Film İncelemeleri

Lucky

90 yaşındaki Harry Dean Stanton’ın sinemaya ve hayata veda resitali olan Lucky, sade ve akıcı hikayesinin yanında çöl görüntüleri ile yine Stanton’ın başrolünde yer aldığı 1984 yapımı Paris, Texas filmine de bir saygı duruşu özelliği taşıyor. Usta yönetmen Wim Wenders’ın yönettiği ve Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye alan Paris, Texas, Harry Dean Stanton’ın ilk başrolüydü ve filmin senaristi Sam Shepard bu karakteri bizzat Stanton için yazmıştı. İşte o günden beri tam otuz üç yıl geçti ve usta aktör onlarca yapımda yer aldı. Sevin Okyay’ın da belirttiği gibi ‘bir türlü şöhrete ulaşamayan, zaten şöhrete de aldırmayan’ bir aktörün, kariyerinin sonunda belki de en kişisel rolünü canlandırdığı bu filmde, yönetmen koltuğunda bugüne kadar kendisini hep aktör olarak izlediğimiz John Carroll Lynch oturuyor. Ayrıca David Lynch’in de hikaye içinde oldukça önemli bir karakteri canlandırdığını belirtmeden geçmeyelim.

Ülkemizde 2017 yılında Filmekimi’nde gösterilen, Tallgrass, Gijón, Haifa, Locarno gibi uluslararası festivallerden ödüllerle dönen filmin konusuna gelecek olursak, Lucky, çölde bir kasabada kendi halinde yaşayan doksan yaşındaki bir adamdır. Sabahları güne yoga ve kahvaltıyla başlayan, ilerleyen yaşına rağmen herhangi bir sağlık sorunuyla karşılaşmayan ve bu süreçte yalnızlığın etkisiyle kendisini keşfetmeye çalışan bu adam, çevresindeki insanlarla girdiği diyaloglar sırasında bir yandan da kendi hayatını sorgulamaya başlar.

Lucky

Doksan yaşındaki bir insanın içsel yolculuğunu yirmi yaşındaki bir sinemaseveri etkileyecek şekilde beyazperdeye yansıtan yönetmen John Carroll Lynch ve bunda çok büyük pay sahibi olan Harry Dean Stanton’ın performansı takdire şayan. Öyle ki bu içsel yolculuğa bazı anlarda Stanton’ın ‘evrene yayılan sessizliği’ ile, bazı anlarda ise Sparks ve Sumonja ikilisinin kaleminden dökülen çarpıcı diyaloglar ile dahil oluyoruz. Lucky’nin belirttiği ‘Yalnız olmak ile yalnızlık çekmek arasındaki farkı’ çözümlemeye çalışırken, yaşlı adamın korktuğunu belirttiği o kırılma anı ile kendimize gelip yine sessizliğe kapılıyoruz. Sessizliğin oluşturduğu tedirginlik hissinden, havadan sudan muhabbetlerle kurtulur muyuz derken yardımımıza yine hayat tecrübesiyle Lucky yetişiyor:

“Tuhaf sessizlikten daha kötü olan tek şey vardır. Havadan sudan muhabbet!”

Etiketler

Mehmet Coşkun

Sıradan bir festival gününde, Beyoğlu Sineması’ndan çıkıp Atlas Sineması’na doğru giderken geçen o kısa süreyi çok seven bir sinemasever.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)