“Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz” isimli öykü kitabı ile tanıyıp sevdiğimiz Melisa Kesmez’in yeni öykü kitabı “Nohut Oda” Sel Yayıncılık etiketiyle raflardaki yerini aldı. Üst üste 11 baskı yapan “Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz” kitabının başarısını 2015 yılında çıkan “Bazen Bahar”” kitabıyla devam ettirdi.

Üç yıllık bir aradan sonra beş öyküden oluşan yeni kitabı “Nohut Oda”da Melisa Kesmez insanın bitmek bilmeyen yuva arayışına bir güzelleme yaparken, içimizde büyüttüğümüz, bazen kadim bir yara gibi sürekli sızlayan, bazen de eski şiddetini yitiren öfke ve hesaplaşmaların hemen yanı başında aşkın ve inceliklerin filizlendiğini bir kez daha hatırlatıyor.

Kitaptan tadımlık:

Kalanlar
Bir fotoğraf yolladı gittiğinin ikinci günü. Kaldığı odanın penceresinden çekmiş. Üzeri karla kaplı kiremit çatıların arkasında sivri doruklarıyla bembeyaz dağlar görünüyor. Kuzeyin buradakilere hiç benzemeyen dağları. Fotoğrafın altına “Dünyanın bittiği yerdeyim. Şu dağların ardında hayat var desem inanır mısın?” yazmış. Kumaşının yünlü olduğunu hayal ettiğim turuncu perdenin kenarı görünüyor, pervazda bir fincan duruyor; yarısı boş ya da yarısı dolu, sıcaklığıyla cam buğulanmış.

Çayından bir yudum alıp bu kareyi çekmek için telefonuna uzandığı ânı düşündüm fotoğrafa bakıp. Dönüp kendi fincanıma baktım sonra. Başka bir pencerenin kenarında, başka bir fincan. Camın arkasında bambaşka bir manzara. Sokak boyu uzanan bitişik nizam apartmanlar, kenarına eski bir kanepe bırakılmış çöp konteyneri, belediyenin amansızca budadığı kel çınar ağacı, sokak lambasının üzerinde gece gündüz muhakkak önemli bir şeyler anlatan bir karga… Zihnimde iki fincanın arasına, İstanbul’dan Tromso’ya dümdüz bir çizgi çizdim sonra. Birlikte içilebilmek için ne kadar uzaklardı.

Nohut OdaDünya haritası olacaktı bir yerlerde, çekmeceden çıktı, getirip boylu boyunca yaydım masaya. Parmaklarım kendiliğinden İstanbul’u buldu hemen. Sonra kuzeye doğru çıkmaya başladılar. Önce Bulgaristan. Az yukarısında Romanya. Sonra Ukrayna, biraz solunda Polonya ve nihayet Baltık Denizi. Denizi aşıp İsveç’te karaya çıktım. Bütün ülkeyi boydan boya tırmandım. Norveç sınırını geçtim ve bir süre daha tırmanmaya devam ettim. En sonunda buldum fotoğraftaki dağları. Görür görmez anladım onlar olduklarını. Dağların hemen karşısında da bir pencere. Sıcak bir fincan çayla buğulanmış, turuncu perdeli. Pencerenin arkasındaki aşina olduğum o esmer yüzü hemen tanıdım.

İki fincan arasındaki beş bin kilometrelik bu muhayyel güzergâhı böyle gidip durdum haftalarca. Ne zaman çay koyup pencereye komşu masama otursam, gönderdiği fotoğrafı açıp o dağlara baktım, sonra önüme haritayı serdim.

Bir akşam Kadıköy’deki evindeyiz. Her şey toplanmış, eşyalar çoktan dağıtılmış. Kalan birkaç ıvır zıvırın arasında kıçımızı koyacak yer bulmuşuz. Ertesi gün uçacak. Üçlü koltuğu bana bırakıyor. Mini fırını da. Tek kişilik, üstelik kolçaksız koltuğumla bir dişçi muayenehanesinin bekleme odasına benzeyen salonumda, artık uzanarak kitap okuyabilirim diye seviniyorum.

Nohut Oda

Melisa Kesmez
Sel Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 125
Basım Tarihi: Eylül 2018