Dünya edebiyatının önde gelen isimlerinden olan Tolstoy, sadece edebî anlamda değil eğitim çalışmaları ve eserleriyle de öncülüğünü sürdürmüştür. Edebiyat alanına kazandırdığı eserleriyle de sadece kitap yazma amacı gütmemiş bireyin ve toplumun eğitimini, ahlaki gelişimini de önemsemiştir; bu sebeple de eserleri edebî metin olmaktan öte didaktik bir yapıya da sahiptir.
Eğitici Tolstoy kitabı, hem yazarın hayatını, hem eğitime ve hayata bakışını hem de eserlerinin incelendiği bir yapıttır. Kitapla sadece eğitimci olarak değil birey olarak da Tolstoy’u tanıma imkânı bulabilirsiniz.

Eğitici Kimliğinin Oluşumu
Eğitici Tolstoy kitabı, bize yazar Tolstoy’dan farklı olarak Eğitimci Tolstoy’u anlatmaktadır. Tolstoy’un eğitimciliğinin gelişimine göz atalım;

Tolstoy eğitime büyük önem vermiş olup Rousseau (Emile ve İtiraflar), Kant, Pestalozzi, Froebel ve BertholAuerbach, Luther, Schleiermacher gibi eğitimci ve filozoflardan etkilenmiştir. Auerbach’ın Yeni Hayat eserinden oldukça etkilenmiş olup yazarla benzer düşüncelere sahip bir felsefe oluşturmuştur. Diğerlerini okumuş, incelemiş, birçok düşüncelerini benimsemiş ancak onlara karşıt görüşleri de olmuştur. Hz. İsa ve Hz. Muhammed’i de örnek alıp yaşamlarını izlemiştir.
Kendi hatalarından da ders alarak yaşam biçimini şekillendirmiş ve özellikle de son yıllarında İncil’e uygun bir hayat sürmeye gayret göstermiştir.

Tolstoy, yine dünyaca ünlü düşünürlerden Gandi’nin de fikir lideri olmuştur ki Gandi, Güney Afrika’da Tostoy’un Çiftliği adını verdiği bir okul kurmuştur. Sadece o değil dünya da birçok ülkede fikirleri benimsenmiş ve uygulanmıştır. Peki,Tolstoy eğitime önem vermeye ne zaman başlamıştır? Bu sorunun yanıtı yazdığı otobiyografik üçlemesi olan Çocukluk, İlk Gençlik ve Gençlik eserlerinde gizlidir. Bu kitaplarıyla eğitimin önemini okuyucuya yansıtmıştır. Tolstoy üçlemesinde okuyucuya temelde üç farklı öğretmen örneği sunar.
İlk öğretmen olan İvenych (Almanca Öğretmeni) öğrencileriyle arkadaşça iyi ilişkiler kurar, oyunla ve çocukların düşünmesini,hayal kurmasını, sorgulamasını sağlayarak öğretir ki Tolstoy’un en sevdiği öğretmenidir. St. Jenome, otoriterdir. Fiziksel ve yoksun bırakma gibi cezaları vardır. Nefret edilen öğretmendir.Latince derslerine giren profesör ise adam kayıran, üçkağıtçı bir kişiliktir.
Tolstoy bu üç öğretmeni karşılaştırma yapar ve üçünün de yaptığı eğitim sonucunda çocuklarda olan değişimi anlatır.
Karl’dan sonra gelen öğretmenlerin yarattığı etkiyle çocuklarda aykırı davranışlar gösterme, inatçılık etme, zararlı alışkanlıklar edinme gibi sonuçlar olmuşken Karl’ın öğretmenliğinde uyumlu, araştırmacı ve iyi bir öğrencilik örneği sergilemişlerdir.
Tolstoy, Rusya’da YasnayaPolyana’da yaşamış ve okullarını burada kumuştur. Çeşitli sebeplerle okulları kapansa da o eğitimden ve okullarını laboratuvar olarak görmekten vazgeçmemiştir.

Tolstoy, özellikle eğitim konusunda yapılan çalışmaları incelemek üzere Avrupa’daki okulları gezmiştir. Oralarda gördüğü fiziksel ceza ve ezberci eğitim sistemlerini eleştirmiş YasnayaPolyana’da kurduğu okuluyla ilgili ilk fikirlerini oluşturmaya ziyaretleri sırasında başlamıştır.

Eserleri ve Eğitimciliği
Tolstoy’un AnnaKarenina, Savaş ve Barış gibi önemli eserlerini öğretmenliği içerisinde düşünmüş ve kaleme almıştır. Bu iki eserinde de bireysel ve toplumsal ahlakın önemi, eğitimin gerekliliği üzerinde durmuştur.
Tolstoy’un eğitim camiasına ve topluma kazandırdığı eserlerden bazıları ise Küçük Kızlar Büyüklerden Daha Bilge, Azbuka, Yeni Azbuka, Dört Okuma Kitabı, Diriliş, Hayat Üzerine Düşünceler, Bilgelik Takvimi, Hz. İsa’nın Öğretisi, İtiraflarım’dır. Tolstoy, Azbuka, Yeni Azbuka ve Dört Okuma Kitabı adlı eserlerini halka miras bırakmıştır ve telif hakları yoktur.

Tolstoy’un Eğitim Anlayışı
Tolstoy özellikle öğretmen ve öğrenci arasındaki ilişkinin eğitimin temeli olduğunu vurgular. Çocuk merkezli eğitimin en iyi yaklaşım olduğunu belirtir. Çocukların doğuştan iyi olduklarını ve öğrenmeye meraklı bir yapıya sahip olduklarını, çocukların bilgiyi keşfetmesi için fırsatlar verilmesini, dile getirir. Üzerinde en çok durduğu ise ÖZGÜRLÜKÇÜ yapıdaki eğitim anlayışıdır. Çocukların birbirlerinden daha kolay ve akılda kalıcı şekilde öğrendiklerini de ifade eder. Öğretmenlerin de çocuklardan çok şey öğrenebildiğini vurgular.

Eğitim anlayışında; doğallık (doğada/gerçek malzemeyle ve/veya oyunla öğretim), işbirlikçi(öğretmen-öğrenci, çocuk-çocuk), hayal gücü/yaratıclık(oyun, keşif, hikayeleştirme), bireysellik (her çocuğun ilgi ve yeteneği farklıdır), yenilikçilik ve deneysellik (Doğru yöntem denemelerle kendini gösterir. Öğretmen eski yöntemleri geliştirmelidir.), faydacılık (öğrendikleri çocuğun ihtiyacına/faydasına yönelik olmalı; şehirdeki çocukla kırsaldaki çocuğun ihtiyaçları farklıdır, aynı eğitimi almaları yarar sağlamaz) yer almaktadır ki bunlar aynı zamanda iyi bir öğretmende olması gereken özelliklerdir de.

Tolstoy’un öğrencileri ve çocukları onun öğretmen kişiliğini anlattıklarında ortaya çıkan tabloda işbirlikçi, doğal, sevecen, deneysel, yenilikçi ve otoriter olduğudur. Çocukları babalığında ise diğer özelliklerinden başka otorite ve kuralcılığın öne çıktığını vurgular.
Tolstoy, eğitimi sanata ve eğitimciyi de sanatçıya benzetir. Eğitimi “ruhsal gıda” olarak görür. Felsefenin pedagojiye temel olmadığını, iyi bir öğretmen-öğrenci ilişkisi kurmanın soyut yöntem bilimden çok daha önemli olduğunu ileri sürer.

Derslere Göre Eğitsel Yaklaşımları
Okuma yazma öğretimi, birey için okuma yazma öğrenmenin öncelik olmadığı, beceri edinmenin daha gerekli olduğunu ifade etmektedir.
Okuma yazmada ise günümüzdeki kelime ve hece yönteminin ana hatlarını eserlerinde dile getirir. ona göre çocuklar anneden konuşmayı nasıl öğreniyorsa okuma yazmayı da öyle öğretmek kolay olacaktır.

Eğitici TolstoyTek bir yönteme bağlı kalmayıp çocuğa göre yöntemde değişiklik yapılması gerektiğini vurgular. Çocuğun önce okuduğunda anlamı kavramasının önemli olduğunu, çok gerekmedikçe yazı düzeltimi yapılmamasını ifade eder.

Din öğretiminde kendi öğrencilerine belirli zamanlarda İncil’i okuduğunu dile getirir. Ona göre “dini eğitim, bir tür belirli bir dizi inançlarla beyin yıkama olmamalı ancak çocuklara insan maneviyatının evrensel yapısını göstermelidir.” Yenilikçi bir düşünce yapısına sahiptir ve dünyadaki bütün inançları incelemiştir ki Hz. Muhammed hakkında da makale yazmıştır.

Tarih ve coğrafya gibi derslerin genel olarak küçük yaşlarda verilmesinin gerekli olmadığını açıklar. Üniversiteye gelene kadar her iki dersin gerektiği kadar verilmesi yeterli olacaktır. Coğrafya için bireyin bulunduğu bölgeyi tanıması, tarihte de hikayeleştirme yapmanın çocuklar için daha eğlenceli ve akılda kalıcı olduğunu belirtir. (Kendi verdiği tarih derslerinde hikayeleştirmeler yaptığı ve bu fikirlerle Savaş ve Barış kitabının taslak halinin ortaya çıktığı belirtilmekte. Ona göre kurgu ve bazen de abartı olan anlatımlar çocukların daha çok dikkatini çekmekte ve hoşlarına gitmektedir.)

Eğitimi sanat olarak gördüğünden müzik ve resim gibi güzel sanatların doğal dersler olduklarını ifade eder. Çocukların müzik dersinde nota ve ritim gibi konularda eğitim almalarını ancak kendi bestelerini yapmalarının öğretimi daha keyifli ve kalıcı hala getireceğini anlatır. Müziğin gösterilerde sunmak için yapılmamasını çocukların heveslerinin ve doğallığının kaybolacağını da vurgular.

