Kolay bitiremediğim, sık sık ara vererek okuduğum bir kitaptı. Çoğu kişi bir solukta okuduğunu söyler sorarsanız ama ben nefes alamadım okurken. Bu yüzden bir hafta kadar ara verip devam ettim hikâyeye.

Akıcılığında hiçbir sorun yoktu tam tersine müthiş akıcıydı. Çok sevdiğim bir tarzı vardı yazarın. Cümleleri yalın ama çarpıcıydı. Okuduğum en iyi kitaplardandı, bu doğru. Ama beni çok korkuttu. Uzun bir süre çok övülen diğer kitabı Bin Muhteşem Güneş’i okuyamayacağımı düşünüyorum.

Hasan ve Emir, Afganistan’da, Kabil’de yaşayan iki arkadaş. Biri zengin iş adamının oğlu, diğeri onların hizmetkârının oğlu. Arkadaşlıkları derseniz Hasan’ın fedakârlıkları üzerine kurulu derim. Aralarında bir bağ var bu doğru fakat Emir yani zengin olan çocuk, babasının daha sert olması gerektiğini söylemesinden dolayı şaşkın ve baskı altında hissediyor. Bu da etrafında bulduğu zayıf kişiliklere üstünlük taslamasına neden oluyor. Yani eğer babasından gerekli desteği görebilse daha mutlu bir çocuk olur ve Hasan’ı ezmeye çalışmak yerine, arkadaşlığının tadını çıkarırdı. Çünkü Hasan Emir’i ne kadar seviyorsa, Emir de Hasan’ı o kadar seviyor. Ama Emir’in ve Hasan’ın karşı karşıya kaldığı acı bir olayda Emir Hasan’ı koruyamıyor. Hasan her ne kadar ona bağlılığını sürdürse de kendini bir türlü affedemeyen Emir onu kendinden daha çok uzaklaştırmak da buluyor çareyi.

Yıllar geçince işgal başladığında Emir ve babası Amerika’ya kaçıyorlar. Emir böylece geçmişinden de kaçtığını düşünüyor. Ama yanılıyor. Yıllar geçiyor belki ama bir gün ona gelen bir telefon Emir’e azabını dindirme ve yeniden iyi bir insan olabilme yolunu açıyor. Ama bu yol kolay bir yol değil. Emir her zorlukla karşılaştığında biraz daha hafifliyor.

Herkesin dediği gibi çok ağladım. Ama ben bir kitapta ağlarken kendim yaşamışım gibi acı çekmemiştim daha önce. Ben sanırım herkesten daha farklı etkilendim. Bu yüzden canım acıyor. Yani biri bana “Nasıl bir kitap?”, diye sorsa ne cevap veririm, bilmiyorum. “Şahane! Hemen oku.”, diyemem. “Hazırsan okuyabilirsin. Sana kalmış.”, derim.

Kitap Açıklaması
Emir ve Hasan, Kabil’de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk…

Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir’le Hasan’ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkarının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur. Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır.

Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California’ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan’ın hatırasından kopamaz. Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları….

Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasının yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişinin aşama aşama gözler önüne seriyor. Uçurtma Avcısında anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanını diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü…

Uçurtma Avcısı
Khaled Hosseini
Everest Yayınları
375 sayfa

Ayşe Ayhan
Kitap Cafe
https://www.instagram.com/bikahvebikitap/