KitapKitap İncelemeleri

Mülksüzler

Sosyal medyada kitapseverlerin oluşturduğu grupları takip ediyorum. Bunlardan bir tanesi de bilimkurgu grubu. Bu grupla bir bilimkurgu kitabı okumaya karar verdik: Mülksüzler.
Kitabı bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine daha önceden almıştım fakat ne yalan söyleyeyim bilimkurgu kitaplarıyla yıldızım çok barışmadığı için kitaplığımda durup duruyordu. Fırsat bu fırsat diyip grupla okumanın motivasyonuyla başladım Mülksüzler’e.
Mülksüzler, bir bilimkurgu kitabı olmakla birlikte anarşizm ve kapitalizm ideolojilerinin ne oldukları, amaçları ve günlük hayata uygulanışları üzerine de bilgi edinebileceğiniz bir distopya.

Kitapta iki dünya var: Anarres ve Urras.

Anarres’te anarşizm hakim. Doğuyorsunuz. İsminiz bir sistem tarafından veriliyor, seçme hakkınız yok. Ailenizden alınıyorsunuz, devletin kucağında büyüyorsunuz. Anneyi babayı sahiplenmek yok. Yetişkin oluyorsunuz. Bağlılık kurmak isteyeceğiniz biri olursa bağlılık yemini edip evleniyorsunuz. Bekaret yemini ettiyseniz kimseyle ilişkiye giremiyorsunuz. Bunlar dışında istediğiniz kişiyle ilişkiye girebiliyorsunuz. Burada da sahiplenmek yok. Yaptığınız eylemin adı ‘çiftleşmek’. Çünkü bu dünyada hiçbir eylem bencilce isteklerle yapılmıyor,her şey karşılıklı. Çocuğunuz oluyor, çocuğunuzu devletin yatakhaneli okuluna bırakıp, kendi hayatınıza devam ediyorsunuz. Siz seçtiğiniz herhangi bir işte devlet için çalışıyorken devlette sizin beslenme, barınma ihtiyaçlarınızı karşılıyor.Herkes eşit. Ast-üst yok.Bu özel dünyanın dili de kendisi gibi özel. Kendilerine sahiplenme eklerinin ve kelimelerinin olmadığı özel bir dil oluşturmuşlar.

Urras’ta ise kapitalizm hakim. Günümüz dünyası yani. Çarklar dönsün de nasıl dönüyorsa dönsün denildiği; kıyafetlerin,evlerin,mevkinin sizi statü sahibi yaptığı; kelimelerin bile sahiplenildiği olabildiğince bencil bir dünya.
Okurken Urras’ı sevmedim. Çünkü dayatılan, yapılan onca şeye rağmen doymayan, hırslı bir kan emicidir Urras, yani yaşadığımız gezegen. Sonuçta yaşadığım dünyada yorulup, sıkılıp kitaplara sığınanlardanım. ☺

Anarres’te ilk etapta hoşuma gitti. Eşitlik, mülksüzlük vs. Ama burada da bir şeyler eksik kaldı. O kadar çabaya rağmen aynı yerde sayılıyor. Sistem bir yerde tıkanıyor ve kendisiyle çelişmeye başlıyor. Ayrıca özel yaşantıya kadar her şeyi devletin kontrolüne bırakıyor olmak yani özel hayat sürdürememek bir süre sonra bunaltıcı oluyor.
Bakalım siz bu iki dünya için neler hissedeceksiniz?

İşte kitap Anarres’te büyüyen Fizikçi Shevek’in, bir teoriyi tamamlamak için Urras’a gidişini ve oradaki yeni yaşantısını anlatırken, Anarres’teki geçmişinden de söz ederek her iki dünya arasındaki farkı gözler önüne seriyor.

Ursula K. Le Guin’in ustaca kurguladığı bu romanı ; bize yormayan, akıcı ve anlaşılır bir dille aktaran çevirmen Levent Mollamustafaoğlu’na koskoca bir teşekkür ediyorum ☺ Böyle güzel bir eseri bizlere sunan Metis Yayıncılık’a da sevgilerimi gönderiyorum ☺

Tekrar söylüyorum arkadaşlarım. Bu kitap bilimkurgu zemini üzerine oturtulmuş bir ideoloji romanı. Her iki rejim üzerine de düşünülecek ve öğretecek çok şey sunuyor. Size kitaptan oldukça yüzeysel bahsettim. Eminim ki sizde bu deryanın her dalgasında birçok çıkarımda bulunacaksınızdır. Bu yüzden alacağınız tadı bozmak istemedim.. Okuyuuun, okuyuun, okuyun ve okutun. Bu kült romanın sizin de başucu kitabınız olacağını temin ederim. Şimdiden keyifli okumalar.
Güzel günler ☺

Mülksüzler
Ursula K. Le Guin
Metis Yayıncılık
336 sayfa

Gamze Taşın
Kitap Cafe
https://www.instagram.com/aylak_kiz/

Etiketler

Bir Yorum

  1. yahu kitabı okuduğunuz konusunda şüpheliyim.. size önce bir daha ‘grup olarak’ kitap okumamanızı tavsiye ederek bunun nedenini de yazıyorum; ‘anarreste isminiz bir sistem tarafından verilir’ peki.. ancak ‘devlet çocuğunuza el koyuyor, özel hayatınızı gaspediyor, -bir de- eşitlik falan filan ama eksik kaldı yine birşey vs. gibi açıklanamayacak şekilde romana ters bir yazı yazmışsın. öncelikle anarres te devlet diye bir kavram yoktur, sadece son zamanlarda bazı insanların rütbesinden dolayı -sabul gibi- kendini ön plana çıkarması ve bulunduğu enstitüde biraz egemen olma durumu veya çabası vardır. ursula, burada anarşinin içinde de çeşitli yapılanmalar ortaya çıkabileceğini göz kırpmıştır bizlere.. ikincisi çocuğa el konulma gibi bir kavram da yok, çocuk anne veya baba, veya beraber bakmak istedikleri sürece kalabilir. ancak anne ve babanın da kolektif sorumlulukları olduğundan tabiri yerindeyse ‘kreş’ ve ‘yurt’ diye birşey var o dünyada. çocuk büyüdüğünde ise isterse hala birlikte yaşayabilirler ancak odo cu bir düşünce ile büyüyen/büyütülen bu insanlarda sahiplik duygusu çok minimal derecede olduğundan genelde çocuklar ve evebeynleri ayrı yollar çiziyorlar. hatta bazen karşı karşıya geliyorlar -shevek ve rulag gibi- ben bunu sayfalarca yaza da bilirim ama bir kâr olmaz, son diyeceğim; yorumun bilgi içeren kısımları dışında asla romanı yansıtmıyor. anarşist düşünceyi ve mülkiyetin saf bokluğunu -veya batağını- bilerek ve anlayarak kitabı tekrar okuman..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)