Haneke yine yapmış yapacağını. Filmlerini en güzel özetleyen cümleyi aslında kendisi söylüyor: “Size rahatsız seyirler dilerim.” Çünkü o, filmlerinde rahatsız olmamızı istiyor; mutlu aile tabloları, iyinin her zaman kazandığı, izleyicinin tatmin olduğu filmleri çekmekten yana değildir. Aksine izleyenler rahatsız olsun ister.

Filmin başında bir arabanın içerisinde klasik müzik eşliğinde bir aileyi görüyoruz. Aile arabanın içerisinde hangi şarkının kimin olduğuna dair tahmin etme oyunu oynarlar. Hafta sonu için yazlığa giden bir ailedir ve sosyo-ekonomik konumlarını hemen anlarız. Burjuva sınıfında yer almaktadır, bu aile. Zaten Haneke bayılır burjuvazi sınıfın eleştirisini yapmaya. Filmin başında uzun planlar çekmeyi seven yönetmen, bu filminde de yapmayı ihmal etmemiş. Uzun süre arabanın yolda ilerleyişini seyrediyoruz. Klasik müzik bir anda kesilir ve müziğin değişimi filmin başladığını gösterir ve yönetmenin kendine has kırmızı yazıları ekranda akmaya başlar.

Yazlıklarına giderken yan komşularına selam verirler ve onların yanında tanımadıkları iki kişiyi görürler. Daha sonradan komşularının yanında gördükleri kişilerden biri eve gelir ve dört yumurta istediğini söyler. Yumurtaların kırılması ve telefonun suya düşmesi pek de hayra alamet değildir. Seyirci olaylar başladıktan sonra o telefonun çalışması için çok dua eder; ama Hareke sıradan bir yönetmen değildir, bu dileği filmin sonuna kadar gerçekleştirmez.

Klasik anlatı yapısını tamamen kıran bir üsluba sahiptir, Haneke. Filmlerinin içerisinde bunu bol bol görürüz. Hepimizin bildiği Çehov’un meşhur bir sözü vardır; “Duvarda asılı bir silah varsa oyunun sonunda mutlaka patlar.” Haneke, bu kuralı es geçer. Çocuk ve babası tekneyi tamir ederken bıçak kullanırlar ve eve giderlerken bıçağın teknenin içerisine düşüşü bariz bir şekilde gözümüze sokulur. Filmin sonlarına doğru saldırganlar kadınlar tekneye bindiklerinde anne bıçağı bulur ve iplerinin çözmeye çalışır. Seyircinin istediği de budur; ancak hiçbir zaman hayallerine kavuşamaz izleyici.

Ölümcül Oyunlar

Bir şekilde katarsis yaşamamıza engel olmaktadır film. Köpeklerinin başına bir şey geldiğini anlayan anne onu aramak için dışarı çıkar ve saldırgan onunla sıcak- soğuk oyunu oynamaya başlar. O sırada kameraya dönerek konuşur. Yönetmen adeta bunun bir film olduğunu bize hatırlatır gibidir ve bu durum filmin başka yerlerinde de birkaç kez yaşanır.

Saldırganların bu aileye neden şiddet uyguladığını asla anlayamayız. Baba “Neden bunu yapıyorsunuz?” diye sorduğunda duygularımıza tercüman olur aslında. Ana akım sinema da seyirci şiddetin sebebini her zaman bilir. Ancak Haneke bir Hollywood yönetmeni değildir.

Saldırganlardan biri acıkır ve mutfağa gider. O sırada içeriden bir silah sesi duyulur. Ancak kamera bir türlü içeriye yönelmez, saldırgan bir şeyler yemeye devam eder ki bence filmin en büyük eleştirisi buradadır. Toplumun medyadaki ve çevresindeki yaşanan şiddete nasıl duyarsızlaştığın yabancılaştığını gösterir.

En önemlisi de Haneke filmlerinde müzik kullanmamaya özen gösterir. Müziğin filmin önüne geçmesini istememektedir. Filmi izlerken sanki Otomatik Portakal filmini izliyormuş gibi de hissettim. İki filmde de saldırganların beyaz giymesinden kaynaklanıyor olsa gerek.

Haneke farklı bir yönetmen ve kendine ait bir üslubu var. Onun filmlerini izlerken adı yazmasa da çoğu kişi tahmin edebilir. Keyifli seyirler.

Ölümcül Oyunlar / Funny Games

Vizyon Tarihi: 30 Mayıs 2008
Yapımı:2007 – ABD, İngiltere, Fransa, Avustralya, Almanya
Tür: Gerilim, Korku, Suç
Süre: 111dk
Yönetmen: Michael Haneke
Oyuncular: Naomi Watts, Tim Roth, Michael Pitt