Yeni yazarlar tanımaya bayılıyorum. Özellikle Türk Edebiyatı’nda. Kesal’da yeni tanıdığım ve yazılarının lezzetine doyamadığım bir yazar oldu 🙂 Bu mutluluğumu ve yazılarının lezzetini sizinle paylaşmasam olmazdı.

Kitabın ismi naif ve merak uyandırıcı değil mi? Peri Gazozu… Peri Gazozu, çünkü Kesal’ın babası Mevlüt Kesal vakti zamanında gazozculuk işine girmiş ve Nevşehir’de yaşadıkları için ürettikleri gazozlara da Peri Gazozu adını vermiş. Kitap da ismini bu gazozdan almış.

Peri Gazozu’nda Kesal, çocukluğundan Niğde Lisesi yıllarına, Siyasal’a girişinden Ege Tıp’tan mezun oluşuna, kırsallardan İstanbul’a doktorluk anılarını paylaşmış bizimle. Kitapta kronolojik bir sıra yok. Anılara geçişler sırasında kopukluk yaşamamanız için bunu bilmenizde fayda var. Otuz bir bölüm var ve onların başlıkları var. Başlıkta yer alan kelime veya kelimelerin çağrışımlarına göre derlenmiş anılar. Ben hepsini ayrı ayrı çok beğendim ama özellikle “Kelimelerin Ruhu Vardır” başlıklı bölüm beni çok etkiledi.

Kesal’ın sade, samimi, sıcacık diliyle yazdığı bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Özellikle anı okumayı ve anılarla tarihe tanıklık etmeyi seviyorsanız… Yanınıza demlediğiniz çayınızı alın ve oturun kitabın başına. Kesal anlatsın siz dinleyin. Zaten dondurucu soğukların başladığı bugünlerde de yapılacak en iyi şey bu değil mi? 😉

Kesal’ın yazılarından birkaç alıntı yapacağım sizlere. Yetmeyecek biliyorum ama tadımlık. Yoksa kitabın hepsini sizlerle paylaşmak isterdim. Tadını çıkararak okuyun çünkü tadı damağınızda kalacak, özleyeceksiniz. Şimdiden keyifli okumalar. 🙂

“Vicdanımız kuruyor. Babalarını erken kaybetmiş yetim çocukların masum başlarını koyacakları göğüsler çoktan çöktü, farkında mısınız? Göğüs çöktükçe zulüm tepemizde kalıyor. Kavisli ve dolaşık geçmişimiz ise, bozuk düzenimizin telleri olmuş. Duyduğumuz sesler bu yüzden içli ve bu kadar derinden geliyor.”

“Oğlum bu memlekette keçi etine koyun eti damgası basar, satarlar. Sen uğraş dur ben keçiyim diye. Mühür, koyun mührü. Artık koyunsun. Şimdi size bir basarlar ‘komünist’ mührünü, ömrünüzün sonuna kadar çıkaramazsınız.”

“ ‘İnsan olmak’ kendi mutlu olduğun şeyleri yanındakilere de iletmektir. İnsan, kendinde olmasını istediği herhangi bir şeyi başkası için de aynı şiddetle isteyebiliyorsa ‘insanım’ diyebiliyor.”

“Kelimelerin ruhu vardır. ‘Darp Raporu’ deyince mesela, benim aklıma mevcutlu olarak iki polisi getirdiği, belli ki günlerdir falaka ve dayaktan ayakta duramayan sarı, tıfıl ama çivi gibi bir oğlanın dağınık saçları gelir. Kelepçeyi zorla çözdürür, muayene sırasında yalnız olmanız gerektiğini söyleyip, polisleri ısrarla dışarı çıkartıp kapıyı kilitlersiniz.

-Bak hiç çekinmeden anlat. Bana inan. Bir küçük sıyrık olsa dahi söyle. Canlarına okuyacağım onların.

Biraz durur, utangaç bir sevgiyle bakar gözlerinize ve konuşur:

-Boş ver doktor bey. Nasıl olsa usanıp, vazgeçecekler. Ben buradan giderim. Ama sen kalacaksın. Sonra başına bela olurlar. Yaram berem yok. Öyle yaz. Darp etmediler.

Evet bu dünyada hala ümit etmek için bir sebep var.”

Peri Gazozu
Ercan Kesal
İletişim Yayınları
198 sayfa, Mart 2015

Gamze Taşın
Kitap Cafe
https://www.instagram.com/aylak_kiz/