Kitap

Nazarzede Kliniği

“Tanrı’nın içimize üflediği nefes, gözeneklerimizden dışarı sızıyor. İnsanlık yeniden çamura mı dönüşüyor”

Her şey monitörün icadıyla başladı. Kendini sadece ayna da görüp tanıyan insan, artık sadece kendisini , kendisinin görmesiyle yetinecek değildi. Görmek ve görünmek üzerine kurulmuş yeni bir dünya düzeni vardı artık dünyada. Keşfedilen monitör sayesinde evlerin içine sadece tanıdık simalar değil, bir çok yabancı girdi. Beraberlerinde getirdikleri, asılları gizlenmiş, bizdenmiş yada ihtiyacımız olan tek şeymiş gibi görünen bir çok maddi yada manevi ürünle…Maddi tamam da, manevi ürün olur mu demeyin; tüketime endeksli bir yaşamı hayat olarak kabul ettiğimiz bu sistem içinde, manevi her olgu da bir üründür. Ne yazık ki en kolay da onlar tüketiliyor. Önce evimize giren yabancı, şimdilerde her an her yerde bizimle olmayı başarmış durumda. Bizler buna gönüllüyüz ama, hiçbir zorlama yok. Niye olsun ki, ne zaman istersek istediğimiz birine, istediğimiz zaman ve zeminde ulaşmanın rahatlığını niye terk edelim ki. Oysa birilerine ulaştığımızı düşünürken, ulaşılan olduğumuzu fark edemiyoruz bile. Daha çok görmek, daha çok görülmek arzusu öylesine güçlü ki. Bu durum tabii olarak, her an nazar edilebilme ihtimali yüzünden her daim, prezantable olarak yaşama mecburiyetini de beraberinde getiriyor. Kendimiz, evimiz, yediğimiz, içtiğimiz, okuduğumuz, gezdiğimiz, seyrettiğimiz ve hatta sevdiğimiz. Her şey, her türlü nazara açık olmak durumunda.

Metropollerde yaşayıp, hazzın her türlüsüne kolayca ulaşma imkanı bulmak, aynı zamanda bu imkanları elde etmenin başarının zirvesi kabul edilmesi, bu zirvedeki yerini korumanın bedeli, geçmişinden ve manevi değerlerden kopmak gibi büyük bir bedel dahi olsa hiç tereddüt edilmemesi, kazanmaya ve başarmaya kilitlenmiş insanın kişiliğinin temel taşlarıdır. Ahmet Kadir de bu insanlardan biridir. Belirli bir yaşa kadar mütevazi bir ailede, mütevazi bir yaşam sürerken, evden ayrılmasıyla bambaşka bir yaşamın kıyılarına savrulması bir olmuştur Kadir’in. “Ahmet” ismini de geçmiş yaşamına ait bir eşya gibi terk ederek üstelik. Savrulduğu kıyılar onu yalnız başına istemektedir, geçmişine ait hiçbir şeyi taşımamak şartıyla, zenginlik, görkemli bir yaşam ve büyük başarı vaatleri vardır. Ve Ahmet Kadir, Ahmet’i geride bırakarak arkasına bakmadan savrulduğu kıyılarda yelken açar. Kadir sözünde durduğu sürece vaat edilen her şeye kavuşur.

Fakat sözün de bir yere kadar olduğu noktalar vardır. Ve bir gün Kadir, o noktalardan birine çarpar. Geçmişte soluduğu manevi iklim, bu yeni dünyasında açık bulduğu bir yerden kendini hatırlatmaya çalışmaktadır. Direnç gösterir Kadir, Kadir olarak kalmak istediğini vehmeder sürekli, fakat öyle hadiseler ve olağanüstü olaylarla kuşatılır ki, gerçekle gerçeküstünün girdabında kasırgaya tutulur.

Kadir bu kasırgadan nasıl çıkacaktır? Geçmiş ve gelecek arasında açılan bu boyuttan çıkarken hangi kapıyı kullanacaktır? Şeçmek, tercih etmek zorundadır. Ona sunulan “seçme” nimetini nasıl kullanacaktır? Seçmenin aynı zamanda bir şeylerden vazgeçmek olduğunu fark edecek mi? Bütün kainatı beraber isteyen nefsin karışında nasıl duracaktır? Aslında tüm bu sorulara Kadir’in verdiği cevap çok ta mühim değildir. Kadir de sizin bizim gibi bir kul nihayetinde. Asılolan sizin cevabınızdır. Cevap verebiliyor musunuz? Bu eser, ruhunuzda ki bir kaç fitili ateşlemek üzere yazıldı. Kitabın kapağını açıp okumaya başladığınız andan son satıra kadar sizi bir iç yolculuk bekliyor, bu iç yolculuğu tamamladığınızda gerçek dünyaya hangi kapıdan giriş yapacağınıza karar vermek durumunda kalacaksınz, hazırlıklı olun.

Nazarzede, Sadık Yemni bu eseri yazmadan önce var olmayan bir kelimeydi. Bu eserde buna benzer bir çok yeni kelime ve ifadelerle karşılaşmanız kaçınılmazdır. Sadık Yemni okuyorsanız buna hazırlıklı olmalısınız. Görmek ve görülmenin dayanılmaz hafifliği, hatta hafif meşrepliği noktasından hareketle yayın dünyasına giren bu eserin kapağı, içeriğine uygun olarak tam bir görsel sanat eseridir. Yazarın, roman kahramanımız Ahmet Kadir’in şahsında, 21. yüzyıl insanını soyup, neredeyse çırılçıplak teşhir ettiği ve bunu şahsın mahremiyetine binaen alenileştirmeden, bayağılaştırmadan yaptığı Nazarzade isimli eseri, fantastik edebiyatımıza yeni bir soluk getirecektir.

“İnsan beden ötesi bir mahluktur Ahmet Efendi. Metaya aşırı düşkünlük onu küçücük bir ten kafesine hapseder ve insan giderek kendini bedenden ibaret sanır.”

Nazarzede Kliniği
Sadık Yemni
Erdem Yayınları
206 sayfa, 2015

Sevinç Üney Şahin

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)