ABD’li yazar Richard BACH’ın dünyanın en çok okunan eserleri arasında yer alan kitabı “Martı Jonathan Livingston” okurlarının uçmaya olan düşlerini beslemekte. İki kanatlı her kuşun, özgürlüğü doyasıya yaşadığına inanırdık. Ama Bach bize özgürlüğün yeniden tanımını yaptı. Rotamızı yeniden belirledi.

Martı Jonathan vapur yolcularının sadaka niyetine ekmek parçaları atmasını, balıkçı teknelerinin rıhtımında kalan balık parçaları için gemilerin peşinde martı sürülerinin ardından uçmayı kendine yedirememiştir. O diğer martılar gibi olmak istemiyordu. En başta gerçekten uçmak istiyordu. Son hızla uçarken pike yapmak, takla atmak istiyordu. Sınırının son limitlerine ulaşmışken ani ve kıvrak hareketler ile görsel bir şölen yaşatmak istiyordu. Uçmayı gerçek bir sanata dönüştürmek amacındaydı.

Bulutların üstünden deniz seviyesine inerken hız duvarını aşma denemelerine ara vermeden devam ederdi. Limit yoktu da limitlerimiz ve sınırlarımız sürünün sınırıydı. Her geçen denemede kat ettiği hızı artırır, denizin derinliklerinde en güzel balıkları avlardı. Sudan süzülüp çıkışı, güneşin altın sarısı rengiyle ışıl ışıl parlardı.

Martı Jonathan, beceri, yetenek ve zekamızı kullanarak cehaletimizi yıkabileceğimiz mesajını verir. Özgürlük uçmaktır; ama sürünün peşinden uçmak değildir.

Martı Jonathan, özgün uçuş stili ve aykırı hareketleri nedeniyle sürüden dışlanır. Sadece balık peşinde koşmaya karşı çıkar. Öğrenecek, keşfedecek o kadar çok şey vardır ki.

“Öğrenmeden en az korkanısın…”

Toplum dışına itilmiş, sürüden dışlanmış başka martılar da vardır. Martı Jonathan yeni arkadaşları ile özgürlüğe uçmaktaydı. Herkes yeteneklerini birbirine gösterirdi. Bir grup dayanışması ve işbirliği vardı. Jonathan’ın öğretmeni, yeni uçuş deneyimleri yaşatarak öğrencisini öğrenci kalma durumundan da çıkardı. Herkes kendi öğretmeni olabilecekti.

“… Ve bu saatte bin mil, bir milyon mil hızla ya da ışık hızıyla uçmak anlamına gelmiyor. Çünkü rakamlar sınırları belirler; iyinin, mükemmelin sınırları yoktur.”

MArtıToplumun dışına itilmiş martılar özgürlüğü tatmakla kalmaz, serbest stil uçuşun akrobatik becerisini kazanır. Sadece özgürlük değil, dostluğun da mekan ve zaman kavramını aştığını bilmemizi sağlar. Özgürlük martının doğasında vardır. Bu özgürlüğü engelleyen geleneklere, hurafelere, törelere karşı bir başkaldırma vardır. İnsanlara direniş ruhunu ve umut ışığını gökyüzünde beyaz kanatlarıyla daireler çizen martılar çığlıklarıyla dillendirir. Martı Jonathan için en zoru da budur: Bir kuşu özgür olduğuna inandırabilmek.

Eski yuvasına tekrar döner Martı. Yine dışlanır; ama o taklalar, pikeler, dalışlar yapmaya devam eder. Önce çekine çekine bir, iki, üç kuş katılırken artık koca bir sürü olmuşlardır. Martı Jonathan bir vasiyeti vardır: Tanrısallaştırılmamak.

Martılar özgürlüğü deneyimler ama kuşaklar ilerledikçe uçma adetlerini ritüel haline getirir. Martı Jonathan’ı ulvi kata çıkarırlar. O vakit kuşlar uçmayı bırakır tembelce Martı Jonathan’a övgüler dizip mezarına çakıl taşları koyup merasim yaparlardı. Gökyüzü beyaz kanatlıların serbest ve özgün çizgilerinden mahrum kaldı.

Martı Jonathan Livingston

Richard Bach
Epsilon Yayınevi
Türkçesi: Kader Ay Demireğen
147 sayfa, 2017