FilmKitapKitap İncelemeleri

Şeytan Marka Giyer

Şeytan Marka Giyer birçoğumuzun hayatına önce film olarak girdi. Anne Hathaway ile Meryl Streep ‘in mükemmel oyunculukları ve usta paslaşmaları, filmi yıllar sonra bile unutulmayacak bir hale getirdi. Sadece onlar da değil baş roller kadar yan roller de unutulmayacak kadar yer ettiler bizde. Emily Blunt ve Stanley Tucci bunların başında.

Film sayesinde kitap daha da dikkat çekmeye başladı ülkemizde. Kitabı filmden önce okuyanlar da vardı elbette ama çoğunluk film sayesinde kitabı okudu. Hem filme hem de kitaba hakim olanlar bilir ki film kitaba göre daha renkli ve daha mutlu bir sona sahiptir.

Şeytan Marka Giyerİlk kitap Runway adlı ünlü moda dergisinin editörü Miranda Priestly ‘nin asistanı olma şansı yakalayan Andrea Sachs ‘i anlatır. Aslında Andy(Andrea) çok daha farklı yazılar yazmak için, gazeteci olmak için gelmiştir New York’a ama bu işte bir yıl boyunca durabilirse istediği her yerde çalışabileceğini düşünür. Bu yüzden şans eseri de olsa yakalayabildiği bu fırsatı kullanmak ister. Dergideki herkes onun berbat moda anlayışını ve kilosunu yüzüne çarpar. Yaptığı en küçük bir yanlışta “Bu işe sahip olmak için kaç milyon kız ölür, biliyor musun sen?”, şeklinde karşılıklar alır. Andy akla hayale gelmeyecek saatlerde akla hayale gelmeyecek görevler için Miranda tarafından aranır. Çocukları için daha basılmamış Harry Potter kitabı istemek, fırtınalı bir günde uçak ayarlamasını istemek gibi. Bu yüzden Andy’nin sevgilisi Alex’le ve arkadaşlarıyla arası bozulur. Bunun dışında her gün milyon tane iş daha yükler asistanına Priestly. Meryl Streep bu karakteri öyle yerinde canlandırmıştır ki nefret etmeniz gerekirken Miranda’ya saygı duymaya ve ondan gerçek olmadığı halde ürkmeye başlarsınız. Miranda’nın rutinleri, iş görüşmeleri, her gün aynı saatte aynı şekilde istediği yemekleri, kahveleri derken Andy artık bıkma noktasına gelir. Miranda’nın birinci asistanı olan Emily ‘nin çok istediği Paris gezisine Andy’nin gitmesi hem Emily’yle arasının bozulmasına hem de Miranda ile işlerin kopma noktasına gelmesine yol açar.

İkinci kitap İntikam marka giyer’de ise bu olayların üzerinden on yıl geçmiştir. Andy ve Emily’nin kendilerine ait The Plunge adında bir gelin dergileri olmuştur. Emily ve Andy gibi iki ezeli düşmanın nasıl yakın arkadaş olduğunu ve bu işe nasıl giriştiklerini kitapta flashbacklerle okuyoruz. Bu arada Alex Andy’den ayrılmıştır, Andy ise çok ünlü bir şirketin Ceo’su olan Max ile evlenmiştir ve üstelik hamiledir. Her şey böyle güzel giderken bile Andy hala Miranda ile ilgili kabuslar görmektedir. Eşi sayesinde girdiği ortamlarda ve dergisinin çok ünlü olup satmaya başlamasıyla Miranda ile karşılaşması artık kaçınılmazdır. Kitabın ortalarına kadar Miranda varlığını hissettirmese de yarısından sonra Miranda’nın Emily ve Andy’nin dergisini satın almak istemeleriyle konu yine ona döner. Ama Miranda’nın tekrar hayatlarına girmelerinden daha sinir bozucu bir şey vardır. Miranda onları hatırlamıyordur.
İlk kitabı yıllar önce okumuştum ama filmi kadar olmasa da sevdiğimi hatırlıyorum. Şimdi bu kitapta zannettiğim Andy’nin değil de karakterin başka bir kişi olduğunu düşünürsem daha rahat ederim. Çünkü filmden aklımda kalan gazeteci olmak isteyen Andy ile düğün dergisinin sahibi, CEO’nun eşi Andy arasında çok bir benzerlik göremedim. Ama dediğim gibi biraz ayrı değerlendirilirse karakterler birinci kitaptan bile eğlenceli bir hikaye çıkıyor karşımıza.

