KitapKitap İncelemeleri

Nefret Koleksiyoncusu Yazarın Öykülerini Okumaya Hazır mısınız?

Önceki yazımda siz değerli okurlara Borges ve onun özenle düzenlediği, hazine niteliğindeki Babil Kitaplığı Serisi hakkında elimden geldiğince bilgi vermeye çalışmıştım. Serinin 2.kitabını da sizlere sunmaya çalışacağım. Öncelikle ülkemizde pek tanınmayan bir yazar olan León Bloy’dan bahsetmek istiyorum.

1846-1917 yılları arasında yaşamış, modern Katolik yazarlardan biri olan León Bloy, sivri dili ve hakarete kadar uzanan acımasız eleştirisel kalemi ile edebiyat dünyasının en polemikçi karaktere sahip yazarı olarak nam salmıştır. Kendine has bu üslubuyla o kadar çok dokundurmalar içeren yazılar yazmıştır ki “zaten cehennemde yaşadığımızı ve her insanın en yakınındaki kişiye işkence etmekle görevli bir şeytan olduğunu” savunacak seviyeye gelmiştir. Vatanı Fransa’nın seçilmiş bir halk olduğunu, diğer ülkelerin Fransa’nın tabağından düşen kırıntıları yalamakla yetinmeleri gerektiğini yazmıştır. Ateşli bir Katolik olmasına rağmen Roma’ya, dolayısıyla Papa’ya hiçbir zaman bağlı kalmamıştır.

Günümüzün “Kara Mizah” olarak adlandırılan yazın tarzını, León Bloy kendi yaşadığı dönemde ustalık ve zengin sözlerle uygulayan yegane yazardır.

Şahsen iyi ki León Bloy’un döneminde yaşayıp da onun kin beslediği biri olmamışım, diye düşündüm. Bunun sebebini ve ne söylemek istediğimi öykülerini okuyunca çok daha iyi anlayacağınızdan şüphem yok. Çünkü dili ve kalemi o kadar sivri ve kin dolu olabiliyor ki, eğer sizi sevmemiş veya bir davranışınızı kendisine göre itici bulmuş ise vay halinize! Hiç üşenmeden sizin hakkınızda sayfalarca hakaret ve iğrenç tabirlerle süslediği benzetmeler içeren bir yazı yazabilecek nefrete, anında ulaşabilecek bir yapıya sahip. Zaten Borges boş yere Bloy’a “Nefret Koleksiyoncusu” lakabını takmamış.

Şimdi aklınıza bir soru takılmıştır: “Maden bu kadar nefret dolu bir yazar, neden kitabını okuyayım ki?”

İşte can alıcı nokta da burada devreye giriyor. Öyle bir tarzı var ki öyküsünü başlarken çarpıcı bir biçimde hakaretlere boğduğu bir karakteri, öykünün sonunda çok daha çarpıcı bir sebep eşliğinde bir anda aziz statüsüne getirebiliyor. Yaptığı kelime oyunları, öykünün öykünün gidişatı ve olaylar zinciri mükemmel bir kurgusallıkla bambaşka boyutlara ulaşabiliyor. Kitaptaki “Mösyö Pleur’un Dini” adlı öyküyü okuduğunuzda anlatmak istediğimi şüphesiz ki çok daha iyi farkedeceksiniz.

Özet olarak; kitabın isminin “Sevimsiz Öyküler” olduğuna bakıp da okumaktan imtina etmemenizi tavsiye ediyorum. Çünkü her bir öykü aslında edebiyat doygunluğu açısından birbirinden sevimli. Okuduğunuzda eminim ki “Keşke daha fazla kitabı dilimize çevrilse” diyeceğinizi şimdiden duyar gibiyim. León Bloy ile tanışmaktan ve bu kitabını okumaktan keyif duyacağınıza eminim.

Saygılarımla….

Sevimsiz Öyküler
Leon Bloy
Kırmızıkedi Yayınları
Türkçesi: Işık Ergüden
107 Sayfa, 2016

Etiketler
Daha Fazla Göster

Erdal Erünlü

Uyumak için değil, uyanmak ve edebiyatın o uçsuz bucaksız derinliğinde ruhumu doyurmak için okuyorum. Her yeni kitapta bambaşka alemleri keşfetmek, tüm karakterlerin yerine kendimi koyarak hayata bakış yelpazemi genişletmek için okuyorum. 25 yıllık askeri personelim. En büyük ilgi alanlarım dünya ve özellikle Latin edebiyatı, mitoloji ve ortaçağ tarihi. Hayattaki en değerli 3 varlığım; kutsal vatanım ve asil milletim, dünyalar tatlısı 2 oğlum ve elbette kitaplarım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı