Size hiçbir şeyi başaramayacağınızı söyleyen, yaptığınız her şeye bir kulp takan, sizi her fırsatta eleştiren birisini düşünün. Ne yaparsanız yapın ona asla yaranamıyorsunuz. Fazla mükemmeliyetçi ve en ufak açığınızı fark edip misilleme yaparcasına bir eleştiri yağmuruna tutuyor sizi. Onun karşısında ise siz azar işiten bir çocuk gibi ellerinizle kulaklarınızı kapatmış oturuyorsunuz. Peki o kişinin siz olduğunuzu söylesem ne dersiniz? Hani şu içimizde hiç susmayan, sürekli eleştiren ve bize kızan meşhur bir ses var ya o sesle yüzleşme zamanının geldiğini düşünüyorsanız haydi buyurun o zaman.

Yazarımız bu sesi “başdenetmen” olarak adlandırıyor.

Başdenetmen yıllardır benimle. Eski defterleri kurcalamayı çok sever. Geçmişte yaptığım hatalar, yaşadığım talihsizlikler, gerçekleştiremediğim hedefler hakkında konuşmaya bayılıyor.

”Hayatımız, duygularımız, düşüncelerimiz değişir; fakat hayata karşı bakış açımız sabit kalır.” Neden duygu ve düşüncelerimize, yaşadığımız olaylara farklı bir perspektiften bakmayalım ki? Yazarımızın kişisel gelişim olarak değil de kişisel kabul kitabı olarak adlandırdığı bu kitap, kendimize kızan tarafımız olduğu gibi bize her zaman bir çıkış yolu bulan ve tüm yanlışlarımızla bizi kabul eden bir tarafımız olduğunu keşfetmemizi sağlıyor. O tarafın ne kadar şefkatli olduğunu ve onu dinlemeyi ne kadar ihmal ettiğimizi hatırlatıyor.

Sahi, insan nasıl olur da esirger kendinden şefkati?

Pembe Fili DüşünmeHerkese karşı çok şefkatli ve anlayışlı davranabilirken, neden kendimize gelince kırıp döküyoruz? Niye şu anın nasıl olması gerektiğine bu kadar takılmışız ve olması gerektiği gibi olmayınca başdenetmeni susturamıyoruz? Çünkü sonuç odaklıyız. “Bizlere yapılacaklar listemizdeki maddeleri tamamlarsak daha iyi bir hayatımız olacağı öğretiliyor.” Peki ya tamamlayamazsak?

Bizler yalnızca yaptıklarımızı kontrol edebiliriz, yaptıklarımızın doğuracağı sonuçlar tamamen elimizde değildir.

Yani hedeflediğimiz şeye ulaşma yolunda karşımıza birçok engel çıkabilir, bu engellere takılıp düşebiliriz; düştükten sonra bize kızan, eleştiren, acımasızca yargılayan kişi de biziz, el uzatıp ayağa kaldırabilecek kişi de. Hangisi olmak istediğiniz size kalmış. Vazgeçmek yerine devam etmek gibi bir seçeneğimiz de var unutmayı çok sevdiğimiz; ama bunu kendinize sık sık hatırlatın. Karşımıza zorluklar çıkabileceğini ama bunların sadece bizim karşımıza çıkmadığını unutmayın. Başarısız olma ihtimali hepimizi korkutur.

“Korktuğum halde yürümek için nedenlerim var.” demiş Aliya İzzetbegoviç.

Biz de korkularımıza odaklanmak yerine, biraz da nedenlerimize odaklanalım. Bakalım o zaman neleri başarabileceğiz.
Kitabın dili gerçekten çok akıcı ve sade. Tek solukta okunur cinsten. Eğer kendinize ayıracak boş bir gününüz varsa alın çayınızı/kahvenizi bu kitabı okuyun derim.

Pembe Fili Düşünme
Zeynep Selvili Çarmıklı
İnkilâp Kitabevi
208 sayfa, 2018