Şimdi gelelim işin asıl boyutuna. Yani gerçek hayata. Kitapların yazarı Lauren Weisberger’ın Vogue dergisinde on bir ay boyunca asistanlık yaptığı her kitabının arkasında yazıyor. Ama biraz araştırınca bu kitapların onun gerçek hayatını birebir yansıttığını görüyoruz. Benzerlikleri sıralarsam;

RUNWAY-VOGUE
MİRANDA PRİESTLY-ANNA WINTOUR
ANDREA SACHS-LAUREN WEISBERGER

Şeytan Marka GiyerDayanılmaz bir patrondan alınabilecek en büyük intikam bu olsa gerek. Onu rezil edecek bir kitap yazmak. Hele bu kitap çok izlenen bir filme dönüşünce. Hem de çok ünlü ve usta oyuncular tarafından canlandırılsa. Dünyada yankı uyandırsa ve ödüller alsa. Ben daha güzel bir intikam yöntemi düşünemiyorum. Lauren de öyle yapmış. Ancak 11 ay dayandığı patronu Vogue dergisinin baş editörü Anna Wintour’ın sıra dışı isteklerini, soğukluğunu gözler önüne sererek herkesin onun gerçek yüzünü görmesini sağlıyor. Ama hesaba katmadığı bir şey var. O Miranda pardon o Anna Wintour. Soğukluğundan, duruşundan taviz vermeyen Anna filmin galasına bile katılıyor. Hem de Prada marka bir elbiseyle. Bu ironinin nedeni kitapların isminin orijinalinden geliyor. Bizde Şeytan marka giyer olarak adlandırılan kitabın orijinal ismi The Devil Wears Prada. Yani Şeytan Prada Giyer. Böylesi bir havayla galaya geliyor ve sanki ‘benden korkun’ edasıyla etrafta geziniyor. Gerçi bazı sahneleri izlerken yüzüne çökmüş hüzün ve yalnızlık her halinden okunuyor.

Filmle ilgili birkaç bilinmeyen gerçek daha var. Bunlardan bir tanesi Miranda’nın ofisinin hiç korkmadan tıpatıp Anna Wintour’ınkiyle aynı şekilde döşenmesi. Bu durum Anna’nın odasını yeniden döşemesine sebep olmuş. Ayrıca çoğu modacı filmde Anna Wintour’ın zalimliği ve yalnızlığı anlatıldığı için filmdeki moda sahnelerinde yer almayı reddetmiş. Filmde görünen tek ( korkusuz) modacı Valentino Garavani. Filmde ilk asistan olan Emily Blunt’ın canlandırdığı Emily karakteri ise gerçek hayatta Plum Skyes adlı yazar ve Wintour’ın eski asistanı. Filmdeki bazı sahnelerde görünen Runway kapaklarının birebir Vogue kapaklarıyla aynı olması ayrı bir durum. Ayrıca trajikomik bir anekdot olarak şunu söyleyebilirim. Meryl Streep setin ilk günü Anne Hathaway’in yanına gelip şöyle demiş.

Şeytan Marka Giyer“Bence sen harika bir oyuncusun. Bu rol için biçilmiş kaftansın. Seninle çalıştığım için çok ama çok mutluyum.” Ve devam etmiş. “Ve bunlar sana söyleyeceğim ilk ve son nazik cümleler.” Ondan sonra film bitene kadar Meryl Streep herkese karşı Miranda tavrını korumuş. Ayakta alkışlanması gereken bir oyunculuk ruhu işte.

Bu serinin bir chic-lit olarak değerlendirilmesi -çıtır edebiyat diyebiliriz- bence çok yanlış ve hatalı olur. Bu kadar derin bir hikayesi olan gerçeğe dayalı bu Holywood öyküsü cesurca bir baş kaldırıdan başka bir şey değildir. Ayrıca moda tutkusunu, marka alışkanlıklarını, reklam stratejilerini ve pazarlama tekniklerini de hem kitaplarında hem filmlerinde bu kadar güzel işlenmesi bu kitabı çok farklı bir yere taşıyor. İki kitaptan da filmden de çok büyük zevk aldım. Şiddetle tavsiyemdir.

ŞEYTAN MARKA GİYER
Lauren Weisberger

Taşrada büyüyen ve hoş bir kız olan Andrea Sachs, Brown’dan mezun olur olmaz her genç kızın hayalinde yaşattığı bir iş bulur: Moda dünyasında en çok saygı gören ve en çok nefret edilen kadının -Miranda Priestly- asistanlığı. Şeytan Marka Giyer, bir zamanlar Vogue dergisinin ünlü Genel Yayın Yönetmeni Anna Wintour’un asistanı olan Lauren Weisbergerin kaleme aldığı eğlenceli bir roman. Lauren, kahramanı Andrea Sachs aracılığıyla, şöhreti dillere destan bir genel yayın yönetmeninin asistanlığını yapmanın nelere mal olduğunu eğlenceli bir kurgu ile anlatıyor. Runway derisinin Genel Yayın Yönetmeni Miranda Priestly’nin asistanlığını yapmaya başlayan Andrea, bir anda kendini Prada, Armani, Versace dünyasında bulur. Çevresinde yaşamlarının tek amacı marka giyip kendileri ile ilgilenmek olan genç, güzel kadın ve erkekler vardır. Weisberger, romanında moda dergilerinde çalışanların yüzeysel dünyalarını gözler önüne serdiği gibi yönetim kadrolarındaki çalışma şekillerini de okurla paylaşıyor. Andreanın dramı Üniversiteden yeni mezun olanlar bir işe en alt basamaktan başlayarak yükseleceklerini bilirler. Ama hiçbiri patronlarının kuru temizlemeciden giysilerini alacaklarını, sabah sıcak sütlü kahvesini ayağına götüreceklerini, en son Harry Potter kitabının henüz satışa sunulmadan önce bir kopyasını patronunun eline ulaştırmak zorunda kalacaklarını, çocukları için dadı adayları ile görüşeceklerini akıllarının ucundan bile geçirmezler. Gülmece unsurlarıyla örülmüş Şeytan Marka Giyer komik, iğneleyici bir ‘dedikodu romanı.

Baskı Bilgileri
Karton Cilt , 527 sayfa
2008 tarihinde , Altın Kitaplar tarafından yayınlandı

İNTİKAM MARKA GİYER
Lauren Weisberger

Yaşadığı sürece nerede olsa bu sesi tanırdı. Arayan kişiye özel kaydedilen o modası geçmiş melodi. Yalnızca çok uzun süredir bunu duymamıştı ve… birden her şey anlam kazandı. Çantasından telefonunu çıkarmadan önce göreceği şeyin ne olduğunu biliyordu ama telefon ekranında arayan kişi ibaresinin yanında o iki kelimeyi görünce yine de şaşırdı: Miranda Priestly cevap vermeyecekti. Veremezdi. Andy derin bir nefes aldı, telefonu kapatıp yeniden çantasına attı. Telefon yeniden çalmaya başladı. Kalbinin hızla attığını hissedebiliyordu ve nefes almak gitgide güçleşiyordu. Nefes al, nefes ver, dedi kendi kendine, şimdi artık sulusepken yağışın dövmeye başladığı yüzünü korumak için çenesini içeri çekip sıkıştırırken. Ve yürümeye devam et. İntikamın Modası Geçmez!

(Tanıtım Bülteninden)
Baskı Bilgileri
Ciltsiz , 352 sayfa
2014 tarihinde , Altın Kitaplar tarafından yayınlandı.

Ayşe Ayhan
Kitap Cafe
https://www.instagram.com/bikahvebikitap/

Etiketler
Daha Fazla Göster

Ayşe Ayhan

Hiçbir zaman bir insanı tek bir sıfatla belirlemenin doğru olduğuna inanmadım. Matematik öğretmeni, yazar, astronom, kitap yorumcusu, blogger, kahve sever, bol okur. Yazmaya değer bulduğum her şeyi kitapcafe.com da bulabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı