Kitap İncelemeleri

Kya’nın Şarkı Söylediği Yer

Yalnızlığı yenmek için ne kadarını gözden çıkarırsın?

1952 yılında Kuzey Carolina sahilinin bataklık arazilerinde yaşayan bir aile… Kya henüz altı yaşında. İlk önce mavi bavulu ile anne çekip gitti, daha sonra ablaları ve abileri. Tek veda eden aile üyesi abisi Jodie’di. Aile üyelerinin bir bir kaçtıkları küfürbaz, sarhoş ve dayakçı babası ile onu yalnız bıraktılar. 6 yaşında bakıma muhtaç olan bir kız çocuğu böyle bir baba ile nasıl yaşar düşünmediler bile çünkü bataklıkta ev dedikleri kulübe gibi bir yerde kendi hayatları yoktu. Ve Kya yapması gerekeni yaptı, babadan uzak durdu, küçük yaşına rağmen sırf o kızmasın diye yemek yapmaya, evi toplamaya, çamaşırları yıkamaya çalıştı. Babanın gelmediği günler alınacaklar için kendi parasını çıkarmak için midye toplayıp sattı. Ama Kya 10 yaşına gelince zaten ortalıkta çok fazla görülmeyen baba da onu hiçbir söylemeden terk etti.

“Kya, bir martının gagasındaki kırmızı beneğin, bir süsten daha fazlası olduğunu biliyordu. Yavruları sadece o kırmızı noktayı gagaladıkları zaman ebeveynleri, onlar için yakaladıkları yemeği onlara verirdi. Eğer o kırmızı benek, yavruların göremeyeceği şekilde gizliyse ebeveynler onları besleyemezdi ve yavruları ölürdü. Doğa da bile ebeveynlik, tahmin edilebileceğinden daha ince bir çizgiydi.”

Bataklıkta, vahşi doğanın içinde yaşam mücadelesi veren küçücük bir kız. Bir gün annesi döner umudu ile evini hiç terk etmedi. Doğanın içinde saklandı, buradaki hayvanlardan aile yapısını öğrendi ama kendi hiç bu duyguları yaşayamadı. İnsanlardan izole olan bir yerde onlardan uzak yaşadı. Sadece bir gün okula gitti, o da sırf karnı aç ve çok güzel yemekleri olduğunu duyduğu için ama yapamadı ve bir daha okula hiç ayak basmadı. 14 yaşına geldiğinde okuma yazma bilmiyordu, abisinin arkadaşı Tate ona okuma ve yazma öğretti. Hayatını mutlu bir şekilde paylaştığı tek insandı Tate ama o da üniversite okumak ve bir iş sahibi olmak için gitti. Geri döneceğine söz verdi ama beş yıl boyunca geri dönmedi.

Kya o kadar çok terk edildi ki okurken insanın içi acıyor, bir taraftan da yaşama azmine hayran kalıyor. Kitapta duygudan çok olay örgüsü ve bataklık ile yabani hayvanların yaşam biçimi var. Yazar duyguları şekillendirmeyi okuyucuya bırakmış. Okuduğum her sayfadan bir duygu çekip aldım. Terk edilme, yalnızlık, çaresizlik, insanlara karşı önyargı, hayattaki kararlılık, bir yere ait olma hissi, doğa ile bütünleşme…

Yalnızlığı yenmek için ne kadarını gözden çıkarırsın?

Kya’nın Şarkı Söylediği YerKitapta ki ikinci kurgu ise 1969 yılından başlıyor. Herkesin tanıdığı Chase Andrew bataklıkta ölü bulunuyor. Yetersiz deliller ama tanıkların söyledikleri ifadeler ile “Bataklık Kızı” olarak adlandırdıkları Kya’a, Chase’ın ölümünden sorumlu tutuluyor. Bundan sonra kurgu iki katmanlı olarak ilerliyor bir tarafta Kya’nın hayat mücadelesi ve Chase’la olan ilişkili diğer tarafta Chase’ın ölüm sebebini ve katili bulmaya çalışanlar.

Bu kitabı okurken fark ettim ki yazarın o duyguları bize anlatmasına gerek yok. İnsan öyle bir gözünde canlandırıyor ki zaten duygu seli içinde kayboluyorsunuz. Kya her zaman güçlü, öğrenmeye açık bir karakter, 14 yaşında okumayı öğrendi, annesi gibi resimler yaptı ve bataklık hakkında kimsenin bilmedikleri yazarak kitaplar dahi çıkardı. Katil olarak suçlandığında bile ona kucak açan doğadan yardım aldı. Ve kitap öyle bir yerde bitti ki Kya’ya olan acıma duygularım yaşadığı hayatı göz önünde bulundurduğumda ona hak vererek son sayfaları kapattım.

Çocukluktan ergenliğe, ergenlikten yetişkin bir birey olma yolunda ilerleyen bir büyüme çağı hikâyesi. Bir de yanına eklenen polisiye ile dram ve gizem ağırlıklı bir eser çıkmış ortaya. Sanırım yazarın Türkçeye çevrilen ilk kitabı ama başarılı bir eser. Ve başarılı bir çeviri ile devam kitaplarının geleceğini düşünüyorum.

Yüzler, hayatın yüküyle değişir ancak gözler, eski zamanlara açılan bir pencere olarak kalır.

Kya’nın Şarkı Söylediği Yer
Delia Owens
Türkçesi: Filiz Çiçek
Salon Yayınları
431 Sayfa, 2019

Değerlendirme

Üslup
Akıcılık
Kapak
Fiyat

User Rating: Be the first one !

Etiketler

Nergiz İnce

Yazmaktan çok okumayı seviyorum aslında; ama konu okuduklarımı paylaşmaya gelince kelimeler cümlelere dönüşüveriyor beynimde. Yeni yazarlar tanımak, onların eserlerini okumak, bir şeyler yazma isteğini tetikliyor bende. Paylaşılan her şey güzeldir. Yazarların bizlerle paylaştıkları eserlerini, ben de sizlerle paylaşmak için kitapcafe.com'dayım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)