Jorge Luis Borges’in, kendi yaşadıklarından esinlenerek ve bu yaşadıklarına en üst seviyeye ulaştığı ustalık derecesindeki fastastik öğeleri eklemesiyle yarattığı öykülerden oluşan, gözleri görmediği için hayat arkadaşı ve aynı zamanda sekreteri olan Maria Kodama’ya yazdırtıp 1975 yılında yayınladığı son öykü kitabıdır. Toplam 13 harika ve birbirinden büyüleyici öykülerden oluşmaktadır:

Öteki: Stevenson’un kendisini en çok etkileyen yazarlardan biri olduğunu her fırsatta dile getiren Borges, onun “çift-ikiz” konusunu bu öyküsünde tüm çarpıcılığı ile işlemiştir. 20 yaşındaki hali ile 70 yaşındaki halinin fantastik bir şekilde bir araya gelip sohbet etmelerini konu almıştır. “Senin o ezilmiş ve aşağılanmış yığınların yalnızca soyut kavramlar, dedim ona. Yalnızca bireyler varolurlar, eğer herhangi bir kişi varolmuşsa. Bir Yunanlı, dünün insanı bugünün insanı değildir, demiş. Şu banka oturmuş olan biz ikimiz belki de bunun kanıtıdır.”

Ulrike: Öykünün başında da belirttiği üzere Borges, yaşadığı gerçek ve çok kısa süreli bir aşkını kaleme almış. Hayatı boyunca bir daha göremediği Ulrike ile yaşadığı bir yürüyüş esnasında ki kısa cümlelerle olmasına rağmen çok derin anlamlar içeren sohbetleri edebi hazzı tatmanızı sağlayacaktır. “Yalnız başına yürümekten hoşlandığını söyledi. Ben de, diye yanıtladım. Demek ki ikimiz birlikte çıkabiliriz.”

Kongre: Kendisinin bir arkadaşı vasıtası ile katıldığı, birkaç farklı ve ilginç karakterde insanın kurup oluşturduğu bir Dünya Kongresi’nin kısa tarihini dile getirmiştir. Anlatımında; gezdiği yerleri, Beatriz ile yaşadığı aşkı, dostluklarını, serüvenlerini ve kongre üyeleriyle olan ilginç sohbetlerini kaleme almış. “Ey geceler, ey paylaşılan, yumuşak karanlıklar; ey gölgede gizemli bir ırmak gibi akan aşk, ey herbirinin öteki olduğu o mutluluk anı; ey mutluluğun masumluğu ve arılığı, ey önce sevişirken, arkasından uyurken bizi kendimizden geçiren birleşme; ey günün ilk ışıkları ve onun seyrine dalışım!”

There Are More Things: Fantastik öğeleri içeren, Casa Colorado adındaki büyük bir evin yeni sahibi ve ortadan kayboluşuyla ilgili bir öyküdür. “Birisi öldüğünde neler duyarsak onları duydum ben de: Daha yakın olmamaktan duyulan artık yararsız bir pişmanlık. İnsan ölülerle konuşurken onların ölü olduğunu unutuyor.”

Otuzlar Mezhebi: Adsız bir yazara ait bir el yazmasında geçen, sayıları oldukça az, fakat tutkulu insanların oluşturduğu bir mezhebin anlatımı şeklindeki öyküdür.

Kum KitabıArmağanlar Gecesi: Borges’in yaşlı bir adamdan dinlediği bir hikayeyi fantastik öğelerle harmanlayarak yazdığı bir öyküdür.

Ayna ve Maske: Muhteşem, tadına doyum olmayan, harika ama kısacık bir öykü. Zaferden yeni dönmüş bir kralın bir ozana “En büyük kahramanlıklar sözcüklere dökülmezse parlaklıklarını yitirirler.”demesi üzerine bu zaferi ozanın dizeler dökmesiyle başlayan ve bana göre kitabın en etkileyici öyküsüdür.

Undr: İskandinav dilinde mucize anlamına gelen bu öyküde Borges, bulduğu eski bir el yazmasına bağlı kalarak İskandinav mitolojisini temel almıştır. “Yaşam herkese her şeyi verir ama çoğu bunu bilemez.”

Yorgun Bir Adamın Düşülkesi: İnanılmaz güzellik ve düşsellikte yazılmış olan bu fantastik öyküde Borges, Acevedo adı ile gelecekten bir adamla dünyanın o tarihlerde nasıl bir hal almış olacağı üzerine sohbet ediyor. “Yaşamın efendisi olan insan, ölümün de efendisidir.”

Düzenbazlık: İki akademisyen arasında geçen diyalog şeklindeki bu öykü, birinin başarı kazanmaktaki hırsını, diğerinin ise kin güdücü olmamak gibi bir gurura boyun eğerek gösterdiği dürüstlüğü anlatmaktadır.

Avelino Arrendondo: Borges yine gerçek bir olayı fantastik süslemelerle anlatarak, bir suikastin öyküsünü bizlere mükemmel bir şekilde sunmuştur.

Kurs: İskandinav mitolojisi olgularıyla yazılmış kısa ama sarsıcı bir öyküdür.

Kum Kitabı: Bir gece çatkapı evine gelen bir satıcının kendisine sunduğu ve adının Kum Kitabı olduğunu söylediği, ne başı ne de sonu olan bu kitabı anlatan fantastik öykü, kitabın son öyküsüdür. Kitaba adını vermesinden de anlaşılacağı üzere en ilginç ve hayranlık uyandıran öykü de budur.

Kitabın son bölümünü ise Borges’in kendisine ait olan ve kitaptaki öyküleri kısaca tanıtan bir sondeyiş bulunmaktadır.

Borges okumaya hangi kitaptan başlayacağını soran arkadaşlarıma sürekli olarak Alef ile başlamalarını tavsiye ediyordum. Bu kitaptan sonra önerim Alef ve Kum Kitabı arasında verecekleri kendi kararlarına bırakıyorum. Çünkü iki kitap da Borges’in büyülü kaleminin ve uçsuz bucaksız edebi bilgisinin yansıtıldığı öykülerle dolu…

Saygılarımla.

Kum Kitabı
Jorge Luis Borges
İletişim Yayınları
Türkçesi: Yıldız Ersoy Canpolat
143 Sayfa, 2017