Olumsuza odaklanan zihin gerçek çözümleri göremez.

Eğer bir zihin fazla düşünüyorsa ister istemez kendini olumsuz düşünceler içinde bulur. Düşünceler kısa sürede hatalar bulmaya, eleştirmeye, yargılamaya, öfkeye, kıskançlığa, çaresizliğe, pişmanlığa ve endişeye yönelir. Olumsuza odaklanan zihin gerçek çözümleri göremez hale gelir.
Farkındalık, uyanıklık ve gözlem halindeki bir zihin ise düşünce üretmez. Sakin ve alıcıdır. Bağlantıları, ilişkiler ağını ve olguların gerçekte olduğu hali görür. Uyanık bir zihine sakinlik, neşe ve huzur eşlik eder. Düşünceler olumludur, çözüme odaklıdır ve her şeyden önemlisi uyanık bir zihin, olguların gerçek doğasını görmenin tek aracı olan sezgisel bilgiye ulaşabilir.

Uyanıklığı ve farkındalığı bırakıp düşüncelerle dolu bir zihin geliştirmek, bizi mutsuzluğa ve acı çekmeye götüren kötü bir alışkanlıktır. Nasıl ki ayaklarımız var diye mükemmel koşamıyor, sesimiz var diye güzel şarkı söyleyemiyor, sırf harfleri görüyoruz diye onları okuyamıyor, iyi yemeği takdir edebiliyoruz diye mükemmel bir aşçı olamıyor, bunlar için beceri geliştirmemiz gerekiyorsa, aynı şekilde yalnızca bir zihine sahibiz diye doğru düşünüyor olmuyoruz. Doğru düşünmek, öğrenilmesi ve geliştirilmesi gereken bir beceridir. Doğru düşünce, uyanıklık ve sezgisel bilgi ile birleşince bizi Gerçek Yuvamıza götüren araca ve Yol’a dönüşür. Doğru düşünmek, sessiz, uyanık ve gözlemci bir zihnin ürünüdür.

Günümüz dünyasındaki her şey sessiz bir zihni düşman kabul eder. O sebeple mutluluk bugün, dünkünden biraz daha çaba gerektirmektedir. Zordur belki ama doğru yöntem ve doğru çaba ile mümkündür. Bu çaba, tek ânı bile boşa harcamadan şimdi yürünmeye başlanması gereken bir Yol’dur. Bu benim ve benim gibi her insanın Yol’udur.

» Kitap Cafe

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Son Bakış

Ötekileşmiş Hayatların Hikayesi Son Bakış

Yazarla 8 Mart kadınlar gününde düzenlediği imza gününde tanıştık. Mütevazi ve samimi kişiliğiyle beni etkilemişti …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir