Zorlu bir okumadan selam.

Nobel Edebiyat ve Pulitzer ödüllerine layık görülen William Faulkner`ın şu anda dünyanın başyapıt olarak gördüğü romanları kendi döneminde ses getirmemiş, ta ki “Tapınak”ı yayımlayana kadar. Bu kitabı ile beklediği ilgiyi yakalayan hatta önceki romanları da yeniden basılan yazar üslubu ve olay örgüsünün karmaşıklığı ile özgün aynı zamanda da zorlu bir kaleme sahip.

Öncelikle tarzından bahsetmek isterim sevgili okur. Her şeyden önce bilmeliyiz ki Faulkner`ın tek kitabını okuyarak onu asla çözümlemiş olamayız fakat üslubu hakkında bir çok fikre sahip olabiliriz; ilki karmaşa! Evet yazarın kronolojik sırayı takip etmeyip farklı zaman dilimlerine gitgeller yaparken bunu okuyucuya belirtmemesi bazen anlamsız cümleler okuyormuş gibi bir hisse kaptırıyor okuru. Bölüm başlarında tarih ya da herhangi tek bir kelime ile dahi geçmişe döndüğünün belirtisi yok. Olayların gidişatına göre uyanık olan okur kimi zaman anlar kimi zaman da maalesef kaçırır ipin ucunu. Anlatıcı tek olmasına karşın kitap boyunca farklı karakterler açısından olayları anlattığı için de okurun kafası karışıyor ve itiraf ediyorum bazı bölümlerde bakış açısı farklılığından olayları çözümleyemedim. Zorlu okuma olmasına sebebiyet veren tüm bu ayrıntılara rağmen garip bir lezzet bırakıyor sizde kitap. Tam burada konusuna geçmek istiyorum.

TapınakABD`de içki yasağının olduğu bir dönemde ülkenin güneyinde geçer olaylar. Hatta Faulkner`ın “güneyi karaladığı” gerekçesiyle bazı şehirlerde kitabı toplatılmış. Kaçak içki imalathanesinde (Faulkner burada dönemin içki yasağında yaşanan durumlara gönderme yapmış) yaşanan olaylar ile neredeyse bir polisiye romanın kurgusuyla karşılaşıyoruz. Tecavüz, cinayet, mahkeme süreci ve zanlının çocukluk döneminde yaşadığı şu an ki ruhsal durumuna zemin hazırlayan kötü olaylar silsilesi ile aslında oldukça hareketli ve merak uyandıran bir kurgu. Gel gelelim Faulkner bunu alışılageldiği gibi anlatmak yerine anlaşılabilir olay örgüsünü karmaşık hale getirip bizlere sunmayı seçmiş.

Kitapta sosyal konulara da değinmiş çokça. Yaşanan bu korkunç olayda halkın tepkisini hatta kendi ceza yöntemlerini açık yüreklilikle yazmış. İyi ile kötüyü iki ayrı karakter ile çokça karşılaştırmış meselâ. Toplumun ahlâken hafif bulup yaftaladığı bir kadın ile namuslu görünen bir kadının toplumdaki konumlarını karşılaştırıp ahlâkî farkını ortaya koyuyor bazı bölümlerde. Yargının adalet sisteminin var olduğundan bu yana çoğu zaman yanlış yürüdüğüne, hak ve hukuktan yana olanların suçsuzluğunu kanıtlayamadığını da apaçık sunmuş bizlere.

William Faulkner Nobel ödüllü bir yazar olmanın su götürmez özelliği olan sosyal mesaj yükümlülüğünü yerine getirmiş olsa da bence olay örgüsü ve merak uyandıran kurgusu ile de çok konuşulmuş. Ha, tekrar ne zaman Faulkner okurum bilmiyorum… Defalarca bırakmayı düşünüp meraktan devam ettiğimden ve sonunda iyi ki okumuşum sözlerini bana söylettiğinden ara vermek şartıyla yeni bir eseri ile mutlaka buluşacağım.

Tapınak
William Faulkner
Yapı Kredi Yayınları
Türkçesi: Necla Aytür
246 sayfa, 2018