Kitap İncelemeleri

Şarlatan

“Netlik yasası diye bir şey vardı hayatta; ağzımızdan çıkan her söz ya da düşünce barikatlarımıza takılan her görüntü er veya geç ama bir şekilde gerçek oluyordu. Derler ya “Kelimelerin gücü vardır, ne düşünürsen onu yaşarsın.” Bu bence en görkemlisinden bir dünya hakikati, yanıldığımı sanmıyorum.”

Seren Cebey, yalnız yaşayan ve içine kapanık bir kadın. Kendini insanlardan soyutlamış, iş ve ev arasında mekik dokuyarak günlerini geçirmekte. Kendisi gibi olan üst at komşusu Melike’nin intiharı ile çantasından onun kartının çıkması ile hayatı hareketlenmeye başlıyor. Psikolojisi bozuk komşunun geride bıraktığı tuhaf mektup ve Seren’in onun bornozunun cebinde bulduğu adres ve ismin, gördüğü rüyalarla bir ilgisi olabilir mi acaba diye araştırmaya başlamasıyla kendini dünya ve öteki dünya konuları arasında kafası karışmış bir şekilde buluyor.

Duru-görü yeteneği olduğunu iddia eden, insanların parmak izlerinden geçmiş yaşamlarını okuyabilen ama geleceği göremediğini de söyleyen İsmail’le tanışınca inanıp inanmamak arasında bocalıyor ama yine de anlattıklarını merakla dinliyor. İsmail vasıtası ile tanıştığı Tim S.Smith ise hayatının akışını ve düşünce görüşünü tamamen değiştiriyor.

“Evet, Timuçin sayesinde hayata farklı bakmaya başladığım doğrudur. Bedenli bir varlık olarak dünyada geçirdiğim her gün eksiklerimi tespit edip, hatalı bulduğum davranışlarımı onarmak üzere bir yaşam sürmeyi hedefliyorum. Birine yardım ettiğimde ruh kayıtlarımın kredibilitesini yükselttiğimi, birine kırıcı bir söz söylediğimde de ters köşeden DNA kayıtlarımı zedelediğimi düşünüyorum. Yani haksızlığa uğrayan herkesin günün birinde tahterevalli kuralıyla yüzleşeceğini ve zamanı gelince onlarında mutlaka bir haksızlık yapacağına inanamıyorum. Mağduriyet kavramı artık benim için mazeret kapsamında bir olgu.”

Tim S.Smith mistik olayları yaşayan insanları bir araya toplayan bir araştırmacı. Reenkarnasyon, hipnoz bu dünya görüşü ve diğer dünya hakkında birçok bilgiye sahip.

Yazar sanırım bu konuları işlemek istemiş. Kurgu aralarına serpiştirdiği macera, felsefe, bilim ve yüzyıllardır merak edilen hipnoz ve reenkarnasyonu olay örgüsü arasına ustaca işleyecek okuyucun sıkılmadan, merak ederek ve yeni bilgiler öğrenerek bir şeyleri okuyabileceği bir eser ortaya çıkarmış.

Ruh bedenden ayrıldıktan sonra bilincin varlığını sürdürdüğü fikri ilk medeniyetlerden günümüze kadar tüm kültürlerde var olmuştur. Doğarken bilmediğimiz bir yerden geliyoruz, öldükten sonra da bilmediğimiz bir yere gidiyoruz. Dolayısıyla ölüm sonrası ve doğum öncesi neler oluyor diye merak ediyoruz fakat bir türlü elle tutulur bir cevaba ulaşamıyoruz.

Bu konular hakkında çok fazla bilgim olmadığı için kitabı merakla okudum. Reenkarnasyona inanan kişilerin hayat görüşleri ve yaşamlarını belli bir düzende yaşamayı seçiyorlar. Dünyaya başka bir çocuk getirmek istememeleri, kan alıp ya da bir başkasına vermemeleri gibi kendi içlerinde kuralları var. Bedenimizin geçici olduğu, ruhumuzun kalıcılığı ve bu ruhun yeniden bedenlenerek başka bir birey olarak dünyaya geri dönmesini şaşkınlıkla okudum.  Hipnoz sırasında deneklerin önceki yaşama ve ölürken neler hissettiği ile gittikleri ışık dolu boşlukta neler yaşadıklarını, kendi dosyalarını inceleyip tekrar geri dönmek için bir beden seçmeleri bana çok ilginç geldi. Arınma, kayıtlar, çile, karar ve arşivler odalarını anlatmaları, ruh kümelerini hissetmeleri ve kendi ait olduğu kümede bulunmaları, Araf dünyasında ki zihnin neler yaşadığına dair bilgiler beni heyecanlandırdı.

Sadece bunlarda değil. Vücudun magnezyum ihtiyacı, magnezyum yağı ve hipnoz sırasında kullanılan hellebore bitki kökü hakkında ilginç bilgiler öğrendim.

Benim için kitap ilginç bir deneyim oldu. Hayatının aşkını bulan bir kadının maceralarından çok hayat görüşü, reenkarnasyon ve hipnoz sırasında anlatılanlara takılı kaldım. Yazar, çok ince bir çizgide altını çizerek okumamıza sağlayan bir kurgu yaratmış. Araştırmaya, öğrenmeye, farklı konularda ilham almaya teşvik eden bir kitap.

Şarlatan

Lüset Kohen Fins

Gate Yayınları

348 Sayfa, 2016

 

Daha Fazla Göster

Nergiz İnce

Yazmaktan çok okumayı seviyorum aslında; ama konu okuduklarımı paylaşmaya gelince kelimeler cümlelere dönüşüveriyor beynimde. Yeni yazarlar tanımak, onların eserlerini okumak, bir şeyler yazma isteğini tetikliyor bende. Paylaşılan her şey güzeldir. Yazarların bizlerle paylaştıkları eserlerini, ben de sizlerle paylaşmak için kitapcafe.com'dayım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı