Kitap

Türklerin en bilinen epik destanlarından: Dede Korkut Hikayeleri

(Dede Korkut Hikâyeleri, Dede Korkut Masalları, Dede Korkut Kitabı; kendi adıyla Kitāb-ı Dedem Korkud Alā Lisān-ı Tāife-i Oġuz Han) – Oğuz Türklerinin en bilinen epik destanlarındandır. 15. Ve 16. Yüzyılda yazıya geçirilmiştir. Dede Korkut Kitabı’ndaki hikâyeler târih boyunca dilden dile, anlatıcıdan anlatıcıya aktarılan bir sözlü gelenek ürünüdür.

Eser
Dede Korkut Kitabı, destansı Oğuz hikâyelerinin bir toplamasıdır. Çok önce teşekkül eden ve asırlarca Türklerin arasında yaşayıp gelişen bu destanlar nihayet 15. Asrın sonları ile 16. Asrın başlarında yazıya geçirilmiştir.1 Eserde nazım ve nesir bir arada verilmiştir. Kıpçakların ve Hristiyanların OğuzTürkleriyle yaptığı mücadeleler Dede Korkut Kitabı’ndaki bazı kısımların ortaya çıkmasına sebep olmuş olabilir.

Nüshalar
Yüz temel eser içinde yer alan Dede Korkut Kitabı’nın biri Dresden’de, öbürü Vatikan’da olmak üzere iki yazması vardır. Dresden nüshası 12, Vatikan nüshası6hikâyeyi içine almaktadır.

Dede Korkut
Dede Korkut destanların ilk anlatıcısıdır. Hikâyelerinde veli bir kişi olarak ortaya çıkar. Oğuzlar önemli meseleleri ona danışırlar. Keramet sahibi olduğuna inanılır. Gelecekten haberler verdiği söylenir. Ozan ve kamdır. Oğuzname’de, Dede Korkut’un 295 yıl yaşadığı ve İslam dini peygamberi Hz. Muhammed’e elçi olarak gönderildiği anlatılmaktadır. Oğuz Han’a vezirlik yapmış olduğu da bilinir. Dede Korkut, Kopuz çalıp, hikmetli sözler söyler. Kopuzuna da kendine duyulduğu gibi saygı duyulur. Bazı rivâyetlerde ise İshak peygamberin soyundan olduğu söylenir. 9 ila 11. Yüzyıllarda Türkistan’ın Aral Gölü bölgesinde Seyhun nehrinin Aral Gölü’ne döküldüğü yerde doğduğu, Ürgeç Dede adında bir oğlu olduğu ve bu bölgelerde hüküm süren Türk hakanlarına danışmanlık yaptığı destanlarından anlaşılmaktadır. 570-632 yılları arasında (Hz. Muhammed zamanında) yaşadığı da rivâyet edilir. Dede Korkut Kitabı’nda bir hikâye bittikten sonra çıkar bir destan söyler ve dua eder.

Hikâyelerde Yer Alan Eski Türk Gelenekleri
Hikâyelerin hepsinin bir toyla (eğlenceyle) başlaması eski bir Türk geleneğinin göstergesidir. Çocuklara ad verilirken yaptıkları işin gözetilmesi de eski bir Türk geleneği olarak kabul edilmelidir. Örneğin Boğaç Han, ismini boğayı öldürmesiyle almıştır. Toy etme; Oğuzlar mühim konularda karar vermek için toplantı yaparlardı. “Kudretli Oğuz beylerini hep çağırdılar evlerine getirdiler. Ağır misafirlik eylediler.”

Bazı Karakterler
Kitapta geçen bazı karakterler şu şekildedir. Daha önemli görülenlere sözlük maddeleri arasında yer verilmiştir.

Dede Korkut Hikayeleri

Kazan Han: Oğuz elinin Salur boyundandır. Oğuz yiğitlerinin başında beylerbeyi Kazan Han durur. Bayındır Han’dan sonra Oğuz beyleri Kazan hanı kendilerine başkan, hükümdar, hem de arka, sığınacak sayarlar. Kazan Han’ın mertliği, kahramanlığı, devlet başkanı, komutan olarak tedbirliliği Oğuz iline huzur, saadet getirir. Kazan Han annesine büyük saygılı bir oğul, hanımını kalpten seven koca, oğlunun bir yiğit olarak yetişmesine çalışan, onun kahramanlığı ile iftihar eden babadır. Düşmana eğilmeyen, en zor anlarda bile kendini, halkını, sındırmayan Kazan Han, Oğuz yiğitlerinin en olumlu özelliklerinin taşıyıcısı olarak anlatılır.

Basat: Dede Korkut Kitabı’nda geçen bir karakterdir. Burada Tepegöz’ü öldüren kahramandır. İsminin manası Eski Türkçede akranlarından üstün anlamına gelir. Basat, Dede Korkut’un eldeki on iki hikâyesinden birinde ana karakterken birinde de sadece adı geçer. Hikâyelere göre Aruz Koca’nın küçük oğludur. Çocukken ormanda yapılan bir av sırasında kaybedilmiş ve aslanlar tarafından yetiştirilmiştir. Bu yüzden diğer Oğuz beylerinin aksine Oğuz toplumuna karşı mesafeli durur. Diğer beyler arasındaki dayanışma ruhu Basat’ta yoktur, bir yabani gibi tek başına savaşır. Basat’ın ağabeyi Kıyan Selçuk, Tepegöz tarafından öldürülür. Babası Aruz Koca Tepegöz’ün elinde perişan olur. Diğer şanlı Oğuz beyleri de Tepegöz elinde teker teker mahvolur. Sonunda ağabeyinin intikamını almak isteyen Basat, tek başına Tepegöz’ün peşine düşer ve önce onu kör edip sonra başını keser. Basat’ın Tepegöz’ü öldürdüğü hikâye, Homeros’un Odysseia’da anlattığı kiklop öyküsüne benzerlikler içermektedir. Oğuzlar arasındaki iç savaşın anlatıldığı bir başka Dede Korkut hikâyesinde ise Basat’ın adı bir yerde geçer. Aruz Koca tarafından yaralanan Bamsı Beyrek, Basat’ın gelip de evini ocağını yağmalamasından korkmaktadır.

Karaca Çoban: “Dede Korkut” Destanına Oğuz toplumunun yüksek tabakasına mensup kahramanların yanı sıra, halk tabakasının mert adamları da katılırlar. Böyle kahramanlardan biri de Karaca çobandır. Karaca çoban kendi mertliği, cesurluğu, sadakati ile beylerden geri kalmaz. Oğuz iline düşmanlar saldırdığı zaman Karaca çoban yurdunu savunur, düşmanın zorbalığından korkmaz, onların önerdiği malı reddeder.

Salcan (Sälcan, Selcan) Hatun: Selcan Hatun, Kitab-ı Dede Korkut eserinde Kanturalı’nın nişanlısıdır. “Sarı tonlu” lakabı “Selcan Hatun”un aşırı güzel olduğunu gösterir. Selcan Hatun için kullanılan “güzeller serveri”, “ince tonlu” tanımlamaları da onun güzelliğine işarettir. “Selcan” eski Türk dilindeki “Sel/Sal” ve Fars dilindeki “Can” sözcüklerinin bileşimidir. Can huzuru, aydınlık sima, parlak ten anlamına gelir.

Uruz Bey: Dede Korkut boylarında oğuz yiğitlerinin en karakteristik temsilcilerinden biridir. O cesur, eğilmez bir savaşçıdır. Kazan Han’ın oğludur. Babasının uğrunda savaşıp onu esirlikten kurtarır. Annesinin onuru için tereddüt etmeden ölmeye razı olduğunu bildirir.

Dedem Korkut

Hikâyeler
12 öyküden oluşur (Parantez içindekiler Vatikan nüshasındaki adlardır):

1. Dirse Han Oğlu Boğaç Han (Hikâyet-i Han Oğlu Boğaç Han)
2. Salur Kazan’ın Evi Yağmalanması (Hikâyet-i Salur Kazan’ın Evi Yağmalanduğudur)
3. Kam Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek (Hikâyet-i Bamsı Beyrek)
4. Kazan Bey Oğlu Uruz’un Tutsak Olması (Hikâyet-i Kazan Begün Oğlu Uruz)
5. Duha Koca Oğlu Deli Dumrul
6. Kanlı Koca Oğlu Kanturalı
7. Kazılık Koca Oğlu Yegenek (Hikâyet-i Kazılık Koca Oğlu Yegenek Bey)
8. Basat’ın Tepegöz’ü Öldürmesi
9. Begin Oğlu Emren
10. Uşun Koca Oğlu Segrek
11. Salur Kazanın Tutsak Olup Oğlu Uruz’un Çıkarması
12. İç Oğuz’a Taş Oğuz Asi Olup Beyrek Öldüğü (Hikâyet-i Taş Oğuz İç Oğuz’a Asi Olup)

Dirse Han Oğlu Boğaç Han
Dede Korkut Kitabı’nın bölümlerinden birini oluşturan öykü. Bayındır Han’ın sohbetine giden Dirse Han’ın Kara Otağa oturtulması ile Dirse Han’ın karşılanması sırasındaki duygu ve düşünceleri ile oğlu Boğaç Han’ın kahramanlıklarını anlatan Dede korkut hikâyesi. Bayındır Han hükmettiği halka her sene büyük şölen düzenler, yine bir sene gelecek konukların üç ayrı çadırda ağırlanmasını emreder. Bunlar Ak, Kızıl ve Kara çadırlardır. Ak çadır oğlan çocuğu olanlara, Kızıl kız çocuğu olanlar için, Kara çadır ise hiç çocuğu olmayanlar içindir. Bayındır Han çocuğu olmayanları, üremeyenleri Tanrı’nın lânetledikleri olarak görür. Dirse Han’ın ise çocuğu yoktur yanındaki 34 adamıyla geldiğinde bu davranışı hoş karşılamaz ve hanımına hesap sormaya karar verir. Hanımından hesap sorarken kendini öğüt dinlerken bulur, ama öğüdü de tutar ve büyük yemek düzenler. İnsanlara yardım eder hayır duası alır ve sonunda sağlıklı bir oğlu olur. Oğlan büyür ve Bayındır Han’ın büyük boğasıyla güreşir, kuvvetli yumruğuyla boğayı dizginler ve yener. Şan kazanır Dede Korkut’un iltifatlarına nail olur, babası tarafından da ödüllendirilir. Bunu kıskanan babasının 34 adamı fesatlık düşünürler ve babasını Boğaç Han’a karşı doldururlar. Bir av düzenlerler ve o sırada türlü oyunlarla oğlanı babasına vurdururlar. Boğaç Han mûcizevi şekilde annesinin yardımıyla kurtulur ve babasına eziyet eden, kaçıran 34 adamı yener. Halkına barış getirir.

Salur Kazan’ın Evi Yağmalanması
Dede Korkut hikâyeleri arasında yer alan Salur Kazan’ın Evi Yağmalanması, bir şölen sırasında sarhoş olan Salur Kazan ava gitmek istemesiyle başlar. Dayısının karşı çıkmasına rağmen, oğlu Uruz’u çadırını koruması için bırakıp ava gider. Salur Kazan’ın yokluğunu fırsat bilen düşmanları evini basar, ailesinden olmayan Saru Kulmaş adlı kişi çadırı savunurken, Karaçuk Çoban’ın iki kardeşi de koyunlarını savunurken ölür, karısı Burla, oğlu Uruz ve annesi tutsak edilir. Av sırasında kötü bir düş gören Salur Kazan, kardeşi Kara Göne’ye başvurur, ancak Kara Göne karamsar sanrılarıyla Salur Kazan’ın korkusunu arttırır. Salur Kazan avı bırakıp çadırına döner, olanları görür ve ailesini aramaya başlar. Hikâyede Dede Korkut’un diğer hikâyelerinde de olduğu gibi dönemin göçebe Türk kültürünün öykünün tamamında çok belirgin olduğu görülebilir. Hikâyenin karşılaştırmalı yapısı, barışçı aile kültürü ile savaşçı toplumsal eğilimler arasındaki zıtlaşmaları gösterir. Toplum genelinde savaşçı özelliğiyle saygı gören Salur Kazan’ın savaşçılığının yansıması olan merakı ile aile içinde felakete sebep olması, toplumsal düzeyde kültürle aile düzeyinde kültürün tam anlamıyla örtüşmediğini bize göstermektedir.

Kam Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek
Dede Korkut Kitabı’nın bölümlerinden birini oluşturan öykü. Bamsı Beyrek ve Banıçiçek beşik kertmesidir, ancak birbirlerini tanımazlar. Ayrı ayrı avlanırlarken karşılaşılar, aralarında bir anlaşmazlık yüzünden güreşe tutuşurlar, ancak ikisi de güçte denk olduğu için birbirlerine üstünlük kuramazlar. Bamsı Beyrek kendisini izleyen kırk yiğidin kendisini ayıplamaması için Banıçiçek’e yumruk atar ve kazanır. Banıçiçek ile Bamsı Beyrek’in esir düşmesi sonucunda on altı sene ayrı kalırlar. Bu sürede Banıçiçek mecbûren evlenmek zorunda kalır. Düğün günü Bamsı Beyrek gelerek Banıçiçek’i geri alır. Yıllar sonra Aruz, Bamsı Beyrek’i obasına dostça çağırır. Ancak ona pusu kurmuştur ve onu yakalatıp sağ kolunu keser. Hikâye, Türk kültüründe kadınların da erkeklerle eşit görüldüğünü göstermektedir.

Kazan Bey Oğlu Uruz’un Tutsak Olması
Türk kültürü hakkında önemli bir kaynak teşkil eden ve 15. Yüzyılda yazıya geçirildiği düşünülen Dede Korkut Hikâyeleri içerisinde yer alan hikâyelerden biridir. Kazan Bey, oğlunun henüz bir kan akıtıp, baş kesip isim sahibi olamayışına üzüldüğünü bildirir. Oğlu da babasından nasıl savaş edildiğini, kan döküldüğünü kendisine öğretmesini ister. Kazan Han bunun üzerine oğlunu ava çıkarır, bu sırada düşman gelir ve Kazan Han savaşmaya başlar. Oğluna sadece izlemesini söylemesine rağmen oğlan babasına fark ettirmeden savaşır. Babası, oğlunu bulamaz; evde de göremeyince düşmanla savaşılan yere gelir. Oğlunun kılıcını görünce onun esir düştüğünü anlar. Düşmanla tek başına savaşa giden Kazan Bey, yenilir. Bunun üzerine Hatun kırk kızla ve diğer Oğuz beyleriyle kâfirleri yener. Oğuzlar yurtlarına dönerler. Yedi gün yedi gece yemek yerler, oynarlar. Dede korkut dua eder ve hikâye biter.

Duha Koca Oğlu Deli Dumrul
Dede Korkut Kitabı’nın bölümlerinden birini oluşturan öykü. Deli Dumrul isminde bir er vardır. Deli Dumrul kuru bir çayın üstüne köprü yaptırmıştır. Geçeninden 30 akçe geçmeyeninden döve döve 40 akçe alırdı. Bir gün köprüsünün yayına bir bölük oba yerleşir. Bu obada bir yiğit ölür ve feryatlar üzerine Deli Dumrul atıyla oraya gelir. Feryatların nedenini sorar bir yiğidin öldüğünü öğrenir. Azrail’e kızar ona meydan okur. Onunla dövüşmek için Tanrıya yalvarır. Sonra evine döner. Deli Dumrul bir toy düzenler ve bu toyda Azrail gelir. Deli Dumrul kılıcını Azrail’e savurur ve 266zrail güvercin olup kaçmaya başlar. Deli Dumrul atına binip Azrail’i kovalarken Azrail birden ata gözükür, at ürker ve Deli Dumrul attan düşer. Azrail Deli Dumrul’un üzerine gelir Deli Dumrul Azrail’e yalvarmaya başlar bunun üzerine Azrail kendisine değil Tanrı’ya yalvarmasını söyler. Deli Dumrul Tanrıya yalvarır ve Tanrı Deli Dumrul’a kendi canı yerine can bulmasını söyler. Deli Dumrul annesine ve babasına gider ama onlar canlarını vermezler. Can bulamadığı için karısına gider. Karısı da onsuz bu hayatın hiçbir önemi olmadığını söyler ve kendi canını vermeye razı olur. Deli Dumrul Tanrıya yalvarır ya ikimizin canını al ya da ikimizi de bağışla diye. Bunun üzerine Tanrı onları bağışlar, 140 yıl ömür verir ve annesinin, babasının canını alması için Azrail’e emir verir. Deli Dumrul ve eşi 140 yıl ömür sürerler. Deli Dumrul öyküsü Türk halk inancında “Aylanu” motifinin en güzel ve en yetkin olarak işlendiği yerdir.

Dede Korkut

Kanlı Koca Oğlu Kanturalı
Kanlı (Kanglı) Kocanın, Kan Turalı adlı bir oğlu vardır ve onu evlendirmek ister. Oğlu babasına nasıl bir kız istediğini anlatır. Babası; “Sen kız istemezsin, yiğit istersin,” diye yanıtlar. Kan Turalı yola çıkar ve diyar diyar kız aramaya gider. Trabzon beyinin kızının tam istedikleri gibi olduğunu öğrenirler. Fakat bu kızı alabilmek için besledikleri3canavarı öldürmesi gerekmektedir. Kan Turalı ölümü göze alarak kızın bulunduğu bölgeye gider. Neden geldiğini öğrendiklerinde düşmanlar onu içeri alırlar ve soyundurup boğayı üzerine salarlar. Bu arada kız oğlanı görür ve ona âşık olur. Oğlan boğayı da öldürür. Derisini beyin önüne serip kızını ister. Bu kez aslanı meydana salarlar, aslanı da öldürür. Derisini beyin önüne serip kızı ister. Onlar da bu kez deveyi öldürdükten sonra kızı alabileceğini söylerler. Kan Turalı deveyi de öldürür ve Selcen hatunu alıp gider. Bir yerde konaklarlar, Kan Turalı uyurken düşmanlar onun üzerine yürürler. Kan Turalının annesiyle babası da onların kondukları yere gelirler. Kan Turalı ve Selcen hatun düşmanla dövüşerek yenerler. Atlarına binip babasının yanına varırlar. Bir çadır dikerler ve düğün yaparlar.

Kazılık Koca Oğlu Yegenek
Hanlar hanı Bayındır Han’ın “Kazılık Koca” adında bir veziri vardır ve akın yapmak için kendisinden izin ister. İzin verilince de dağları tepeleri aşıp Karadeniz kıyısında bulunan Düzmürd Kalesine gelir. Kalenin tekfuru “Arşın oğlu Direk” adlı bir beydir. Altmış arşın boyu vardır ve çok kuvvetlidir. Kazılık Koca kaleye gelince, çok çetin bir savaş başlar ama tekfur onu yenip esir alır. Kazılık Kocanın yiğitleri de tekfurla tek tek savaşır fakat hepsi de yenilirler. Ermen adında bir yiğit altı kez onu kurtarmaya çalışsa da başaramaz. Kazılık Koca kalede tam on altı yıl esir kalır. Onun Yeğenek adında bir de oğlu vardır ama ona babasının öldüğü söylenmiştir. Yegenek bir gün arkadaşlarıyla tartışırken babasının ölmeyip tutsak olduğunu öğrenir ve Bayındır Hanın huzuruna çıkıp babasını kurtarmak için izin ve asker ister. Bayındır Han da ona adam verir. Yegenek Oğuz yiğitleriyle birlikte Düzmürd Kalesine saldırır. En sonunda Kazılık Koca’nın oğlu Yeğenek tekfuru yener. Böylece tutsak bulunan Kazılık Koca da serbest bırakılır. Baba oğul konuştuklarında birbirlerini tanırlar. Zorlu bir mücadelenin ardından askerleri ve kaleyi ele geçirirler.

Basat’ın Tepegöz’ü Öldürmesi
En ünlü Dede Korkut hikâyelerinden birisidir. Oğuzların üstüne düşman gelir. Aruz Koca da kaçarken oğlu Basat’ı düşürür. Oğlanı bir aslan alıp besler. Çocuk zamanla büyür. Evine çağırırlar, gelir. Ama tekrar aslanın yanına gider. Bu arada bir çoban su kenarında gördüğü güzel peri kızını çok beğenir. Dayanamaz ve onunla birlikte olur(peri kızının rızası olmadan). Peri kızı bu birleşmeden bir çocuk dünyaya getirir, fakat bu çocuk bir canavardır, bir samanlıkta büyür ve gelişir. Büyüdükçe büyür, dev kadar olur. Bu yaratığın kafasında sadece bir göz vardır ve bu yüzden tepegöz denilmiştir. Bir türlü besleyemezler, ne verseler yer ama doymaz. Dağlara çıkar, harâmi olur. Her gün onlarca insan yer. Bunun üzerine Dede Korkut’u çağırırlar ve Tepegöz’e haraçta anlaşmak isterler. Tepegöz, her gün beş yüz koyunla, bu koyunu pişirecek aşçıya razı olur. O sırada Basat, ailelerin feryatlarını duyar ve sorar. Öğrenince Tepegöz’le savaşmaya gider. Dövüşte Tepegöz’ün gözüne kızgın şişi saplayarak onu öldürür ve halkı tepegözden kurtarır. Burada çobanın peri kızına verdiği zarar sonucu oğuzların başına gelen felaketler, toplumda kadınlara iyi davranılması konusunda ders vermektedir.

Begin Oğlu Emren
Türk kültürü hakkında önemli bir kaynak teşkil eden ve 15. Yüzyılda yazıya geçirildiği düşünülen Dede Korkut Hikâyeleri içerisinde yer alan hikâyelerden biridir. Bayındır Han yine otağını kurdurmuş, gelen hediyeleri alır idi. Ancak, çok üzüntülüydü. Soranlara, “Hediyeler az, ben şimdi bu beylere ne vereceğim” dedi. Gürcistan haracı olan bir at, bir kılıç ve bir çomağı, Begil Beye verip, onu sınır kumandanlığına atadı. Begil bu görevi çok iyi yaptı. Bayındır Han onu onurlandırdı. Bîr gün, Begil Bey ava çıktı. Vurduğu bir geyiğin peşinden giderken, ayağı kırıldı. O halde, güç bela obasına vardı. Çok geçmeden, kırılan ayağı bütün obanın dilindeydi… Begil’in elinden bizar olan düşmanlar, bunu fırsat bilip, Begil’in obasına saldın hazırlığına giriştiler. Begil’in bundan haberi olunca, derin üzüntüye kapıldı. Babasının bu halini gören oğlu, durumu öğrenince, “Ben nasıl bir evlat olayım da, babamın yerine savaşmayayım” diyerek, babasının atına bindi, kılıcını kuşandı, yayını taktı… Kâfirler Begil Bey’in atını tanıyorlardı. Binicisinin de onun oğlu olduğunu öğrendiler. Üzerine vardılar. Oğlan kavgada yenildi. Allah’a yalvardı. Allah Cebrail’e, “Bu kuluma kırk yiğidin gücünü verdim” dedi. Bu sefer, oğlan kâfiri yerden yere vurdu. Kâfir, Begil’in dinini kabul etti. Babası oğluna, karşı kara dağdan yayla, at sürüsünden oldu. Dedem Korkut geldi, bu Oğuzname’yi söyledi. Adı “Begü Oğlu Emren olsun” dedi.

Uşun Koca Oğlu Segrek
Dede Korkut Kitabı’nın bölümlerinden birini oluşturan öykü. Uşun Koca adında bir kişi vardır ve bunun da iki oğlu vardır. Büyüğünün adı Egrek’tir ve yaman, deli dolu bir yiğittir. Bayındır Hanın sohbetine canı ne zaman istese gider. İçeri girdiğinde beyleri çiğneyip Kazan Han’ın hemen önüne oturur. Bir gün Oğuz yiğitlerinden Ters Uzanmış, kendisine kızarak oturduğu yeri hak etmediğini söyler. Egrek bu duruma üzülür ve Kazan Handan akın ister. İstediği izni alan Egrek şölenler verip eğlenir sonra da akına çıkar. Gökçe Denize kadar olan bütün memleketleri yağmalar. Daha sonra Kara Tekfurun çaşıtının (casusunun) bulunduğu Alınca Kalesine gelir. Buradaki ganimetleri toplarken, casuslar onu zindana kapatırlar. Aradan yıllar geçer, Egrekin kardeşi Segrek büyür. Bir tartışmada yiğit olmak istiyorsa ağabeyini Alınca Kalesi’nden kurtarmasını söylerler. Gerçeği öğrenen Segrek ana-babasının yanına gelir ve ağabeyini kurtarmaya gideceğini söyler. Onlar da Segreki bu kararından vazgeçirmek için onu tez zamanda evlendirirler. Gerdek gecesi durumu eşine anlatır ve yıl içinde geri gelmezse evlenmesini söyler. Segrek ana babasının elini öpüp yola koyulur. Bunu duyan tekfur Segrekin önüne altmış asker yollar. Segrek bunları yener. Tekfur bu kez yüz asker daha gönderir. Segrek bunları da yener. Tekfur da son çare olarak Egrek ve Segreki savaştırmaya karar verir ve Egreke, göstereceği kişiyi yendiği takdirde serbest kalacağını söyler. Egreki, Segrekin konakladığı yere gönderirler. Egrek, Segrekin belindeki kopuzu görünce onun da Oğuz elinden olduğunu anlar ve kopuzu eline alıp çalmaya başlar. Çalarken ona dönmesi gerektiğini yoksa onu öldüreceklerini söyler. Böylece kardeş olduklarını anlarlar ve birbirlerine sarılırlar. Daha sonra iki kardeş düşmanla savaşıp onları yenerler ve evlerine dönerler. Davullar çalınır, ziyafetler verilir, iki kardeş birbirlerine sağdıç olurlar.

