KitapYazar Söyleşileri

Türkiye Polisiye Yazarları Birliği ile Polisiye Üzerine Bir Söyleşi

Dünden bugüne polisiye üzerine anlatılanlar, birliğin kuruluş hikâyesi, birlik üyelerinin okuyuculara önerileri ile keyifli bir sohbet sizi bekliyor.

Konumuz Polisiye, Rotamız Türkiye Polisiye Yazarları Birliği

Edebi bir tür olarak polisiye; aynı ülkemizde olduğu gibi, ilk dönemlerinde dünyada da “üvey evlat” muamelesi görmesine ve “eğlencelik çıtır hikâyeler” damgasından kurtulması için uzun yıllara ihtiyaç duymasına rağmen son zamanlarda bu türde akıl almaz eserler üretilmiştir.

Bir hırsız polis kovalamacası gibi, polisiye yazarı okuyucusunu “kandırmak” ve hikâyeyi esrarengiz hale getirmek için çabaladıkça, polisiye okuru da bütün bu gizemleri çözmeyi öğrenmiş ve okur-yazar etkileşiminin tabii sonucu olarak okur da türün gelişmesine katkı sağlamıştır. Öyle ki günümüz modern polisiyeleri ağızları açık bırakacak derinliğe sahip hale gelmiştir.

Elbette bu derinliği sağlayan okur-yazar etkileşiminin diğer tarafında yurtdışındaki yazarların uzun yıllar önce dernek-birlik anlamında örgütlenmesi, bu örgütlenmenin yazar-yazar, yazar-senarist, yazar-yapımcı gibi farklı interaksiyonlar ile o ülkedeki polisiye edebiyatın gelişmesine ve farklı ülkelerde tanınmasına ön ayak olduğu gibi üyelerinin mali ve sosyal haklarının korunması gibi önemli kazanımlara da sebep olmuştur.

İşte tam bu noktada, yaklaşık sekiz ay kadar önce ülkemiz polisiye yazarlarının Türkiye Polisiye Yazarları Birliği platformu altında bir araya gelerek örgütlenme anlamında ilk adımı attığının bilgisi edebiyat dünyamızda oldukça ses getirdi. Biz de hem birliğin çalışmalarını ve amaçlarını hem de ülkemiz polisiye yazarları dünya edebiyatında kimleri okuyor, kimleri beğeniyor öğrenmek için birliğin kapısını çaldık.

Türkiye Polisiye Yazarları Birliği nasıl kuruldu? Böyle bir birliğe neden ihtiyaç duyuldu?

2016 yılında ikincisi düzenlenen Kara Hafta etkinliği esnasında etkinliğe katılan yazarlar arasındaki sohbet sırasında birbirinden habersiz ve bağımsız olarak, diğer ülkelerde var olan benzeri meslek birliklerinden söz edilmesi ve bunun akabinde “Biz de neden böyle bir birlik yok” sorusuna cevap aranması neticesinde “Benzeri bir birlik kuralım.” fikri ortaya atılıyor. Diğer yazar arkadaşlarca da bu fikrin benimsenmesi sonucu işe girişiliyor. Sonra bir bakıyoruz ki tıpkı Oğuz Atay’ın “İyi şeyler birdenbire olur” dediği gibi birdenbire bir araya gelmişiz.

Neden ihtiyaç duyuldu, sorusunun cevabı aslında kuruluş aşaması ve öncesinde gizli. Şöyle ki; birlik üyesi tüm yazarlar aynı gemide olduklarının farkında ve aşağı yukarı aynı şartlar altında edebiyat dünyasında var olmaya, benzer sıkıntıların üstesinden gelmeye çalışan insanlar. Yalnızken yaşanan sıkıntıların birlikte üstesinden gelme ihtiyacı diyebiliriz.

Öyleyse hemen soralım, ülkemiz polisiye edebiyatının, dolayısıyla yazarların sıkıntıları neler?

Ülkemiz polisiye edebiyatının üretme anlamında hiç sıkıntısı yok desek inanın mübalağa etmiş olmayız. Polisiye edebiyatımız çok bilinmese de köklü bir geçmişe sahip. Birlik sayesinde daha da net ortaya çıktı ki yurtdışındaki muadillerini aratmayacak kadar çok sayıda nitelikli eserlerimiz ve başarılı polisiye yazarlarımız var.

