Kitapları alıp sonra da okuma sırasına koyunca bazı kitaplar birkaç ay kitaplıkta beklemek zorunda kalıyor. Bu kitabı imza gününde yazara imzalatmış almıştım tam iki ay önce. Kısmeti şöyle uzun uzun oturup keyif çıkararak okumaktaymış ve hak etmiş.

Kelebeğin Yolu, Burhan Gülderen’in ikinci kitabı ama ben kendisini bu kitap ile tanıdım. Farklı bir kurgu ile karşılaşmak yeni yazarlar tanıma isteğimi iyice perçinliyor. Ancak bir eleştirim var: Arka kapak yazısını okuyunca beklentiler değişiyor. Daha doğrusu spoiler yiyorsunuz kitaba başlamadan. Elbette ilgi çekici olduğunu anlatmak için bir şeyler yazmak gerekli de benim hiç aklıma gelmezdi diyeceğim şeyleri bile başta bu yazıda okumak iyi olmuyor. Genel bir isyan belki de, ön sözlere ve arka kapak yazılarına!

Yıldız bir psikolog ancak kendi hayatı ile ilgili içinde hissettiği, yine de çözemediği bazı sıkıntıları var. Zengin ve bir o kadar yalnız bir yaşam Yıldız’ınki. Hayatını değiştirecek olan bir sayfa ile karşılaşır, kendini bulur o satırlarda. Sonra da bir defter, aynı kalemden çıkma ama farklı şekilde eline geçer. Psikolog Yıldız kendini bu defterin sahibini bulmaya adarken bir yandan da Fırat’ı çözmeye çalışır. Aslında her şey onun kendisini anlaması içindir de bunu kabullenmesi baya uzun sürecektir.

Fırat keşke onun tarafını daha iyi anlayabilseydim dediğim çok farklı bir karakter. Kitaba sonradan girecek olan iki kişi ile de bağlantısı olan Fırat’ın bir amacı var, bir yola çıkmış ve bu yolu tamamlamak zorunda. Üç evrede üstelik, aynı kelebek gibi: tırtıl, koza ve kelebek. Bir ermiş ve aynı zamanda bir deli.

Fırat’a köydeki insanların bakışı aslında doğruyu söyleyenlere bakıldığı gibi, ilk başta deli bu yaftası, sonra haklı olduğu anlaşıldığında bir bildiği var, ermiş olmalı zannı.

Fırat ve arkadaşları, Faruk ve Yusuf’un yürüdükleri yolun ilk hayalleri ile bağlantısını anlamakta zorlansam da bu farklı düşünce şekli hoşuma gitti. Kitap doğaüstü bir güç ile gerçekleri birleştirerek aktarıyor bazı olayları, özellikle savaşı, zulmü, işkenceyi ve her şeye rağmen umudu.

“Acının dili birdir… sevginin dili de birdir, başka bir dil bilmeye gerek yok.”

Her ay hiç bilmediğim bir yazardan bir kitap okumaya çalışıyorum ve cebime yeni kelimeler ekleyip devam ediyorum kitaplar ile macerama. Kelebeğin Yolu ile karşılaşırsanız bir şans verin, kozanızdan sıyrılmanıza yardımcı olur belki de kim bilir?