Salur Kazanın Tutsak Olup Oğlu Uruz’un Çıkarması
Trabzon tekfuru Kazan Han’a bir şahin hediye eder ve bu şahinle ava çıkarlar. Av sırasında şahin, bir kaz sürüsünün peşinden giderken birden Toman Kalesine yönelir. Kazan Han da şahinin peşinden gider; dağlar, tepeler aşar ve sonunda gözünü uyku bürür. İleride bir kale görür ve yanındaki beylere orada uyumayı önerir. Casuslardan Kazan Han ve yanındaki beylerin uyuduğunu öğrenen düşmanlar hemen bu kaleye saldırılar ve yirmi beş yiğidi şehit ederler. Kazan Beyi de tutsak edip Toman Kalesinde bir kuyuya atarlar. Bir gün tekfurun karısı Kazan Beyi merak edip kuyunun başına gelir ve ona nasıl yaşadığını sorar. Kazan Bey de ölülerin yiyeceklerini yediğini söyler. Kadın da bunun üzerine onun oradan çıkarılmasına ve bir domuz damına hapsedilmesina vesile olur. Aradan uzun yıllar geçer ve Kazan Beyin oğlu Uruz büyüyüp bir delikanlı olur. Ama babasının esir olduğundan haberi yoktur. Gerçeği öğrenince anasına çok kızar ve babasını kurtarmak için hemen yola çıkar. Uruz ve ona yardım eden beyler pek çok düşmanı öldürürler. Bunun üzerine tekfur ve bir plan yapar ve Kazan Bey’i Uruz’un karşısına birbirleriyle savaştırmak üzere çıkarır. Durumdan habersiz olan Kazan Bey ve oğlu savaşmaya başlar ama Kazan Bey karşısındaki kişinin oğlu olduğunu anlar ve baba oğul kucaklaşıp hasret giderirler. Daha sonra hep birlikte düşmanı yenerler ve yedi gün yedi gece eğlence düzenlerler.

İç Oğuz’a Taş Oğuz Asi Olup Beyrek Öldüğü
Dede Korkut Kitabı’nın 12 hikâyesinin 12. hikâyesi’ni anlatan öyküdür. Üçoklar ve Bozoklar bir araya geldiklerinde Kazan Han bunlara daima yağma yaptırır. Ancak birgün Kazan Han sadece Üçoklara şölen verir ve diğerlerini çağırmaz. Böylece diğer boylar Kazan’ın kendilerine düşman olduğunu düşünürler ve kendileri de Kazan Han’a düşman olurlar. Aruz, Dış Oğuz Beylerini toplayıp Kazan Han’ı düşman ilan eder. Diğer beyler de bu kararı kabul ederler. Kazan Han’a bağlı olan ve daha önce Aruz un kızını almış olan Beyrek’in de kendi taraflarına geçmesini teklif ederler. Beyrek bu isteği, Kazan Han daha önce kendisine yardım ettiği için geri çevirir. Beyrek’e kızan Aruz onun sağ kolunu keser. Diğer beyler de onun evine yürürler. Beyrek durumu adamları vasıtasıyla Kazan Beye iletir ve ondan yardım etmesini ister. Kazan Han bu haberi işitince çok üzülür ve yedi gün odasına kapanır, dışarıya çıkmaz. Kazan Han’ın kardeşi Kara Göne, Beyrek’in isteğini yerine getireceğini bunun için de kendisinden izin istediğini söyler. Kazan Han kardeşine izin verir. Böylece Üçoklar ve Bozoklar karşılaşıp savaşırlar ama birbirlerini yenemezler. En sonunda Kazan ve Aruz birbirleriyle savaşa tutuşur. Aruz göğsünden yaralanınca diğer Dış Oğuz Beyleri af dilerler. Böylece savaş sona erer.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)