İbrahim Tatlıses programında sorar Müslüm Gürses’e:

-Baba, izlediğin en acıklı film neydi?

Müslüm Gürses cevap verir:  “Hayatım”

İşte bu cevabın doluluğunu filmi izlediğinizde bir kez daha anlıyorsunuz. Müslüm filmi senaryosunda Yeraltı dünyasının en sağlam yazarlarından Hakan Günday’ın yazdığı ve Ayla filminin Yönetmeni aynı zamanda bu filmin de yönetmenliğini yapan Can Ulkay’ın ışığında beyaz perdeye aktarılmıştır. Müslüm Gürses’in çocukluk halini Şahin Kendirci, olgunluk halini ise Timuçin Esen canlandırmaktadır. Şahin Kendirci’nin bildiğim kadarıyla ilk oyunculuk deneyimi. Röportajlarında filmin bazı sahnelerinde gerçekten ağladığını ve sahnelerin öyle çekildiğini söyler, bu hissiyatı da izleyiciye çok başarılı bir şekilde geçirir. Ancak Timuçin Esen’i bu filmde Müslüm Baba ile tamamıyla özdeşleşmiş şekilde bulursunuz. Bazen öyle dalıyorsunuz ki filme sanki gerçek anlamda Müslüm Gürses karşınızdaymış gibi. Film boyunca tüm konser sahnelerinde de, plak kayıtlarında da Timuçin Esen söylüyor. Rolünün hakkını vermek demek sanırım böyle bir şey.

Ailesinin neredeyse tümünün kaybı, geçirdiği trafik kazası ve sol kulağının duyu yetisini kaybetmesi, sesini uzun süre kullanamaması, öldü sanılıp morga kaldırılması ve yaşadığı fark edilip bir anda ameliyata alınması, konser esnasında bir hayranı tarafından bıçaklanması ve ondan şikayetçi olmaması…  En önemli dayanağı eşi Muhterem Nur var bir de.  Muhterem hanımın rolünde Zerrin Tekindor’u görmekteyiz. İki yorgun insanın birbirini hiç bırakmamak için sözlerine şahit oluyorsunuz ve iki kişinin sabrına. Muhterem hanımla beraber Müslüm Gürses’in en sevdiğim diyaloğu şu oldu. Muhterem hanım yaşça Müslüm Gürses’ten oldukça büyüktür. Evlendiklerinde sorar Müslüm’e “ya pişman olursan, ya bir gün çocuğun olmadığı için pişman olursan? Müslüm Gürses bakar ve der “benim ismim ne?” Muhterem hanım cevap verir gülerek “Müslüm” Hayır  der “Müslüm Baba”  Ben zaten Babayım.

 Müslüm Babanın 70’ler, 80’ler ve 90’lara olan etkisini toplumsal anlamda da görüyoruz filme. Konserlerde ki kalabalık, haykırışlar ve o coşku sarıyor sizi. Her anlamda izlenilmesi gereken bir film. İzlemek için Müslüm hayranı olmanıza dahi gerek yok yaşanmışlıklar bile yetiyor. Ha bir de hayranıysanız demeyin filme…  Tavsiyem çıkışında deniz kokusu eşliğinde demli bir çay içmeniz.