İstanbul’da yaşayan herkes bilir; Pahalı markaların mesken tuttuğu ışıltılı caddeleri, lüks restoranlardan yayılan çatal bıçak seslerini, tarihi sokaklara yayılmış içi insan dolu butik kafeleri… Bir sokak aşağı indiğinizde ise o siyah beyaz fotoğraflara konu olan, sokakta oynamaktan üstü başı kirlenmiş çocukları, kapı önlerinde kurutulan halıları, camlara asılan çamaşırları görürsünüz. Sonra bir sokak daha aşağı inerseniz, en cesur fotoğrafçıların bile girmeye cesaret edemeyeceği, kuralları güçlüden yana olan yaşamanın bile bir şans olduğu o arka sokakları keşfedersiniz. Aslında bir film seti gibidir İstanbul; Ön yüzeyi tek boyutlu, arkasında ise o güzel yüzeyi ayakta tutmaya çalışan milyonlarca set işçisinin olduğu…
Objektif olmak gerekirse bu durum sadece İstanbul’a da özgü değildir. Dünya üzerindeki tüm kalabalık ve popüler şehirlerin vaziyeti bu şekilde. Jaap Van Heusden’in son filmi Mavili (In Blue) ise şehirlerin bu ikiyüzlü halini Bükreş’ten yansıtıyor izleyiciye.

Hollandalı hostes Lin, Bükreş’te kaldığı bir gece, eğlencenin dozunu arttırır ve ertesi gün alarmının sesi uykusunun önüne geçemez. Uyandığında ise görevli olduğu uçuşa yetişmek için alelacele bir taksiye biner ve taksinin hızlı gitmesi için ek bir ücret öder. İşte tam o anda araba birine çarpar. 15 yaşında sokaklarda yaşayan Nuci ile Mavi kıyafetli hostes Lin’in yolları böylece kesişmiş olur. Lin, Nuci’yi o şekilde bırakamaz ve uçuşundan feragat ederek genç çocuğu hastaneye götürür ve hikaye başlar.

İkili arasındaki ilişki Lin’in annelik kavramıyla olan sorunlu geçmişi ve Nuci’nin ailesiz bir şekilde sokağın tüm acımasızlığı altında ezilmesi nedeniyle giderek garip bir hal alır. Steril ve kalburüstü bir hayat yaşayan Lin, sefalet içindeki Nuci’ye annelik içgüdüsü ile yaklaşmaya başlar. Fakat Nuci ilişkiye biraz daha ‘romantizm’ katma peşindedir. Bu iki farklı yaklaşım ilişkiyi giderek bir çıkmaza sürükler. Fakat Lin bu çıkmazı aşmak için mücadeleye devam eder. Aslında filmin başında, uçak içinde gerçekleşen doğum sahnesi seyirciye hikayenin geleceği hakkında ufak bir ipucu da vermektedir.

Mavili’nin başrollerini paylaşan Maria Kraakman ve Bogdan Iancu’nun performansları oldukça etkileyici. Özellikle karakterlerin, kendilerinin ait olmadıkları mekanlarda sergiledikleri yabancılaşma, seyirciye oyuncular tarafından oldukça başarılı bir şekilde aktarılmış.37. İstanbul Film Festivali’nde filmin arka planını bizzat kendisinden dinleme şansı bulduğumuz Bogdan Iancu’nun, bir sinema eğitimi almamasına rağmen tecrübeli aktörlere taş çıkartan performansı, gelecek yıllara adeta göz kırpıyor.