Film İncelemeleri

Kıskançlık, Öfke ve Şehvet: Black Narcissus

Kıskançlık, öfke, şehvet… Hristiyanlık dünyasında 7 ölümcül günahtan 3 tanesi bu filmde işlenmiş ve yasakların bazı insanlar üzerindeki etkisine dikkat çekilmiştir. Biz insanlar için cinsellik gayet doğal bir olgudur. Ancak bazı dinsel öğretilerde bu olgunun yasaklandığı durumlar vardır. Hristiyanlığın Katolik mezhebinde din adamları ve kadınları için cinsellik kesinlikle yasaktır.

Film 2. Dünya Savaşı sırasında bir binayı manastıra çevirmeye çalışan rahibelerin etrafında döner. Onlara liderlik eden kişi de hemşire Clodagh’dır. Yöreyi iyi tanıyan Dean de onu destekler, fakat kimse rahibelerin bunu yapabilecek kadar güçlü olduğuna inanmamaktadır. Himalayaların mistik atmosferi bir yandan da tuhaf bir enerji yaymaktadır. Öyle ki rahibelerin işlerini bitirmeleri gün geçtikçe zorlaşır ve yavaşlar. İçlerinden biri Dean ile ilgili saplantı bile geliştirir. Devamındaysa daha kötü olaylar yaşanacaktır.

Rahibe Ruth günler geçtikçe onlara yardımcı olan Dean’e saplantılı hale gelir. Ruth, Rahip ve rahibelere yasak olan cinselliği tatmak ister. Rahibeler ilk önceleri bu hareketleri çok önemsememekle birlikte iyiye yorarlar. Şehvet dediğimiz olgu zaman geçtikçe kıskançlığı da getirir. Bunun en güzel örneği, Dean’ın Clodagh ile iyi anlaşıyor olmasını Ruth’un kıskanması ve onu öldürmek istemesidir. Başta da belirttiğimiz gibi Hristiyanlığın ölümcül günahlarından bahsetmiştik. Buna aslında öldürme konusunu da ekleyebiliriz. Ruth, yıllardır içerisinde bulunduğu ve öğrendiği dinsel öğretileri bir kenara bırakıp, öldürmeyi dahi göze alacak kadar saplantılı bir hale geliyor.

Kıskançlık, Öfke ve Şehvet: Black Narcissus

Ruth, başrahibe Clodagh’ı öldüremese de o sahnede Clodagh’ın çanı çalmadan önce uçurumdan aşağıya bakmasını kendi içimize bakış olarak yorumlayabiliriz. Ben filmi izlerken bu sahneyi Alfred Hitchcock’un Vertigo filminin başındaki apartman çatısından aşağıya bakma sahnesine de benzetebiliriz. Ruth’un zaman geçtikçe yüzünün aldığı hali dinsel temelli değerlendirdiğimizde şehvetin insan bedeni üzerinde yarattığı tahribat olarak değerlendirebiliriz.

Dekor olarak gotik tarz seçilmiş. St. Faith adını verdikleri bu manastır, Hristiyanlık adına acı çekmiş, kızgın mangalda idam edilmiş bir azizenin isminden gelmektedir. Renklendirme şirketi Technicolor yaptıkları açıklamada bu yapıtı en iyi renklendirilmiş filmlerinden biri olarak göstermiş. Black Narcissus filmi Jack Cardiff’e en iyi sinemotografi Oscar’ı kazandırmıştır.

Etiketler
Daha Fazla Göster

Özkan Köprülü

1989 yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de, lisans eğitimini Atatürk Üniversitesi, Gazetecilik Bölümünde tamamladı. Çeşitli kuruluşlara ve kişilere basın danışmanlığı hizmeti veriyor. Yazı yazmaya okulda başlasa da esas olarak arkadaşının kendi sitesi için yazmasını istemesi ile daha sistemli bir yola girdi. Yazı serüvenini daha sonra birkaç sitede daha sürdürdü. Son olarak burada kitapcafe.com sitesinde yazmaya başladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı