yok ne yazık ki. İyilik, güzellik, doğruluk gibi kavramların yaşam döngümüzü oluşturması gerekirken “beğenilme çabası” ile yürüyemediği halde 20 cm ‘lik topuklu ayakkabıyı ayağına takıp sonra bileğini burkan bir kadının çektiği ıstırap, mengene kayışı takılan bir atın çektiğinden çok daha az ne yazık ki. İkisinde de temel dürtü “beğenilme”.

Fatma AcarHazır iyilik demişken size kitaptan bir alıntı daha vereyim:

“Zalimlik şeytanın işaretidir. Zalimlikten zevk alan birini gördüğümüz zaman onun efendisini anlayabiliriz, çünkü şeytanın en baştan beri katil ve en sonuna kadar işkenceci olduğu doğrudur. Oysa komşularını seven, insanlara ve hayvanlara şefkat gösteren insanları gördüğünüzde, bunun Tanrı`nın işareti olduğunu bilebilirsiniz. Çünkü ‘Tanrı sevgidir'”.

Kitap yayımlandıktan sadece birkaç ay sonra maalesef hayatını kaybeden Anna Sewell ‘in amacının “İnsanları atlara şefkat ve sevgi göstermeye, anlayışlı davranmaya teşvik etmek” olduğunu biliyorken, günümüzde at arabalarının önünde canını alırcasına koşturulan atları görünce Sewell ‘in temennisinde ne kadar haklı olduğunu görüyor ve bizim de aynı amaca hizmet etmemiz gerektiğine inanıyorum.

Bu kitabı okuyun ama yalnız değil, çocuklar için de yayımlanan çevirisini, vicdan ve sevgi ile büyütmemizin en büyük erdem olduğunu bildiğimiz yavrunuz ile okuyun. Çünkü vicdan ve sevgi, yaşamı şekillendirendir.

Siyah İnci
Anna Sewell
İş Bankası Kültür Yayınları
Türkçesi: Özdemir Nutku
248 Sayfa, 2016