Atsızın bir yıl önce okuduğum ilk eseriydi ruh adam ve aldığım gün bitirdiğim ilk kitaptı aynı zamanda. Daha sonra her yılda yeniden okuduğum kitaplar arasında yerini aldı ve yeniden okumaya başladım. Türk edebiyatında alışılmışın dışında kendine yer edinen bir roman ruh adam. Tarihle iç içe geçmiş ve sembolizmin etkisi içerisinde yazılmış. Olaylar okuyucuya bırakılmış hem masalsı hem gerçekçi. Bu sebeple bahsi yapılması da epey zor aslında.

Edebiyat öğretmeni Ayşe Pusatın 9. asırda geçen kısa bir masalı anlatmasıyla başlıyor kitabımız dikkat ettiğimizde de kitabın aynı masal ile bittiğini görüyoruz. Masal Yüzbaşı Burkay’ın şiirlere destan olan bir kızın güzelliğine âşık olup derdine çare aramasıyla derdine çareyi ise eşini Ejderler Kağanı Narantaya kurban etmesiyle ilgili. Ancak Yüzbaşı Burkay’ın eşi öyle bir dua eder ki asırlar süren yaşamlarda tekrar tekrar yaşanır masalımız.

-Burkay! İyiliğe kemlik ettin. Tanrı seni bedbaht etsin. Kıyamete kadar, dünyaya her gelişinde ruhun ızdırap içinde çalkalansın! dedi. Tanrı bu dileği kabul etti.

diye biter masal. Asıl hikâye ise Ayşe’nin eşi Selim pusatın bu masalı küçümsemesi ile başlar ve insan bilmelidir ki alaya aldığı her şey yaşanır bu hayatta. Peki Selim Pusat kim? Selim Pusat çok sevdiği askerlik mesleğinden hocası ile girdiği tartışmada şu sözlerinden dolayı yargılanan ve vatan haini ilan edilen tüm dünyası askerlik nizamıyla bütünleşmişbir adam.

– Evet albayım! Bu rejime yemin vermiş olduğum halde fikren kıralcıyım. Çünkü birinci sınıf askerler ancak kırallıklarda çıkar. Siz de vaktiyle kırallığa sadakat yemini etmiş olduğunuz halde bugün cumhuriyetçi gözüküyorsunuz!

– Kıralcılık şerefsizlik  midir? O halde siz ve bütün üst subaylar da şerefsizsiniz. Çünkü siz, şimdi aleyhinde bulunduğunuz kırala vaktiyle sadakat yemini etmiştiniz. Ömründe bir kere şerefsiz olan bir insanın sonra yeniden şerefli olduğunu bilmiyorum.

… kırallık terbiyesiyle yetişen ve sadakat yemini eden sizlerin de kalben hala kıralcı olduğuna eminim. Kıralcı olmak için tarihin en muhterem simalarını bir kere düşünmek kâfidir, demektedir.

Bu vatan hainliği suçlamaların ardından Selim Pusata hapis cezası verilmiş eşi Ayşe ise edebiyat öğretmenliği görevinden alınmıştır. Selim artık eskisi gibi değildir bütün inancı olan askerlik mesleğinden vatan haini olarak atılmış, insanlara olan inancını yitirmiştir. Selim hapisten çıktığında her şeye inançsız ve alaycı bir gözle bakmaktadır Ayşe’nin anlattığı masal gibi.

Ayşe pusat ise eşinin gazetelerde çıkan vatan haini haberlerinden sonra çok sevdiği işinden olan bir annedir. insanların iğneleyeci sözlerine ve bakışlarına aldırmadan ayakta kalabilecek kadar güçlü kocasının alaycı tavırlarına rağmen de merhametlidir. Ayşe’yi  bu sıralar güçlü kılan ise mesleğine dönmesi değil eski öğrencilerinin hala ona sıcak bakmaları hala onu sevmeleri ve saygı duymalarıdır; özellikle Aydolu, Nurkan ve Güntülü’nün.  Bu birbirinden güzel, zeki ve saygılı üç kız Ayşe öğretmenin gözde öğrencileridir. Ancak bu kızlardan biri Selim’in sanki çok önceden tanıdığı ama bir türlü çıkaramadığı, alaycı tavırlarının dersini ona veren birisi: Güntülü.

Ruh AdamHayatının değişimi üzerine Selim yalnızca biri ile konuşmaktadır kendi gibi yargılanan Şeref isimli arkadaşıyla. Mezarına gider Şeref’in çünkü Şeref

-Tiyatro bitti beklemeye lüzum görmüyorum, diyerek intihar etmiştir. Mezarlığa gittiğinde Selim bir ses duyar şiirin sonunda

Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın… diye ve orada biri ile tanışır Leyla Mutlak. Leyla bir prensestir ve Selim’in kıralcı oluşundan dolayı ona yardım etmek ister ışık kadar güzel bir kızın etkisine ancak bir Prenses yardımcı olabilirdi bu yüzden yardım etmek ister Leyla ve der ki:

-müsade ediyorum beni sevebilirsiniz.

Selim halüsinasyon görmeye ve kendiyle konuşmaya başladığında kendini bir mahkemede bulur. Tanrı’nın huzurunda yargılanma süreci başlar. kimler yoktur ki burada! Cebrail, İsrafil, Mikail, peygamberler, padişahlar… sonunda tek bir soru sorulur ve herkes

-adalet diye bağırmaya başlayarak Selim’i suçlar tek bir kişi

-Merhamet der, Selim’in annesi.

Selim inançsız biridir aynı zamanda yorgun ve ümitsiz bu yüzden sorgusu sırasında Tanrı kendini savun dediğinde

-Hayır, beni sen savun! Beni yaratmadan önce kaderimi çizen sen değil miydin? Suç işledimse yaptıran sen değil misin? Bunun savunmasını senden başka kim yapabilir?  der.

ve uyanır. Bu bir uyanış mıdır yoksa yeni bir uykunun başlangıcı mıdır karar sizin.

Peki, bir insan ruh adamı neden okumalıdır?

Gittiği yolun arafında kaybolduysa ve o yolda kayboluşu başka bir nedene ya da söze dayanıyorsa ve bu yol onu öldürdüyse ama hala görünebiliyorsa insanlara işte bu sebepler yüzünden okunmalıdır.

Ruh Adam
Hüseyin Nihal Atsız
Ötüken Neşriyat
308 sayfa, 2018