Genel

Şiir galaksisinin hülyalı şairi : Cemal Süreya

1931 senesinde Erzincan’da zaza ve alevi bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Asıl adı Cemalettin Seber’di. 1938’de olan Dersim isyanından göç ederek ailesiyle Bilecik’e sürgün edilmiş acı dolu da bir hikâyeye sahipti.

Bu acıların birikimiydi belki de onu şair yapan ve annesini de erken yaşta kaybetmesiyle de evlendiği her kadında annesini araması boşuna değildir.Çalkantılı bir aile hayatı ve özel hayatı vardı ama çok girmek istemedik zira bizi ilgilendirmez magazin değeri çok olsa da.
Ankara Üniversitesi ‘İktisat ve Maliye’ bölümünden mezun olmuştur. Maliye Bakanlığında müfettişlik ve yardımcılığı ile beraber darphane müdürlüğü gibi birçok konumdan sonra 1982’de emekli olmuştur.

Arkadaşıyla bir iddiaya girmiş ve Süreyya olan soyadını Süreya olarak değiştirmiş “Adımın bir harfini atıyorum” diyerek ilk kez biz 1956’da yayımladığı ‘elma’ şiirinde görmüştük…
Annesinden zamanında dinlediği Kerem ile Aslı ve Leyla ile Mecnun gibi efsaneleşmiş masallar onu daha ilkokulda başlayan sonsuz okumaya ve şiire itmişti.

Cemal Süreya

1958 senesinde ilk şiir kitabı ‘Üvercinka’ çıkmış ve çok sevilip yok satmıştır. Cemal Süreya bunun için; “Her şairin ilk yapıtı, bir kumaşın ilk metresi gibidir. Şair bütünüyle o ilk yapıtta, ilk dizelerde saklıdır. Gerisi boş laf.” demiştir.

Küllerinden doğmak deyimini Cemal Süreya için ‘şiirlerinden tekrar doğmak’ olarak güncellesek bir sıkıntı olmaz değil mi?

59 yıllık ömründe sınır ve engel taşımayan şiirler, siyasi köşe yazıları, çocuk kitapları, redaktörlük ve çevirmenlik, ansiklopedicilik gibi uğraşları içine sayamayacağımız kadar tecrübeyi sığdırmış ender yazarlardandır.

Çok okuyan ve Dostoyevski hayranlığı bulunan aydın şair bir mektubunda; “Dostoyevski’yi okudum, o gün bugündür huzurum yok” da demiştir.

Hayat kısa kuşlar uçuyor…

Duruşu, aykırılığı, aşka olan bakış açısı, ülkeye dair bakış açıcı, kadınlar ile ilgili düşünceleri ile dizelere döktüğü şiirlerle edebiyat için önemli bir yazar haline gelmişti ve hala daha öyle!

O kadar çok düşüncesi vardı ki şiirler yetmemeye başladı ve artık Dünya’yı anlatıp, yazmaya başladı.İmgeleri şiirine taşımayı seven bu usta yazar edebiyat hakkında eleştiri yazıları da yazmış ve 1976’da toparlayarak ‘Şapkam Dolu Çiçekle’ adıyla çıkmıştır.

Birçok eseri vardır ve okumayan bilmeyen insan sayısı çok azdır… Böylesine sevilen bilinen aşk şiirlerinin babası bile denilen usta tam bir sigara tutkunuydu fotoğraflarında sıklıkla görülmektedir…

Sürreal şair 1990 senesinin 9 Ocak günü bu usta şair-yazara veda etme günüydü sevenleri için ama şiirler ölmediğinden şairler de ölmez…

Etiketler
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı