Şahsiyet kelime manasıyla(TDK) “isim kişilik, belirgin özellik” olarak geçmektedir.

Şahsiyet, başrollerinde Haluk Bilginer, Cansu Dere, Şebnem Bozoklu’nun yer aldığı yer yer Müjde Ar, Hümeyra gibi usta isimlerin de olduğu ve senaryosunu Hakan Günday’ın kaleme aldığı, Onur Saylak’ın yönettiği bir dizidir. Zaten her durumda sizde de Haluk Bilginer deyince sular duruyorsa yine durmaya devam edecek ve diziyi büyük beklentilerle izlemeye başlayacaksınız. Bambaşka bir rolde karşımıza çıkıyor Haluk Bilginer namı diyar: Agâh Beyoğlu.

Agâh bir apartmanda tek başına yaşayan – kızı ve torunu o sıralar yurt dışında- oldukça düzenli, kibar tam bir İstanbul beyefendisi. Bir gün doktorundan Alzheimer hastası olduğunu ve ileride birçok şeyi hatırlayamayacağını öğrenir:

“-Bütün hatıralarım, yaşadıklarım silinip gidecek. Ben ne olacağım? Yani telefon numaraları bir şey değil de benim şahsiyetim ne olacak, o da silinip gitmeyecek mi? Nasıl bir adam olduğumu unutacağım. Yaşıyorsun ama yoksun. İnsan nasıl dayanır buna.” der ve bir seri katile dönüşür. Ancak bunlar sıradan cinayetler değildir. Günlük olarak liste hazırlar Agâh:

-Kalem al

-bant al

-(…. )Evdeyse öldür yoksa öldürme.

Ve cinayetler başlar. Tabii ülkede de epey ses getirir bu cinayetler bunun sebebi ilk defa Türkiye’de bir seri katilin olması ikincisi ise her cesedin üzerine polis olan Nevra’ya(Cansu Dere) notlar bırakılması. Peki, Nevra kim?

Nevra, polis merkezinde çalışan tek kadın hatta tüm erkeklerin amiri. Bu yüzden seyirlik görülüyor Nevra vitrinde. Ben size Nevra’yı şu konuşmasıyla tanıtayım:

Arkadaşı sorar Nevra’ya

-Nevra, sen niye polis oldun yani niye gidip bir faşist oldun?

-Nevra cevap verir:

Sen aslında bana şunu soruyorsun. Neden bir sigorta şirketine girmedim, neden maliye bakanlığına girmedim, neden bankacı olmadım, neden senin gibi üniversitede devrimcilik oynayıp sonra da zengin bir herif bulup hiç çalışmadan kıçımın üstüne oturmadım. Söyleyeyim: canım istemedi. Benim canım bir şeyler yapmak istedi, gerçek bir şeyler.

Nevra güçlü bir karakter. Agâh ne kadar unutmaya başlıyorsa Nevra’da olanlar yüzünden o kadar hatırlamaya başlıyor olayları.

Sağlam eleştiriler mevcut dizide. Özellikle medyanın insanlar üzerindeki yaptırımını bir kez daha görüyorsunuz. Çünkü sizin gündemle veya geçmişle alakalı hatırlamanız ya da unutmanız gereken şeyler medyanın elinde. Yani medya bahsettikçe hatırlar, medya sustukça unutursunuz mesajı hâkim.

“Sen zannediyor musun ki bir tek alzheimer olan sensin? Herkes hasta, hepsi hasta. Yarın bugün bir milli maç olur, herkes her şeyi unutur. Bu millet neleri unuttu, seni mi unutmayacak, sen kimsin ki, alt tarafı bir katil, alt tarafı bir cinayet haberi.”

”Bomba patlıyor elli kişi ölüyor panik olmuyorsunuz, teker teker ölünce mi panik oluyorsunuz?” gibi mesajlar ders çıkarıcı nitelikte.

Konuların ağırlığını Agâh Bey’in sakinliği, renkli çorapları ve Agah Makamı şarkısı alıyor merak etmeyin. Dizinin tespitleri dışındaki kısımlar hakkında yazmak doğru olmazdı çünkü nedenleri finalde anlıyorsunuz. Başka bir mesele daha sarsıyor sizi!

12 bölümlük unutulmayacak tespitleriyle “Şahsiyet” hayatınızdan geçmeli.