Ancak şunu da belirtmek gerekir ki üretme anlamında böylesi verimli olan polisiye edebiyatımızın diğer sıkıntılarını Türk Edebiyatı’nın mevcut sıkıntılarından ayırmak pek de mümkün değil. Bugün para-kitap, kitap-para alışverişine dayanan, topluma hiçbir katkı ve gelişim vadetmeyen, popülerlikle sınırlı edebiyat sisteminin tüm edebiyat dünyamızı ele geçirdiği bir gerçek. Ortada; sanatın ve sanatçının katili bir medya, seri katillere taş çıkartırcasına edebiyatı ebediyete göndermeye çalışan yayınevleri, gizli ve yalancı tanık kitapçılar ile onlarla güreş tutarcasına güçlükleri tuş etmeye çabalayan fikir emekçilerinin mücadelesi var.

Polisiye yazarlarımız da tıpkı diğer fikir emekçileri gibi telif kitaplar okyanusu şeklini almış er meydanında adını duyurmaya, eserlerini okura ulaştırmaya çalışıyor. Dağıtımdan tutun telif ücretlerine, eserlerin yayınlanmasından tutun niteliksiz ama popüler metinler arasında görünmeye kadar birçok sıkıntı var. Biz mücadelemiz ile diğer fikir emekçileri için de bir meşale olacağımızı ve er meydanını yangın yerine çevireceğimizi düşünüyoruz.

Peki bu sıkıntıların çözümü noktasında neler yapıyorsunuz?

Öncelikle biz bu sıkıntıların çözüm yerinin okur olduğunu düşünüyoruz. Çünkü okur, edebiyat dünyamızı ele geçiren sistemin asıl kaybedeni. Maalesef sistem türlü oyunlarla okuru markaj altına alıyor. Onları tıpkı bir alavere havuzundalarmış gibi nitelikli eserlerden uzaklaştırarak edebi değerden yoksun, herhangi bir alegorisi olmayan, hepsi aynı kalemden çıkmış gibi “akıcı” öykülerle, geçmişin usta yazar ve sanatçılarının kapaklarını süslediği ama her sayısında şehir yalnızlıklarını, manasız alıntılarla süsleyerek “geçmişin tatlı çocuklarıydık” tadında anlatıldığı dergilerle, en olmadık yerde başlayıp en olmadık zamanda biten aşkların anlatıldığı romanlarla, en ufak siyasi olayda aniden ortaya çıkan sözde derin analizler barındıran araştırma kitaplarıyla, hiçbir metafor, metinlerarasılık ya da bir alt metin içermeyen, kamyon arkası yazısından hallice aforizmalardan oluşan kitaplarla boğuyor. Hatta durum öylesine vahim bir hal almış ki fanzinlerde bile yer alamayacak, okul dergilerinde sadece yer işgal etsin diye yayınlanan metinlere benzer yazıları kaleme alanlar “edebiyatçı” diye sunuluyor.

Bu nedenlerle okurun nefes alabilmesi için ülkemiz edebiyatına önem veren, gelişmesi için çabalayan paydaşlarımızla beraber tüm sosyal medya araçları, kaliteli yayın yapan geleneksel medya kurumları vasıtasıyla, eserlerimizi anlatmaya, okurları bizden haberdar etmeye çalışıyoruz. Çabalarımız çok kısa sürede meyvesini vermeye de başladı diyebiliriz. Her geçen gün takipçi sayımız artıyor, üyelerimizin eserlerinin hem okunma oranı hem de sosyal medyada organik gösterimi arttı. Ayrıca beğeni bildiren yorumlarda doğru yolda olduğumuzu, ülkemiz polisiye edebiyatına karşı olan olumsuz algının her geçen gün kırıldığını görüyoruz. Bu durumun okurun nitelikli eserler arayışında olduğunu gösterdiğini düşünüyoruz.

Türkiye Polisiye Yazarları Birliği ile Polisiye Üzerine Bir Söyleşi

Bu noktada şunu sormadan yapamayacağım. Sizce Türk Polisiye Edebiyatı’na karşı olan olumsuz algının sebebi nedir?

İnanın bilmiyoruz. Okurlarla iletişime geçtiğimiz her mecrada bu durumun neyden kaynaklandığını anlamaya yönelik sohbetler yapıyor, okurlarla fikir alışverişinde bulunuyoruz. Gördüğümüz şu; geçmişte polisiye romanı “hafif”, “edebi değerden yoksun”, “boş zaman geçirmelik” gibi kalıplara sokan, bir büyüğümüzün deyimiyle “edebiyat dünyasının zebanilerinin” karalamasından başka bir şey değil. Maalesef sadece polisiye edebiyatla sınırlı değil bu sorun; benzer karalamalar ülkemiz Bilim Kurgu, Fantastik, Korku gibi diğer roman türleri içinde yapılıyor.

Ancak şunu net söylemeliyiz; okurlar eserlerimize ulaştıkça, okunma sayımız arttıkça bu algının tarihin karanlık dehlizlerinde unutulacağına dair inancımız tam.

Anladığım kadarıyla çalışmalarınızı yoğunlukla sosyal medya üzerinden yürütüyorsunuz. Peki sosyal medya ekibiniz kimlerden oluşuyor? Profesyonel yardım alıyor musunuz?

Son sorunuzdan başlayalım. Hayır, profesyonel yardım almıyoruz. Sosyal medya ekibimiz de üyelerimizden oluşuyor. Paylaşımların sürekliliğini sağlayan üç kişilik kemik bir kadro var. Ama paylaşılacak gönderileri, metinleri, görselleri uygunluğuna göre farklı arkadaşlar hazırlıyor. Ayrıca Youtube kanalımızda yayınladığımız sesli öykü, radyo tiyatrosu gibi farklı çalışmaların seslendirme, kurgu, montajında görev alan şimdilik sekiz arkadaştan oluşan bir ekip daha var.

Ayrıca şunu da söylemeden geçemeyeceğiz; birliğin üyesi yazarların büyük bölümünün yaşamlarını idame ettirebilmek için uğraş verdikleri farklı meslekleri de var. Akademisyenler, hukukçular, polisler, gazeteciler, senaristler, çevirmenler, sağlıkçılar, öğretmenler, ekonomistler, farklı görevlerde bulunan memurlar ve müzisyenlerden oluşan oldukça geniş bir aileyiz. Herhangi bir konuda teknik bir bilgiye ulaşmakta hiç zorluk çekmiyoruz. Tam bir uyum içerisinde, kolektif aklın bireysel akıldan üstün olduğuna inanarak, tüm etkinlik ve çalışmalarımızda polisiye edebiyatımızı daha ileriye taşımak için gereken fikir birliği ile hareket ediyoruz.

Öyleyse şöyle birkaç soru daha sormak istiyorum. Polisiye yazarlarımız kimleri okuyor? Dünyadaki polisiye yazarlarından mutlaka okunması gerekenler kimler? Ayrıca okumalarınızda birbirinize danışıyor musunuz?

Yine son sorunuzdan cevaplamaya başlayalım. Elbette birbirimize danışıyoruz. Türkiye Polisiye Yazarları Birliği sadece bir yazar birliği değil, düzenli okuyan insanlardan oluşan bir okur grubu da. Birbirimize sadece kitap tavsiye etmiyoruz, sinemadan tiyatroya, sergilerden bilimsel kongrelere kadar haberdar ediyor, sanatın her alanını takip etmeye çalışıyoruz.

Kimleri okuyoruz sorusuna cevap verirsek çok uzun bir liste yapmamız gerekir ki, bunun yayınlanabilir olacağını düşünmüyoruz. Dünya polisiye edebiyatı noktasında kısa bir liste yapmak gerekirse; Edgar Alan Poe, Agatha Christie, Raymond Chandler, Arthur Conan Doyle, Reginald Hill, Dashiell Hammett, Dorothy L Sayers, Elmore Leonard, Georges Simenon, P. D. James, Ruth Rendell isimlerini sayabiliriz.

Yanıtlarınız için teşekkür ederiz.

İlginiz için biz teşekkür ederiz.

Birlik üyelerinin önerisi olan kitaplar kitap listeleri olarak okuyucuya sunulmuştur. Sitenin yeni yazılarında görebilirsiniz. Tüm Polisiye Severleri de Yerli yazarlarımızı okumaya ve birliği tanımaya davet ediyoruz.

Etiketler

Dilek Özcan

"Okudukça büyüdüğüme, paylaştıkça çoğaldığıma inanıyorum. Bu yüzden de okuduklarımı yazmak büyük keyif veriyor. Her okuyan bir diğerine kılavuzdur, aslında. Umarım, Kitapcafe'de faydalı bir kılavuz olurum."

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)