Genel

Sibernetik biliminin babası: “EL CEZERİ”

“Mühendislik tarihinde El Cezeri’nin bu çalışmasının önemini göz ardı etmek imkansızdır. Eser bizlere tasarım notları, üretim ve makinelerin monte edilmesine dair servet değerinde bilgiler sunuyor.”
İngiliz mühendis Donald Hill (Cezeri’nin ‘Mekanik Hareketlerden Mühendislikte Faydalanmayı İçeren Kitap’ isimli eseri üzerine)

Bugün insanoğlunun en vazgeçilmez ihtiyaçlarından biri haline gelen bilgisayarın temelleri, bundan yaklaşık dokuz asır önce Müslüman bir bilim adamı tarafından atıldı. Küreselleşmenin en büyük etkenlerinden olan haberleşme ve insan hayatını kolaylaştıran mekanik ve elektronik aletlerin ilk örneklerini de yine bu Müslüman bilim adamı verdi. Yaptığı buluşlar ve ortaya çıkardığı yeniliklerle, sibernetiğin kurucusu, bilgisayarın babası unvanını kazanan; su saatleri, su robotları, otomatik termos gibi yeryüzündeki ilk robot çalışmalarını geliştiren Anadolu’nun bu dahi mühendisi 1136-1208 yılları arasında yaşayan El Cezeri idi.

Hayatı hakkında çok fazla bilgi olmayan ve yaşamı konusunda bilinenler de kendi kitabına yazdığı bir önsözden elde edilen El Cezeri, 1136’da Cizre-Diyarbakır’da doğdu. Adından anlaşıldığı üzere Dicle ve Fırat nehirleri arasında o zamanlar ‘Cezire’ adı verilen bölgede doğmuş olan El Cezeri, kendi ifadesine göre 1181-1206 yılları arasında, o zamanki adı Amid olan Diyarbakır’da Artuklu hanedanının himayesinde bulundu. Kendisi de Artuklu Türklerinden olan Cezeri, 1205’te tamamladığı tek kitabını da Artuklu Emiri Nasirüddin Mahmud’un talebi üzerine yazdı.

Kitab-ı Hiyel’den.
Artukoğulları’nın sarayında 32 yıl Reis’ül Amal (başmühendislik) görevinde bulunan Cezeri, Artuklu emirlerinden Nureddin Muhammed (1167) ve oğulları Kutbeddin Sökmen (1185) ile Nasüriddin Mahmud (1201) zamanında da saraydan ayrılmayarak çalışmalarını sürdürdü.

Sarayda bulunduğu dönemde bir robot yaparak Artuklu hükümdarı Mahmud bin Mehmed’e sundu. Kendi kendine harekete eden robotu hayranlık ve takdirle karşılayan Mahmud bin Mehmed, buluşlarını bir kitap haline getirmesini istedi. Bunun üzerine Cezeri de 50’den fazla cihazın kullanım esaslarını, yararlanma olanaklarını çizimlerle gösterdiği en önemli eseri olan ‘Kitab-ül-Cami Beyn El İlmi vel-Amel-in-Nafi fi Sınaat-il-Hiyel’ (Mekanik Hareketlerden Mühendislikte Faydalanmayı İçeren Kitap) adlı eserini kaleme aldı.

Sibernetik biliminin temellerini attı
Cezeri, en önemli çalışmalarını haberleşme, denge kurma ve ayarlama, insanlar ile makinelerde bilgi alışverişi ve kontrolünü sağlama gibi konuları kapsayan Sibernetik alanında yaptı. Bilgisayarın dayandığı sistemin ve sibernetik biliminin temellerini atan Cezeri, sibernetiğin babalarından sayılan İngiliz Nöroloji Profesörü Dr. Ross Ashby’nin 1951’de ‘Üstün Denge Durumu’nu ortaya atmasından sekiz yüz yıl kadar önce otomatik sistem kurmakla yetinmeyip, otomatik çalışan sistemler arasında denge kurmayı başardı.

Kitab-ı Hiyel

Bilim Dünyasında Çığır Açan Eseri: Kitab-ı Hiyel

Cezeri’nin en önemli eseri, o güne kadar tasarladığı sibernetik ve elektronik sistemle ilgili robotları ve makineleri anlattığı kitabı ‘Kitab-ül-Cami Beyn-el-İlmi vel-Amel-in-Nafi fi Sınaat-il-Hiyel’dir. Kısaca ‘Kitab-ı Hiyel’ olarak da bilinen ve bugün beşi Türkiye’de olmak üzere on beş kopyası olan, Arapça kaleme aldığı bu eserinde, elli farklı aletin plan ve işleyişini anlattı. Bu aletler arasında otomatik cihazlar, kendi kendine öten tavus kuşları, robot filler, otomatik saatler, ele su döken robot insan ve insan ve mühendislikle ilgili birçok alet bulunmakta. İlk 4 kısmında 10, son 2 kısmında da 5’er şekle yer verdiği 6 bölümden oluşmakta olan kitapta, her aletin şeklini renkli mürekkeplerle çizen Cezeri, şekillerde Arap harfleri kullanarak bazı parçalar işaretledi ve açıklamalarının kolayca anlaşılması için metinde bunlara göndermeler yaptı. Bazı yerlerde ise bu Arapça harflerin ebcet hesabına göre değerlerini kullandı, bazılarında ise bugün hala anlaşılamamış olan gizli bir harf sistemini kullandı. Eserinde tasarladığı sistemleri ve mekanizmaları anlattıktan sonra bu aletlerin montajı ve nasıl çalıştırılacağı hakkında bilgi verdi.

Yer Küre ile Gök Küreyi Buluşturan Anıtsal Su Saati
Yer Küre ile Gök Küreyi Buluşturan Anıtsal Su Saati

Buluşları ile çağına ışık tuttu
Cezeri’nin tasarladığı özellikle su ve kandil saatleri gibi aletler, çok karmaşık bir yapıya sahipti. O dönemde elektrik gücü, manyetik güç, foton etkisi veya elektromanyetik güçler olmadığı için Cezeri, aletlerini yerçekimi kuvveti, su gücü ve basınç tesirinden faydalanarak çalıştırıyordu.
Saatler: Cezeri, saatler hakkındaki sistemlerini aynı mil üzerindeki bir gösterge ve onun üzerinden ucuna ağırlık asılı bir kayış geçen kasnak biçiminde tasarladı. Ağırlığın düşüş hızı yüzen bir cisimle kontrol ediliyordu. Kayışın öbür ucuna bağlanmış olan bu cisim ve içinde bulunduğu kap ağır ağır boşaltılıyordu. Belirli süreler içerisinde içi su dolu bir kova devriliyor, devrilince bir mandala dokunarak dişlinin bir diş ilerlemesini sağlıyordu. Cezeri, mandal dişli, palanga ve kaldıraçlardan oluşan bu sistemde, bugün motorlu araçlarda kullanılan krank milini ilk defa kullanmış oldu.

Tavus Kuşu Saati
Tavus Kuşu Saati

Tavus Kuşu Saati: Cezeri, kitabının birinci bölümünde yukarıdakinden başka on farklı saatin nasıl yapıldığını gösterdi. Bunlardan en önemlisi ve göze çarpanı, cephesi 420 santimetre yüksekliğinde olan ve 3 diş içerisinde anne, baba ve yavru tavus kuşları bulunan “tavus kuşu saati”dir. Cezeri’nin bu saatinin işleyişi şu şekildeydi: Her yarım saatte bir, sabit seviyeli bir kaptan akan su kayık şeklindeki kaba doluyordu. Suyla dolan kap devriliyor ve bu şekilde boşalan su bir çarkın dönmesini sağlıyordu. Çark dönünce alttaki tavus kuşu da dönüyor, yavrular kavga etmeye başlıyor, üstteki anne tavus kuşu ise 180° geri dönerek eski yerine geliyordu. Boşalan kap tekrar dolmaya başlayınca kabın içerisindeki şamandıra yükselerek anne tavus kuşunu yavaş yavaş döndürüyor, anne tavus kuşunun gagası da böylece dakikaları gösteriyordu. Bu olay her yarım saatte bir tasarlandığından saatin ön yüzündeki on deliğin yarısının açılması yarım saatin geçtiğini gösteriyordu.

Fil Saati
Fil Saati

Fil Saati: Yine birinci bölümde anlattığı fil saati ise daha kompleks bir mekanizmaydı. Bu sistem de tavus kuşunda olduğu gibi her yarım saatte bir ejderhanın ağzına bir top düşüyor, bir filin üzerinde oturan adam bir sopa ile file vuruyor, elindeki sopa da saati gösteriyordu.

Aynı şekilde çalışan başka bir saat ise elinde tuttuğu bir balıkla karşısındakine bardak veren “balıklı adam” diye isimlendirilen bir robottu.

Hacamat Makinesi: Cezeri’nin tasarladığı diğer bir alet ise kan aldırırken, (hacamat) alınan kanın miktarını ölçmek için kullanılan bir aletti. Şamandıralar yardımıyla kan miktarının ölçüldüğü bu sistem, elinde çubuk tutan bir kadın simgesinin kanın hacmini göstermesi şeklinde çalışıyordu.

Cezeri’nin, bunlar dışında tasarladığı bazı aletler de şunlardır: Otomatik yüzen kayık ve çalgıcılar, Birbirine şerbet ikram eden iki şeyh, Dört çıkışlı iki şamandıralı otomatik sistem, İki bölümlü testi (termos), Otomatik su akıtma, İkramda bulunma ve kurulama makinesi, Su çarkı kepçe mekanizması, Motor-kompresör mekanizması, Su çarkı ve su dolabı.

Tasarladığı aletlerin büyük kısmı pratik faydalar içermekte olduğu gibi eğlendirme amaçlı aletler de tasarladı. İçinde su varmış gibi görünen ancak suyu boşaltılamayan su kapları ve boş gibi görünüp içinde su akıtan kaplar bunlardan bazılarıdır.

Cezeri, yapacağı aletlerin önceden kağıttan maketlerini inşa etmesi açısından da önemli çalışmalarda bulundu. Maketleri yaparken geometriden de faydalanan El Cezeri, ilk hesap makinesinden asırlar önce aynı sistemle çalışan benzer bir mekanizma da geliştirdi ve bunu bir saat tasarımında kullandı.

Tarihi Değiştiren Bilim Adamları
Ali Çimen
Timaş Yayınları

Etiketler
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı