Genel

Neden 19.yy Neden Batı Avrupa Sosyolojisi?

Sosyoloji, toplumsal olayların dökümünü yapan ve kendi içerisinde bağlı bulunduğu sorunlara özgü açıklamalar getiren bir bilim dalı olarak XIX. yüzyılda karşımıza çıkmaktadır. Batı Avrupa’da şekillenen bu bilim dalı başlangıçta Batı Avrupa toplumu ile sınırlı olsa da zamanla sosyoloji Batı Avrupa kimliğinden sıyrılmış ve diğer toplumsal sorunları da kapsayan bilim dalı olarak şekillenmiştir.

Avrupa ülkelerinin kendi iç sorunlarından sonra yükselişe geçtiği XIX. yüzyıl Batı egemenliğinin de en yüksek seviyeye ulaştığı bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yükseliş sebebiyle sosyolojiye dair genel yargılarımız yalnızca Batı Avrupa ve XIX. yüzyıl ile sınırlıdır. Ancak burada yanılgıya düştüğümüz kısımlar Batı’nın ilk kez dünya egemenliği sahnesine çıktığı algısı ve toplumsal sorunların ancak sosyoloji tabiriyle ortaya çıktığı kanısıdır. Kaldı ki daha önce de geniş hâkimiyete ulaşan medeniyetler dünya sahnesinde kendisine yer edinebilmiştir ve toplumsal sorunlar her dönemde var olagelmiştir. Bunun için sosyolojiyi XIX. yüzyılda ve Batı Avrupa’da ortaya çıkaran nedenlerin arkasındaki temelleri görmeden anlamaya çalışmak eksik açıklamalara sebep olacaktır. Öncelikle XVI. yüzyıldan beri gelişen Batı egemenliği kendisini dünya sahnesine hazırlamıştır.
Bu süreç sanayileşme, aydınlanma dönemi gibi kırılmalara sebebiyet vermiştir. Ayrıca genişleyen nüfusla birlikte çekişmelerin meydana gelmesi insanları hak arayışına yönlendirmiştir. Gelişen bu süreçlerde meydana gelen sorunlar Batı ile sınırlı kalmıştır. Çünkü bu sorunları kendi iç bünyesinde halletmeye çalışan Batı Avrupa aynı dönemlerde dünya sahnesinde de yer aldığı için değişmeyi ve ilerlemeyi etkin olarak kullanabilmiş bunu kanıtladıktan sonra diğer toplumlara kendisini duyurabilmiştir. Bu ilerleme diğer düşünürler tarafından da ilgi çekici bulunmuştur.

Bu ilginin farkında olan Batı Avrupa bu üstünlükle birlikte sosyolojiyi de arkasına alarak yeni bir tarih yazımına girmiş ve kendisini ileri bir medeniyet olarak tanımlayarak- buna kendince gerekçeler göstererek- daha sonra diğer toplumları tanımlama yoluna gitmiştir. Böylece kendi kalemini kendine çeviren Batı Avrupa günümüzdeki gelişme çizgisini kendisi belirlemiştir. Peki, burada sosyolojinin rolü ne olmuştur? Öncelikle sanayi devrimi tüm bu süreçler içerisinde etkin bir başka kırılma noktasına karşılık gelmektedir. Bu süreç Batı egemenliği ilerlemesiyle birlikte en belirgin şekilde İngiltere’de görülmektedir. Sosyoloji her ne kadar sanayi sonrası insanların toplumsal durumlarına açıklamalar getirme gayesiyle akıllarımıza kazınsa da bu durumun İngiltere açısından bu şekilde gerçekleşmediği açıktır. İngiltere yoğun sanayileşmenin ardından işçi sorunlarıyla da gündeme gelmiştir. Ancak bu sorunları toplumsal anlamda çözümlemeye çalışmadığı için sorunların çözümü iktisatta aranmıştır. Fransa’da ise işçi hareketleri daha yoğun şekilde geliştiği ve toplumsal alana daha çok yansıdığı için çözümler Fransa açısından yalnızca iktisat ile sınırlı kalmamış ve sosyoloji biliminin doğuşuna sebebiyet vermiştir.

Bu açıdan baktığımızda da sosyolojinin sadece sanayi sonrası toplumlar için ortaya çıkan bir bilim dalı olduğunu söylemek ortaya çıkışı açısından kabul edilebilir ancak konu bakımından kabul edilemez bir durumdur. İki farklı ülkenin yaklaşımı bu açıdan bizlere farklı bir bakış açısı sunmaktadır ve sosyolojiyi tekrar sorgulatmaktadır. Tüm bu bahsettiğimiz birikimsel şartlar böylece sosyolojiyi meydana getirmiş ve Batı Avrupa ile özdeşleşmesini sağlamıştır. Daha sonra yükselen Batı medeniyeti kendini sosyoloji ile temellendirdiği için diğer toplumlara da örnek olması açısından kendisini tekelleştirme yoluna gitmiştir. Ancak bu şekilde bir tekelleşme sosyoloji bilimini yalnızca sınırlamaktadır ve sınırlı toplumlara özgü bir bilim olmasını sağlamaktadır. Fakat sosyolojinin bilim haline gelmesiyle birlikte bu kalıplar kırılmaya başlanmış hatta yerel sosyolojiler oluşturulmaya çalışılmıştır.
Bunda sosyolojinin kullandığı yöntemde önemlidir. Başlangıçta gelişen ve Auguste Comte ile birlikte anılan pozitivist sosyoloji anlayışı XIX. yüzyıl ve Batı Avrupa ile özdeşleşerek tek çıkar yol olarak görülmüştür. Sosyolojinin birikimsel ilerlemesi sayesinde bu teoriler farklı yöntemleri doğurmuş ve yorumlayıcı, eleştirel sosyoloji gibi alanların da oluşmasına zemin hazırlamıştır.

Sosyoloji tarihi kesin olarak çizilse de sosyoloji tarihi içerisindeki alt metinleri okumak onun tarihsel sürecini anlamak sosyoloji için çok daha açık veriler sağlamaktadır. Bunları görebilmek hem bir bilimin doğuşunu anlamak için hem de onu ortaya çıkaran sebeplerin varlığını görebilmek için mühimdir. Bu sebeple tarih ve sosyoloji ilişkisi iyi kurulmalı ve sosyolojinin temelleri bu bağlamlar içerisinde değerlendirilmelidir.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)