FilmFilm İncelemeleri

Metaforlarla dolu bir film; “Sarmaşık”

İlk olarak bu filmi senaryo dersimizde bir hocamız bahsedince öğrenmiştim. Tam da o yıl Altın Portakal’da gösterime giren film en iyi erkek oyuncu, en iyi yönetmen, en iyi film ve en iyi senaryo ödüllerine layık görüldü. İzleyeni bittikten sonra hezimete uğratan, ağırlığı altında ezen bir film. Aldığı bütün ödülleri sonuna kadar hak etmesine karşın bizim ülkemizde bir türlü gereken ilgiyi göremedi. Çünkü bizim izleyicimizin alışık olmadığı metaforlarla dolu ve film bittikten sonra üzerine uzun uzun düşünmeniz gerekiyor.

Filmin Künyesi

SARMAŞIK Tolga Karaçelik’in yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği 2015 yapımı bir Türk filmi. Daha önce Gişe Memuru filminde oynaya Nadir Sarıbacak’ı bu sefer başrolde görüyoruz ve mükemmel oyunculuğuna şahit oluyoruz.

Tolga Karaçelik film üzerinde beş yıl boyunca çalıştığını söylüyor ve günümüz Türkiye’sini anlatıyor. Günümüzü anlatmasına rağmen işlediği konular bütün insanlık tarihi boyunca süregelmiş olaylar. İktidar, hırs, ve güç..

Filmin konusu ve özeti

SarmaşıkFilm açıldığı andan itibaren karakterleri tanımaya başlıyoruz. Bütün film boyunca göreceğimiz altı kişiyi başta tek tek tanıyoruz. Kürt, Cenk, Alper, İsmail, Nadir ve kaptan Beybaba. Mısır’a giden bir gemideyken armatörleri iflas eder ve o sırada yolda olan gemi bulundukları yere demir atmak zorunda kalırlar. Güvenlik önlemleri sebebiyle gemide altı gönüllü kalır. Yan gelip yatarak para kazanma fikri başta çok hoş gelmiştir ancak yemekleri ve sabırları tükenmeye başladıkça bu birbirini hiç sevmeyen altı kişi arasında sürtüşmeler başlar.

Dört tarafı denizle çevrili bir hapishanede bulunan altı kişi arasına yedinci kişi olarak dahil oluyor izleyici. Kimi zaman Cenk kadar sinirlenip, kimi zamanda İsmail kadar korkuyor olanlardan.

Gemiyi bir ülke, mürettebatı ülkeye yaşayan kişiler ve Beybabayı da devlet olarak düşünerek izleyin bir de filmi.

Karakterler

Cenk; filmin başrol oyuncusu. Yaptığı dolandırıcılık sebebiyle bir süre yaşadığı yerden uzaklaşması gerekiyor bu yüzden bir gemide alıyor soluğu. Keş ve isyankar. Zaten ilk başkaldırı da ondan geliyor sisteme karşı.

Kürt; film boyunca bir kere bile konuştuğunu duymuyoruz. Kimdir nedir nerden gelmiştir bu konular hakkında hiçbir fikre sahip değiliz ancak Kürt kimin tarafında olursa karşı taraf için tehlike oluşturuyor bunun farkındayız.

Alper ; Cenk’in film boyunca hep arkasında duran önceden taksicilik yapan bir genç. O da keş. Patlama noktasını oldukça başarılı oynuyor.

İsmail; Beybabanın sadık yardımcısı. Sağ kolu diyebiliriz hatta. Dinine düşkün, ast üst görevini her zaman başarıyla yerine getiren bir karakter.

Nadir; geminin aşçısının yardımcısı. Aşçı gidince geminin mutfağı ona kalıyor ve ortayı bulmaya çalışan biri.

Son olarak da Beybaba geminin kaptanı. Hepsinden üstünde bulunan en yetkili kişi.

Film fazlasıyla politik göndermelere sahip bir psikolojik gerilim filmi. Gemi burada içerisinde yaşadığımız ülkenin bir metaforu. Onlarca insanı sadece altı kişiyi kullanarak anlatıyor bize yönetmen.

Gemi denizde sorunsuz bir biçimde ilerlerken hiçbir sıkıntı yoktur ancak gemi açık denizin ortasında yalnız başına kalınca sorunlar başlar. Açlık, sabırsızlık, aileye olan özlem ve bilinmezlik. Kaptan işler yolunda giderken her zaman mürettebatın yanında olmasına rağmen işler rayından çıkınca kendisini odasına kapatır. Alper’in de isyan ettiği gibi çıksana Beybaba dışarı, duysana Beybaba sesimizi. En zor günde yalnız bırakmak olur mu mürettebatı. Baktılar geminin en başındaki kişiden ses çıkmıyor sorunlar karşısında saklanmayı seçiyor işte o zaman mürettebat bir araya geliyor.

İçerisinde yaşadığımız sistem de böyle değil midir zaten. İşler yolunda giderken herkes iyidir hoştur. Ancak istenmeyen bir olay olduğunda en baştaki kişi saklanmaz mı her zaman.

Tolga Karaçelik istese bu filmi dümdüz de anlatabilirdi. O zaman izleyenler daha şey anlar ve kafalarındaki soru işaretlerini çözmüş olurlardı ancak bu kör göze parmak sokmaktan başka bir şey olmazdı. İşte sinemanın güzelliği burada. Film bittikten sonra üzerine saatlerce düşünebilirsiniz çünkü size anlatılmak isteneni anlamanız için metaforlarla dolu bir yolculuğa çıkmanız gerekir. Yönetmene sümüklü böcek metaforunun ne anlama geldiği sorulduğundan bunu tamamen izleyiciye bıraktığını söyler. Filmin içerisindeki sümüklü böcek siz ne isterseniz odur.

Etiketler

Öykü Tatlı

Küçüklüğümden beri kitaplar hayatımın vazgeçilmezleri arasında yer alıyordu.Hayatımın dönüm noktası aldığım tiyatro eğitimi oldu. Hayata bakışımı değiştirdi, çevremi gözlemlemeyi öğrendim. Radyo Televizyon ve Sinema bölümünü kazandıktan sonra daha çok okumam ve izlemem gerektiğinin farkına vardım. Artık hayatımın her köşesine sinemayı ve kitapları koyuyorum. Hayatın tadını okuyarak, izleyerek ve yazarak çıkartıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)