Kitap Listeleri

Modern Fars şiirinin son 50 yıldaki en büyük temsilcisi: “Furuğ Ferruhzad”

“Bahçeye dikeceğim ellerimi, çiçekleneceğim…” dedi ve öylesine çiçeklendi bu Fars edebiyatının en güzel kadın şairi…

Şiirlerini yazmak için doğmuştu adeta 5 Ocak 1935’de Tahranda. İlk şiirini ilkokulunu bitirdiği yıllarda yazmıştı bu kederli şair.

16 yaşında liseyi bitirip Pevez Şapur ile evlenip bir çocuk doğurdu ama 3 yıl sonra boşanınca ‘sen o aydınlık ve pırıl pırıl gökyüzüsün’ dediği oğlunu (Kamyar’ı) bir daha göremedi.

“benim payıma düşen terkedilmiş merdivenlerden inmektir”

Ve kendisini şiirlerine vererek, hayatını idame ettirmek için gazetelerde editörlük ve yazarlık yapmıştı.

Sinemaya İbrahim Gülüstan ile tanıştıktan sonra atıldı. Hem oyunculuk, dublaj hem de senaristlikten tutun kameramanlık, montaj gibi pek çok alanda çalışmıştı.

Furuğ Ferruhzad: “İlk Ölen Ben Olacağım”

1962 senesinde yapmış olduğu belgesel film ile festivalde birinciliği kazanmış ve 1963’de ise ‘Kara Ev’ filmi ile de Almanya’daki Ober Havzen Film Festivalinde en iyi film ödülü almıştı. Hatta film çekimlerinde gitmiş olduğu Tebriz Cüzamlılar Evi’nden de bir çocuk (Hüseyin’i) evlat edinmişti.

“Nasıl da büyüdü kalbimin yarımlığı ve hiçbir yarı, tamamlayamadı bu yarımı…”

Ödüllü bir yönetmen, ressam, şair, anne ve âşık Furuğ Ferruhzad, kısacık hayatına birçok şey sığdırmış güçlü bir kadındı. Kısacık hayat dedik evet çok kısa zira henüz 32 yaşında (1967’de) trafik kazasında kaybettik bu güzel kadını.

İran şiirinin en iyi kadın yazarlarından olan Furuğ, baskıcı devlet ile rejimle, kadınlara uygulanan ayrımcılık ile baş etmek için düşünce ve şiirleriyle kadınları etkilemiş ve savunmuş biriydi. İsmi Farsça ‘Işık’ demekti ve kadınların ışığı olmuştu.

Furuğ Ferruhzad

Toplumsal konulara en az kendi yaşamı ve şiirleri kadar ilgiliydi. Erkeklerin gözünde değersiz olsa da şiirinin gücü kabul görmüştü ama ölümü çok ani oldu.

Şubat 1967 kendi kullandığı arabasıyla başka arabaya çarpmamak için duvara çarpmış ve dışarı fırlayıp kafasını kaldırıma vurarak, daha yaşasa kim bilir ne harikalar yaratacak diyebileceğimiz cinsten bir yaşamı son bulmuştur.

Mollaların cenazesine bile öfkesi bitmemiş, cenaze namazı kılınmak istenmediği için 2 gün bekletilmiştir. İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına kitabı da tamamlanmaya fırsat bulamadı.

“Tanrı şahit ki mutluluk goncasıydım ben, aşkın eli geldi ve dalımdan kopardı beni…”

Derin bir yalnızlık duygusu çekmiş, İran şiirine yeni bir soluk getirmiş genç ve güzel ve yetenekli bu kadın ‘keşke içimize biraz Furuğ kaçsa’ dedirten cinsten…

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)