Yakın tarihin en önemli olaylarından biri olan çarlık Rusya’sının yıkılışı ve Çar II. Nikolay ve ailesinin katli ardında bir çok tartışma bırakmıştır. Politika ve siyaset bu tartışmaların küçük bir kısmı olarak kalırken Prenses Anastasya en çok incelenen konulardan biri haline  gelmiştir. Ailesinin geri kalanı ile birlikte idam edildiği düşünülen genç grandüşes’in mezarı bilinmediğinden çıkan hayatta kaldığı iddiaları, yaşı tutan bir çok kişinin kendisini Anastasya olarak tanıtmasına neden olmuştur. Yazarlarımızdan Naşide Gökbudak, “Perina” kitabında bu konuyu kendisine en mantıklı gelen yönden ele almış ve elimden bırakamadığım bir kitap çıkmış ortaya.

Çar ailesinin katledildiği geceden başlayan kitapta en küçük grandüşes Anastasya yaralı ve hayata zar zor tutunur bir halde, çarlığı destekleyen Averkiy ailesinin evine getirilir. Ancak bu aile derin bir üzüntü içerisindedir zira en küçük kızları Perina’yı o gece kaybetmişlerdir. Anastasya’yı kurtarmak isteyen baba Mihail grandüşes’i, merhum kızları Perina’nın yerine koyarak onu saklarlar. O günden itibaren hayatına Perina olarak devam eden Anastasya ‘ne oldum değil ne olacağım demeli’nin kanıtı olan bir yaşam sürüyor ve Rusya’da başlayan yaşamı ülkemizde son buluyor.

Hem keyif hem hüzün ile okuduğum ve çok beğendiğim bir kitap oldu “Perina”. Tarihi kurgu türünü sevenlerin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum bu akıcı anlatımı. Kitabın en ilgi çekici yanlarından biri de yazarımız Naşide Gökbudak’ın anlattığı hikayeyi belirli kanıtlara ve raporlara dayandırmış olması. Her ne kadar Anastasya’nın ailesi ile birlikte katledildiği ve onlarla birlikte yatmakta olduğu kanıtlanmış olsa da bu konudaki tartışmalar ve iddiaların sona ermeyecek oluşu hikayesini her zaman ilgi çekici kılmış olacak.

Alıntı:

Perina“İnsanların elinde olmayan üç şey vardır: doğmak, sevmek ve ölmek.”

“İnsanlar doğruları pek hazmedemiyorlar. En iyisi eğer doğruyu söyleyemiyorsan veya yapamıyorsan, hiçbir şey söylememek veya yapmamaktır. Aksi halde kendine karşı yalan söylemiş olursun.”

“İnsanlar bütün güzellikleri, önce içlerinde yaşayabilirlerse, güzelliği hissederler. Ve gerçekten görebilirler. Aksi halde siyah ile beyazın fazla farkı yoktur.”

“Herkes bir gün bu dünyadan bir bahane ile gidecektir. Önemli olan gidiş şekli değil. Bu hayatı nasıl sürdürdüğü. Ne kadar mutlu olduğudur.”

Tanıtım Bülteninden:

Lenin liderliğinde başlayan Bolşevik Hareket, Rus halkına ama en çok da Çar II. Nikolay ve ailesine büyük acılar çektirmiştir. 17 Ekim 1917’de Yekaterinburg’daki eski bir binanın bodrumunda kurşuna dizilen Nikolay ve ailesi, Ganina Yama denilen bölgede bir çukura gömülmüştü. Bu çukurdan alındıklarında iki ceset eksikti: Biri Anastasia diğeri de onun mürebbiyesi… Aynı saatlerde; Çarın hizmetinden ayrılıp Ukrayna-Donetski’de, Nen Nehri’ne yakın, şatoya benzer bir binada yaşayan aristokrat Mikail, acılar içinde idi. Henüz 17’sindeki kızı Perina’yı kaybetmişti. Gece yarısı görkemli binanın kapısı çalındı. Kapıda, birkaç kişi ve Çarın yakın hizmetinde çalışmış, Mikail’in de dostu olan emekli albay vardı. Albay; ev sahibi Mikail’e, “Dostum acının derinliğini anlıyorum. Olan oldu. Arkadaşın Nikolay’ın ailesinin yaşayan ve ölmek üzere olan son ferdi Anastasia’ya, belki de sen, yeni bir hayat sunabilirsin. Onların birbirine ne kadar benzediğini görüyorsun; bu, belki de Tanrı’nın bize sunduğu bir lütuf,” dedi. Gece karanlığında, sedye gibi bir şeyin üzerinde, üzeri örtülmüş ince bir genç kız bedeni içeri sokuldu.

Perina kendine geldiğinde birçok şeyi hatırlayamıyordu. Aristokrat Mikail’in en küçük kızı olarak akla gelmez maceralar ve acılar yaşadı. Rusya’dan uzaklaşabilmek için birçok yol denedi. Sonuçta Türk hükûmeti ile esir değiştirme anlaşması yapan Bolşeviklerin izni ile evlendiği Türk askeri ve çocuklarıyla beraber, Elazığ’ın Holpenk köyüne yerleşti. Perina’nın aşkı, acıları, vatan hasreti anlatılamaz. Yazar, yakından tanıdığı Perina’ya hayranlığını anlatırken şöyle bir ifade kullandı: “Çarın küçük kızı Anastasia’nın gömüldüğü çukurdan çıkarılmasından sonra yazılan birçok hikâyenin içinde en akla yakını ve mantıklı olanı budur. Ve yazılan birçok hayalî hikâye içinde, gerçekliği olan yegâne hikâyedir.”

Perina
Naşide Gökbudak
Nemesis Kitap
239 sayfa, 2014