Son yıllarda kitap yazanlar büyük bir çoğunlukta. Peki yazılan her kitap başarılı mıdır? Ya da bu eserlerin başarısı, kalitesi nasıl değerlendiriliyor?
İnsanoğlu var olduğundan beri sanat eseri üretir. Bu eserleri analiz etmek ve daha iyi eserlerin ortaya çıkmasını sağlamak adına değerlendirmeler yapılır. Edebiyat eserlerine farklı yönlerden yaklaşılarak yapılan değerlendirme edebiyat eleştirisidir.Geçmişten günümüze dek yapılan değerlendirmeler, zamanla gelişmiş ve çeşitli sanat anlayışlarıyla şekillenmiştir. Gelişen bu değerlendirmeler, 20.yy’da sistemleşerek bir bilim dalı haline gelmiştir. Yani eleştiri bir bilim dalı ve edebiyat eleştirisi de alt kategorisi olarak kabul edilir.

Edebiyat eleştirisi, sanat eleştirmenleri ve edebiyat eleştirmenleri tarafından uygulanan sistematik bir yöntemdir. Bu yöntem sonucunda olumlu ve olumsuz değerlendirmeler olabilir. Toplumumuzda eleştiri kelimesinin anlamı sadece negatif algılansa da , genel anlamda eleştiri; sanat eserini anlamak için bütünsel anlamda yapılan bir değerlendirmedir.
Kuramsal olarak baktığımızda eleştiri kuramlarını 4 gruba ayırabiliriz: YansıtmaKuramı, Anlatımcılık Kuramı, Okur Merkezli Ve Eser Merkezli Kuramlar. Eserler bu kuramlar kapsamında incelenerek, çeşitli eleştiri metotları uygulanır.

1.Yansıtma Kuramı
Yansıtma kuramına göre bir edebiyat eseri, bulunduğu toplumu ve o toplumun özelliklerini yansıtır. Yansıtma kavramı, Platon’un sanat eserinin gerçekliği ifade ettiğini düşünmesi üzerine, gerçekliğin de görünen dünyayı yansıttığı fikriyle ortaya çıkmıştır. Tabii bu durumda gerçeklik nedir? Sorusunu da sormamız gerekir. Bu dönem filozoflar gerçekliği yansıtan sanatı üç durumda kabullenir. Birincisi, ‘sanat eseri görüngü dünyasını yansıtır’ düşüncesidir. Bir sanat eseri görüneni ne kadar iyi aktarabiliyorsa, o derecede başarılı bir sanat eseri olarak kabul görür. Platon’un mağara alegorisi ve ayna metaforları, yansıtma kuramını algılamak için üzerinde düşünülmesi gereken konulardır. İkincisi, ‘sanat eseri katharsistir’ düşüncesidir. Toplumdaki durumları yansıtarak insanda iyi duygular uyandıran sanat eseri başarılır. Üçüncüsü ise ‘sanat eserinin ideali yansıtır’ düşüncesidir.
Tüm bu düşünceler altında, bir eseri yansıtma kuramına göre eleştirisini yapabilmek için belirli olgulara yoğunlaşılır. Tarihsel Eleştiri, Sosyolojik Eleştiri ve Marksist Eleştiriyapılabilir. Tarihsel eleştiride, eserin yazıldığı yıllar ve koşullar düşünülür. Dönemini iyi yansıtması, eserin yazıldığı çağdaki dünya görüşü, inançları başarılı aktarması açısından incelenip değerlendirilir. Sosyolojik eleştiride esere toplumsal açıdan yaklaşılır. Toplumdaki insanların durumları, davranışları önemlidir. Marksist eleştiride ise, sanat eserinde ekonomik koşulları ve toplumsal sınıf çatışmaları ele alınır.

2. Anlatımcılık Kuramı
19. yüzyılda Rönesans döneminde sanat anlamında büyük değişiklikler olmuştur. Romantizm akımının etkisiyle gündemde olan hümanizm, bireyselliği ön plana çıkarmıştır. Bu güne kadar sanat eseri daha çok ön plandayken, artık sanatçılar da önem kazanmaya başlar. Anlatımcılık kuramına göre de, sanat eserlerinde sanatçının hayatından ve hayata bakış açısından izler görürüz. Yer yer otobiyografik işaretlerle karşılaşırız. Sanat eserini anlamaya çalışırken, sanatçının kişiliğini, inançlarını, günlük hayatını eserine nasıl aktardığını sorgularız. Eleştiri metotları olarak da Sanatçının Psikolojisi Ve Kişiliğine Yönelik Eleştiri yanında Psikanalist Eleştiriyapılır.

3. Okur Merkezli Kuram
Eserin yaratımındaki ve yayılımındaki amaç okuyucunun eline geçmesi ve değerlendirmesidir. Esere okur açısından yaklaşarak uygulanan iki eleştiri yöntemi vardır. Birisi Duygusal Etki Kuramı, diğeri Alımlama Estetiğidir. Duygusal etki kuramı kapsamında düşündüğümüzde, bir sanat eserini değerli kılan okura zevk vermesi, okurun o eseri beğenmesidir. Ancak bu kuram sanat eserine sadece zevk vermesi açısından bakıp diğer yönlerini incelemediği eksik kalan bir değerlendirme şeklidir. Bir eserin başarılı olması için sadece okura zevk vermesi yeterli midir sorusu, üzerine düşünüp tartışılması gereken bir mevzudur. Günümüzde Instagram ve Youtube üzerinden yapılan birçok kitap yorumu, okurun kendi açısından bakarak yaptığı değerlendirmedir. Ancak bütünsel açıdan yaklaşarak, o eseri meydana getiren yapıları analiz ederek, motifleri ve temaları algılamaya çalışarak yapılan araştırmaları okuyarak yorumlarımızı daha nesnel açıdan aktarabiliriz.
Diğer bir eleştiri yöntemi olan alımlama estetiğinde, okuyucu o eserden anlam çıkarabildiyse o eser amacına ulaşmış kabul edilir. Eser meydana geldiğinde değil, okuyucu bir anlam çıkardığında o eser tamamlanmış olur. Bazı eserler, her şeyi açık açık yazmayıp okuyucuyu düşünmeye teşvik eder. Okuyucu da o eseri kendi düşünceleriyle tamamlayıp, yeniden yarattığında her okuyucuda yeniden anlam kazanır.

4. Eser merkezli kuram
Eser yada yapıt merkezli kuramda, öncelik sanat eserindedir. Eserin biçimi, düzeni, kurgusu gibi yapısal özellikleri ile edebiliği yakalamaya çalışır. Bu yapısal özellikleri başarılı kullanıp kullanılmadığı bütünsel olarak analiz edilir. Yeni eleştiri, Yapısalcılık, Rus Biçimciliği ve Arketip Eleştirieser merkezli kuramda uygulanan eleştiri metotlarıdır.
Yeni eleştiride, toplum ve sanatçı değil sanat eserinin konu ve biçim olarak kendisi incelenir. Estetik duygu uyandıran bir konu ve işlenişi bütün içinde olmalıdır. Yapısalcılık, bir eserdeki sözcük ve metinlere yoğunlaşılan, daha çok dilbilimle ilgili bir eleştiri yöntemidir. Romanın parçalara ayrılıp sunulması yapısalcılıkla ilgili bir sunuştur.Rus biçimciliği daha çok şiirde görülmekle birlikte, romanda da okuyucuyu şaşırtarak özellikle zaman kavramının ileri ve geri götürülerek kurgulanan metinlerde ön plana çıkar. Arketipçi eleştiride, toplumların bir bilinçaltının olduğu ve bunları mit, destanlar, yazıtlardan oluştuğu kabul edilir. Arketip yani ilk örnek, sanatçının bu bilinçaltını yansıttığı eserinde tekrar hayat bulur.
Edebiyata eleştirel açıdan bakabilmenin biz okurların da görevlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Bu fikirleri edindiğim ve tavsiye ettiğim kaynaklardan birisi Berna Moran’ın Edebiyat Kuramları ve Eleştiri kitabıdır. Akademik bir yayın olmasına rağmen, rahatlıkla okunabilen, akıcı bir üslubu var. Berna Moran’ın İngiliz Dili ve Edebiyatı’ndaki Eleştiri dersleri kitap haline getirilmiş. Genel anlamda bir sanat eseri veya onun bir dalı olan edebiyat eserleri ile karşılaştığımızda nasıl analiz etmemiz gerektiği ile ilgili bize ışık tutan, çok değerli bir eser.
Siz de bir romanın nasıl kriterler düşünülerek klasik olduğunu, kaliteli olduğunu yada ödül aldığını merak ediyorsanız; ya da bir sanat eserini değerli kılan yönleri aklınızı kurcalıyorsa mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Eleştiri
Kaynak
Edebiyat Kuramları ve Eleştiri,
Berna MORAN
İstanbul: İletişim Yayınları, 2012.
İletişim Yayınları, 334 sayfa.