Kedi Gözü – Sedef Erken

Tarih:

Yazar:

Kategori:

Kedi Gözü; avukatlık, yöneticilik, menajerlik, danışmanlık, sivil toplum gönüllülüğü gibi pek çok yönü olan Sedef Erken’in bu işler sürerken çeşitli yayın organlarında sürekli yazdığı ve bu yazdıklarından derlediği bir deneme kitabı.

Ama daha da önemlisi, 2008 yılında üç yaşındaki çocuğunun otistik olduğunu öğrendiği günden bugüne kadar bu rahatsızlıkla mücadele eden bir annenin kaleminden yazılıyor bu kitap.

Kitabın önsözünü okuduğumda, ana konusunun otizm olacağını, tüm yazılarında otizmden, çocuğunun iyileşme/gelişme sürecinde yaşadığı zorluklardan, çaresizliklerden bahsedileceğini düşünmüştüm. Ama Sevgili Sedef Erken bu süreç içerisinde, kendini değişime öyle güzel ayak uydurmuş ki, durumu öyle kabullenmiş ve o kadar çok şey öğrenmiş ki otizm konusundan ziyade otizmin hayata dair kendisine öğrettiklerini aktarmış tüm yazılarda. Önsöz ve son söz dışında otizm konusuna değinmiyor bile. Oğluna “öğretmenim” diyen yazarımız, en önemlisinin “hayatın getirdiklerine direnmek yerine, uygun şekilde dönüşerek şifa bulmak” olduğunu vurguluyor hep.

Yazılarında doğa temasına çok rastlıyoruz; sevgili yazarımız tüm hayatı doğayla özdeşleştirmiş, doğayı izleyerek iyileşmiş ve kendi şifrelerini doğa yardımıyla çözmüş adeta. Kartallar gibi kendi tüylerini kendi yolmak, kedi gibi kendi yarasını kendi temizlemek, begonviller gibi acele etmeden kıştan sakınmadan, bahara kapris yapmadan ilerlemek, yaşamak, hep yol gösterici olmuş ona… Ay, yıldızlar, kuşlar, rüzgar…

“Oysa gökyüzü hep aynı yerde duruyor, dünyanın henüz yok etmeyi başaramadığımız kuşları, ağaçları, oturup onları saymamızı bekleyen yıldızları dışarıda bir yerlerde bizi çağırıyorlar. Sarılmak için, avutmak için, hayatın güzel olduğunu hatırlatmak için…”

Kedi GözüYazar, en çaresiz durumda bile bardağın dolu tarafına bakarak da iyileşilebildiğini anlatıyor bu kitabında. O dolu tarafta öyle güzel şeyler görüyor ki, herhangi bir sağlık problemi olmayan ama hayatın akışında o kadar küçük şeyler için sürekli şikâyet eden, isyan eden, çoğu kimseyi utandırıyor deyim yerindeyse.

“Yeter ki yukarıda gökyüzü olsun, rüzgâr olsun, yıldızlar olsun.”

Özellikle deneme türündeki kitapları okumadan önce yazarını, hayatını ve daha önceki yazılarını veya kitaplarını incelemekle başlamak gerek. O geçmişte, konulara bakış açısının nasıl bu şekilde inşa olduğunun ipuçları saklıdır. Bunları bilmezsek, yüzeysel geçmiş gibi oluruz kitabın üzerinden; bu da kitaptan alacağımız duyguyu ve kazancı kıtlaştırır. O yüzden ben de yazarın diğer yazılarını incelemeden geçmedim ve Habertürk web sayfasındaki 30.11.2016 tarihli “Otizmli birini sevmek ne demek?” yazısından da çok etkilendim. Bu da konunun dolu taraflarını, otizmin kendilerine kazandırdığı güzellikleri anlattığı harika bir yazı onu da okumanızı ayrıca tavsiye ederim.

Benim bu kitabı okurken hissettiklerime gelince; ben önce “benim çocuğum da öyle olsaydı”yı düşünmeye başladığım an, sanki onun çocuğunun otistik olduğunu öğrendiği ilk andaki çaresizliği hissettim. Halbuki sevgili Sedef Erken bu mücadeleyi yıllardır yapmış, pek çok sorunla karşılaşmış ama hep sevgiyle, umutla çözmeye çalışmış, tüm hayatını buna göre düzenlemiş ve otizmle yaşamayı öğrenmiş biri olarak bu satırları yazmış. Sayfalar ilerledikçe içim umut doldu, yaşam sevinci doldu. İnsana hayata başka gözlerle bakma konusunda esin kaynağı olacak bir kitap dersem sanırım yanlış olmaz. Burada bahsettiğim konuları yazarın naif kaleminden okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum.

Ne mutlu hiç bıkmadan, umutla inananlara

Kedi Gözü
Sedef Erken
Profil Kitap, Kasım 2017
Sayfa sayısı: 109

TAKİPTE KALIN

43,160BeğenenlerBeğen
548TakipçilerTakip Et
102TakipçilerTakip Et
582TakipçilerTakip Et

Oturduğun Yerden Yola Çıkaran Kitaplar

Dünya’nın ortak gündemi; Koronavirüs ile birlikte “sosyal mesafe”, “karantina” ve “izole yaşamak”. Artık hepimiz zamanımızın büyük bir bölümünü evde geçiriyoruz. Bu günlerde...

Son Ada; ‘Her hikaye kendi biçimini bulur’

"Her hikaye kendi biçimini bulur." Son ada, son liman, el değmemiş bir sığınak kibirle karşılaşırsa ne olur? Kargaşa mı...

Evde kaldığımız bu dönemde insanı mutlu edecek filmler

Günlerimizin neredeyse tamamını evde geçirdiğimiz bu dönemde, evdeki zamanı keyifli hale getirmenin değeri giderek artıyor. İlk akla gelen elbette televizyon. Birbirinden güzel...