Tolstoy’un yaşadığı yerde çiftçi çocukları için kurduğu okul aynı zamanda eğitim laboratuvarı idi. Okulunda kendi çocukları da eğitim aldı. Yaptığı çalışmalar ve gözlemleri sonucunda bugün bile geçerliliğini koruyan ilkeler, yöntemler ortaya çıktı.

Kitabı okurken her çalışmasında kendini geliştirdiği ve araştırmaya devam ettiğini eserleri ve çalışmalarıyla görebiliyorsunuz.

Tolstoy gibi düşünenler az değildir ki size bu konuda birkaç kitap önerebilirim;

Özgürlük Okulu (Summerhill),Alexander SutherlandNeill
Cahil Hoca, JacquesRanciere
Ölü Ozanlar Derneği, Nancy H. Kleinbaum

Günümüzde Doğan Cüceloğlu, Üstün Dökmen gibi akademisyenlerimizin Tolstoy’u anımsatan eserleri bulunmaktadır.

Tolstoy, hayatının son birkaç yılına kadar eğitim üzerine çalışmalarını sürdürmüş, eğitimcilere önemli katkılar sağlamıştır. Ömrünün son birkaç yılında ise inzivaya çekilerek kendi içine dönük olarak dini bir felsefeyle sade bir yaşam sürmüştür.

Kitaptan Alıntılar
“Her çocuk, kilise ve hükümetin baskıcı ve ideolojik yöntemiyle kirlenmek yerine, kendi içindeki doğuştan gelen iyiliği fark edebilmelidir.”
“Pedagoji açısından Rousseau ve Tolstoy’a göre, çocuk doğal bir şekilde öğrenmesi için kendi haline bırakılmalı. Bir çocuğun tecrübe ettiği istemler, o çocuğun gelişimi için gerekli olan şeyle örtüşür.”
“En önemlisi şunu hatırla: okula geldiğinde, sıralarda saçları taranmış ve taranmamış öğrenciler var, sonra boğazını temizlersin ve kendine sessizce şöyle dersin: bildiğin hiçbir şey işe yaramazAdam’dan Wurst ve Becker’e kadar bildiğin yöntemler faydasız ve şu an en iyi öğretmen sensin. Çocuklara sorular sor, defterlerine bak ve devam et. Birlikte yöntemlerinizi geliştirin ve bu işe yarayacaktır. Bütün soyut yöntembilimin, sistem kırıp dökmekten, aynalarla etrafı kuşatmaktan başka bir anlamı yok; bir öğretmenin eğitimdeki en büyük başarısı bizzat kendinden, doğanın saf itici gücünden gelir.”
“Tolstoy, bir öğretmenin en önemli özelliğinin öğrencilerine ve ailelerinin yaşadığı koşullara saygı duymak ve en önemlisi dürüst olmak olduğuna inanırdı.”
“Öğretmenlik mesleği kutsal bir sorumluluk taşır ancak bu, samimiyetten uzak akılcılıktan ziyade duygularla bir araya getirilmelidir.”
“Tek eğitim yöntemi deneyimdir ve onun da tek kıstası özgürlüktür.’ Öğrencilerin ilerlemeye yönelik doğuştan gelen eğilimleri bakımından ‘özgürlük’ doğal bir biçimde gerçekleşir. ‘deneyim’ önemli der çünkü kuram, ideoloji ya da felsefe ile belirlenmesinden ziyade, öğretmenlerin öğrencilerin ihtiyaçlarını kavrayışları ancak tecrübe ile onaylanır.”
“Tolstoy okulunun onu oluşturan parçaların karşılıklı etkileri sonucunda büyüyen bir ‘canlı varlık’olduğunu söyler.”
“Sınavlar, bir çocuğun gerçek öğrenmenin ne olduğu konusunda yalnızca aklını karıştırır. Sınava hazırlanmayı öğrenme ile denk tutmaya başlarlar…..bir bireyin gerçekten ne bildiğini anlamak için bu kişiyle aylarca birlikte yaşaman gerektiğini ifade eder.”
“Tolstoy öğretmenin görevinin yalnızca, çocuğun içgüdüsel olarak kendisini dengeleyebileceği materyali sağlamak olduğunu ekler.”
“Doğru bir eğitim öğretim, öğretmenin çok ötesine geçer. Aslında doğası gereği tahmin edilemez, özgür ve keşifseldir.”
“Eğitim, özünde eşitlik ihtiyacı olan insan faaliyetidir.”
“Doğru eğitimin dengeli, bütünsel ve bireysel öğrenci ihtiyaçlarına odaklanmış olduğunu ancak çağdaş eğitimin yalnızca yetkili makamların ihtiyaçlarını karşılamak için var olduğunu savunur.”

Eğitici Tolstoy
Daniel Moulin
Hece Yayınları
Türkçesi: Özlem Akçay
256 Sayfa, 2018