Kendi mükemmel dünyamızı yaratmak.

Kendi mükemmel dünyamızı yaratmak

Eğer mükemmel bir dünyada yaşıyor olsaydık insanlar birbirleriyle kardeş olurdu. İnsanlar birbirlerine anlayış gösterir, birbirlerinin haklarına saygı duyarlardı. Eğer mükemmel bir dünyada yaşıyor olsaydık paraya ihtiyaç olmazdı. Para kazanma derdimiz kalmadığı için işlerimiz çok daha verimli, çok daha mükemmel olurdu. Yaptıklarımızı sadece büyümek, gelişmek, evrimleşmek için yapar, daha doğrusu bu amaçla bile yapmazdık ama yaptıklarımız bu şekilde sonuçlanırdı. Eğer mükemmel bir dünyada yaşıyor olsaydık çocuklarımızın geleceği için endişelenmek zorunda kalmazdık.

Bu sözleri hayatım boyunca duydum. Bu sözleri hayatım boyunca sarfettim. Mükemmel bir sığınmadır mükemmel bir dünyada yaşamıyor olmak. Sorumluluğu kendi dışımıza atmak, kendi yetersizliğimiz ve mutsuzluklarımız için dünyayı suçlamak kesinlikle hiçbir işe yaramayan ama yine de en çok başvurduğumuz yöntemdir. Derslerime gelen öğrenciler ilk seneki hazırlık eğitimlerini bitirip de Kalp Yolu’na başladıklarında onlarda en çok gördüğüm şey yakınmadır. İnsanlar yakınır. Bitmek bilmeyen bir yakınma ile yaşarlar. Yakınır, yakınır ve yakınırlar… Ben de yakınır, yakınır ve yakınırdım. “Kalbim kırıldı,” derdim. “Hayal kırıklığına uğradım,” derdim. “Hakkım yendi; değerim anlaşılmadı; yanlış anlaşıldım; çabam taktir edilmedi; insanlar dış görünüşe aldırıyor; herkes çıkar peşinde hareket ediyor,” derdim. Öğrencilerim de benzer şekilde yakınırlar.

Derken Kalp Yolu eğitiminin ilk senesini tamamladıklarında fark ederler ki yakınmaları azalmış. Niçin? Bu bir senede dünyanın mükemmel olmadığını, olamayacağını, böyle bir şeyin var oluşun kurallarına aykırı olduğunu anlarlar. Dünya mükemmel olamaz. Dünya mükemmel olamaz ama bu haliyle mükemmeldir. Bunu fark ettiklerinde bir başka gerçeği daha anlarlar: Dünya mükemmel değildir ve tam olarak bu sebeple bizim kendi mükemmel dünyamızı yaratmamız gerekir!

Bu anlayış öğrencinin zihninde ve hayatında kelimenin gerçek anlamında bir kuantum sıçraması yaratır. Bu, kader yerine özgür iradeyi seçmek, homo faber’e yani kendi kaderini tayin eden insana dönüşmektir. Yıllar süren zorlu çabaların ve dünyadaki sayılı büyük ustanın yardımıyla paranormal kabul edilebilecek ufak tefek şeyler yapabilen birisi olarak kesinlikle ama kesinlikle bu tür becerilerin önemli olmadığını söyleyebilirim. Gerçek mucize bedeninizde ürettiğiniz 1000 volt ya da 10000 volt gücünde elektriğe eş değer enerji değildir; ufak tefek maddeleri onlara dokunmadan hareket ettirebilmek değildir; bedeninizdeki qi enerjisini kullanarak ateş yakabilmek ya da karşınızdaki insanın bedenindeki kanalları enerjiniz ile açmak ya da bir saldırganın bedenindeki enerji kanallarını tıkayabilmek değildir. Bana göre gerçek mucize kendi mükemmel dünyanızı yaratabilme gücünüzü ele geçirebilmektir. Geri kalan tüm güçler tıpkı eşyalarınız ya da para gibidir. Onları beraberinizde götüremez, onlara gerçekten sahip olamazsınız. Sahip olabileceğiniz tek şey, sizinle gelebilecek olan tek şey doğru ya da yanlış anlayışınızdır.

İşte bu sebeple ekonomik koşullar kötüleştiğinde, sağlıkları bozulduğunda, başlarına bir felaket geldiğinde ya da hayatlarına büyük bir talih dokunduğunda Kalp Yolu öğrencilerimden her zaman, neredeyse istisnasız aynı şeyi duyarım: “Şükrediyorum ki böyle bir eğitimden geçiyorum. Eskiden olsa bu talihsizlikle… bu talihle… karşılaşsam asla bu kadar sakin, bu kadar korkusuz, bu kadar erdemli tepkiler veremezdim.” Böyledir. Dünya mükemmel değildir ama doğru bir anlayış ve doğru çabalarla kendi mükemmel dünyanızı yaratabilirsiniz. Suyun üzerinde yürümek mucize olarak adlandırılabilir ama her gerçek insan asıl mucizenin kendi mükemmel dünyamızı yaratabilmek olduğunu bilir.

Kendi mükemmel dünyamızı nasıl yaratabiliriz? Bunun kesinlikle ama kesinlikle tek yolu vardır: İlk olarak zihnimizi, olanı olduğunu gibi görebilecek şekilde eğitmek ve ardından zihnimizi, olan ile doğru iletişim kuracak şekilde geliştirmek. Bunun içinse zaten bu yolu yürümüş olan ve halen yürümekte olan insanlarla bir arada olmak, onlardan öğrenmek ya da onlarla öğrenmek gerekir. Dünyamızda kimlere yer verdiğimiz dünyamızın nasıl bir yere dönüşeceğini belirler. Eğer dünyanıza açgözlü, öfkeli, yanlış anlayan, sürekli yakınan, kıskanç, mutsuz ve huzursuz insanlarla doldurursanız bilmelisiniz ki dünyanız mükemmel olamayacaktır. Mükemmel bir dünya yaratmak istiyorsanız soylu insanlarla birlikte olmalısınız. Bu sebeple kendi mükemmel dünyanızı yaratmanın ilk adımının kendi mükemmel dünyalarını yaratmakla meşgul, soylu insanlara yaklaşmak olduğunu anlamalısınız. Eğer bu ilk adımı atarsanız diğer adımlar kendiliklerinden gelecektir.

» Kitap Cafe

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yolculuk asla sona er​mez, bir yol biterken yenisi başlar.

Amaçlar

Araştırıcılar, Rochester Üniversitesi son sınıf öğrencilerine amaçlarını sordular. Verdikleri cevapları ise, dışsal ve içsel amaçlar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir