Kitapkolik
KitapKitap İncelemeleri

Uzun Bir Mektup

“Otuz senedir senedir sesim çıkmadı, otuz senedir taciz. Sonunda sesim patlıyor; biraz alaylı, biraz küçük görücü.

‘Ağabeyin karşı hiç az da olsa sevgi duydun mu? Şimdiden, soğumamış bir ceset üzerine yeni bir yuva inşa etmek istiyorsun. Biz Modou için dua ederken sen ilerideki düğün kutlamalarını hayal ediyorsun….Bir kalbim ve beynim olduğunu, elden ele geçirilecek bir eşya olmadığımı unutuyorsun. Evliliğin benim için ne demek olduğunu bilmiyorsun. Bu bir inanç ve sevgi işidir, kendini sahih seçtiğin ve seni seçen bir insana tamamen teslim etmek….. Asla senin koleksiyonunu tamamlayan parça olmayacağım’…” dedi Ramatoulaye, kısa süre önce ölmüş olan kocasının, üç eşi olan erkek kardeşine. Bu konuşma onun geleneklere karşı duruşuydu.

Kitabın yazarı Mariama Bâ, Senegal’de kadın hakları ile ilgili birçok çalışmaya katılmış olup ‘kadın erkek arasındaki eşitsizliği kaldırmak için sarf ettiği çaba’ sonunda Uzun Bir Mektup’u yazmıştır.

Mektup, dul Ramatoulaye’nin, en yakın arkadaşı Aissatou’ya, eşinin ölümünden önce ‘aldatılışı’nı, 12 çocuğu ile olan yaşamını ve eşinin ölümünden sonra yaşadıklarını anlattığı ‘kısa bir yaşam öyküsüdür ‘ aslında.

Ramatoulaye’nin “ Mawdo seni seviyordu. İki günde bir annesi ‘ölmesin’ diye, ‘görevini yerine getirmek’ için öbür karısını görmeye gidecekti. Sen, senin mutluluğuna son verenlerden çok daha yüce gönüllü olduğunu gösterdin! … Daha önce başkaldıran pek çok eşin başını eğdiren bu basmakalıp gerçekler sende beklenilen mucizeyi gerçekleştirmedi. Seni kararından caydırmadı. Mawdo’ya bir zamanlar senin olan yatağın üzerine bir mektup bırakarak ayrılmayı, dört oğlunla dönüşü olmayan bir yola girmeyi seçtin.” Dediği Aissatou, kocasının eve 2. Bir eş getirmesi üzerine çocuklarını alarak evden ayrılmış, kendini geliştirip meslek sahibi olmuştur. ‘ haksız bir davada suçsuz bir kurban ve yeni hayata başlayan cesur bir öncü.’ idi kahramanımız için. Ancak kendisi arkadaşı kadar cesur olamamıştı, eşinden ayrılamamıştı. Çok zaman sonra yaptığı yanlışı fark etti ve dedi ki kendine, kendi gibi olanlara;

“ Ayrılayım mı? Bir adamla yirmi beş yıl yaşayıp on iki çocuk doğurduktan sonra sıfırdan mı başlayayım? Bu ahlaki ve maddi sorumluluğun yükünü taşıyabilmek için yeterli enerjim var mıydı? Ayrıl! Geçmişe bir çizgi çek. Her şeyin tozpembe olmadığı ama en azından temiz olduğu yeni bir sayfa aç. Şimdi o sayfada kayda geçecek şeylerde artık ne sevgi, ne güven, ne yücelik, ne de ümit var. Evliliğin bu çirkin yüzünü bilmiyordum. Öğrenme! Kaç! İnsan affetmeye başladığında bir sürü hata bir çığ gibi düşer ve yapılabilecek tek şey tekrar affetmektir ve affetmeye devam etmek. Ayrıl, ihanetten kaç! Kendine sorular sormadan uykuya dal, en ufak tıkırtıda irkilmeden , paylaştığın kocanı beklemeden.” Sonunda cesaretini toplamıştı. “Savaşabilmek için acımı bir kenara ittim…” dedi, mektubunda arkadaşına.

Bu iki kadın birbirlerine destek olmuşlar acılarını paylaşmışlardı. Geleneklere direnen iki kadındılar. Ramatoulaye “ Arkadaşlıkta, aşkta olmayan harika şeyler vardır. Zorluklar arkadaşlıkları güçlendirir, aşkı ise öldürür. Arkadaşlık zamana dayanır, çiftler ise sıkılır ve ayrılır. Arkadaşlıkta aşkta olmayan yüce mevkiler vardır.” Der arkadaşlığın özünü anlatırken. geçekten de öyle değil midir?

‘Terk edilen’ Ramatoulaye, boşanmasa da kendi başına yaşamanın özgürlüğünü keşfetmiş ve güçlenmiştir. Ayrılmaya karar verdiğinde ise kaderin garip oyunu ile eşi ölür. Artık resmi olarak kocasızdır. Bu kez de gelenekler ile mücadelesi başlar. Eşinin kardeşinin evlilik isteği sahip olduğu gücün önünde duramaz. Red eder.

Ya ilk aşkınız gelse size, hadi yeniden başlayalım dese? Ramatoulaye’nin ilk aşkı da gelir ona. İki eski aşıktır onlar! “Hayatın tadı aşktır. Tuzu da aşktır” diyen kahramanımız, ilk aşkına ne cevap verdi sizce?

“… daha dün bir kadın yüzünden terkedilen ben, kendimi seninle ailen arasına koyamam..” aşık da olsa kendi yaşadığını bir başka kadının yaşamasına izin vermemiştir Ramatoulaye…Aşkı uğruna ikinci eş olmayı da red etmiştir aynı zamanda. Kaç kadın bu kadar güçlü? aslında tüm kadınlar bu kadar güçlüdür. Mesele buna inanmakta…

Etiketler
Daha Fazla Göster

Dilek Özcan

"Okudukça büyüdüğüme, paylaştıkça çoğaldığıma inanıyorum. Bu yüzden de okuduklarımı yazmak büyük keyif veriyor. Her okuyan bir diğerine kılavuzdur, aslında. Umarım, Kitapcafe'de faydalı bir kılavuz olurum."

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı