Kitap İncelemeleri

Kayıp Zamanın İzinde 5 – Mahpus

Kayıp Zamanın İzinde serisinin 5’inci kitabı olan “Mahpus” hakkında ilk olarak söylenmesi gereken ve eminim ki tüm okurları oldukça fazla sevindiren husus, önceki 4 kitabında hiçbir şekilde belirtmediği anlatıcının adını bu kitapta açıklamış olmasıdır.

Proust sahip olduğu o müthiş zekasını, kitaba “Mahpus” adını vermekle bir kez daha bizlere açıkça göstermektedir. Mahpus olarak,Balbec’ten dönerken birlikte geldiği ve evinde konuk olarak ağırladığı ve böylece kıskançlığından dolayı bir çeşit tecrit altına aldığı Albertine’den bahsettiğini düşünürken; kitabın sonlarına doğru asıl “Mahpus”un, bir zamanlar davetten davete koşan ama artık Albertine’i elinde tutmak amacıyla dışarıya adım atamaz hale gelen kendisi olduğunu anlıyoruz.

Albertine’i evine kapattığı sözünden, onu tamamen dışarıdan tecrit ettiği anlaşılmasın. Çünkü Albertine yine eskisi gibi özgür, hatta Marcel’in serveti sayesinde çok da lüks bir hayata sahip olarak istediği yere gidebilmektedir. Bu da tabiki, tutarsız ama tutkulu bir aşık olan Marcel’in olağandan öte bir kıskançlık hissetmesini, onun attığı her adımı, görüştüğü herkesi öğrenme güdüsüyle dolmasını sağlamaktadır.

Marcel’in gösterdiği bu kıskançlık, şüphe ve endişe duygularını bir kenara bıraktığınızda, bir aşkın, bir erkek tarafından böylesine ince bir ruhla ve gerçek anlamda tüm damarlarında hissederek nasıl bu kadar yoğun olarak yaşadığına şahit olabiliriz. Hele ki Albertine uyurken onu izlediği anlardaki duygularını açıkladığı bölümde, sahip olduğu bu aşkın ne kadar büyük olduğunu açıkça anlayabiliriz.

MahpusAma Albertine’nin bir bir ortaya çıkan yalanları, bir yandan hemen ondan ayrılıp evinden göndermek istemesine, diğer yandan da onu avuçlarından bırakmayı göze alamayıp daha fazla bilgi elde etme sevdasına sebep olmaktadır. İşte tüm bu ikilemlerin arasında yaşadığı duyguları açıklama tarzı sayesinde serinin şimdiye kadarki en önemli kitabı olduğunu söylemek kesinlikle yanlış bir ifade olmaz. Özellikle Verdurinlerin verdiği davetteki olay ve konuşmaların odağında olan M. de Charlus’ün yaptığı açıklamalar, 1’inci kitaptaki Swann-Odette aşkı da dahil olmak üzere aklımızda kalan bazı soru işaretlerini ortadan kaldıracak öneme sahipti.

Kıskançlık, aşk, şüphe,yalanlar ve yalancılık hakkında yaptığı çeşitli açıklamalar ve benzetmeler tabiki yine Proust’un o müthiş kalemine duyduğumuz hayranlığı bir adım daha öteye taşımaya sebebiyet veriyor. Müzik, sanat, tablo, kitaplar, tarihi bilgiler gibi konulara da değinmesi kitabı renkli hale getiriyor. Özellikle Albertine ile yaptığı bir sohbet esnasında, Dostoyevski kitapları hakkındayaklaşık 3 sayfalık kısa ama ayrıntılı bir şekilde yaptığı konuşma, yazarlığı kadar okurluğunun da en üst düzeylerde olduğunu bizlere gösteriyor.
6’ncı kitap olan “Albertine Kayıp”da görüşmek dileğiyle…

Saygılarımla.

Mahpus

Marcel Proust
Yapı Kredi Yayınları
Türkçesi: Roza Hakmen
406 Sayfa, 2010

Etiketler
Daha Fazla Göster

Erdal Erünlü

Uyumak için değil, uyanmak ve edebiyatın o uçsuz bucaksız derinliğinde ruhumu doyurmak için okuyorum. Her yeni kitapta bambaşka alemleri keşfetmek, tüm karakterlerin yerine kendimi koyarak hayata bakış yelpazemi genişletmek için okuyorum. 25 yıllık askeri personelim. En büyük ilgi alanlarım dünya ve özellikle Latin edebiyatı, mitoloji ve ortaçağ tarihi. Hayattaki en değerli 3 varlığım; kutsal vatanım ve asil milletim, dünyalar tatlısı 2 oğlum ve elbette kitaplarım.

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı