KitapKitap İncelemeleri

Japonya: Modern Bir İmparatorluğun Anatomisi

“Zen Budizm’de şöyledir: Dünya ne iyi ne de kötüdür, insanın mutluluğu ya da mutsuzluğu dünyayı olduğu şekilde kabullenmesi veya kabullenmemesine bağlıdır. Her şey gelir ve geçer, doğar ve ölür.”

Serdar Nazım Kölürbaşı’nın Japonya’yı anlatan harika kitabı ile Japonya’ya olan hayranlığım sayesinde tanıştım. Kitaba başlar başlamaz anladım ki bu kitap, şimdiye kadar okuduğum Japonya’yı anlatan diğer kitaplardan çok farklı. O fark nedir derseniz: okuyanı asla sıkmayan bir anlatım ile bir Japonya turu yapmış hissi uyandırması. Bu ilgi çekici ve merak uyandırıcı anlatımda, bence, yazarın birçok ülkeye seyahat etmiş- deneyimli bir tur rehberi- olmasının da payı büyük.

Kitap dolu dolu kırk sekiz bölümden oluşuyor.

İlk bölümlerde Japon tarihinden; yıllar içerisinde değişen yönetim şekillerinden, geçirdiği siyasal dönemler ve bu dönemlerin ülke kültüründe bıraktığı izlerden, ülkedeki ordu kavramı ve dâhil olduğu savaşlardan bahsediliyor. İşte, tam da kitabın başında başlıyor yazar ilgi çekici bilgileri vermeye. Örneğin; 11.yy’ın başında kadın yazar Murasaki tarafından yazılan dünyanın ilk romanı ve ilk psikolojik hikayesi sayılan kitabın ”Genji’nin Hikayesi” adını taşıdığı (bizde ‘Murasaki Shikibunun Günlüğü’ adı ile İş Kültür Yayınları tarafından basıldı), 1980’li yıllarda evlerimize konuk olan ‘Shogun’ dizisinin aslında Japon tarihinin kısa bir özeti sayılabileceği, Edo döneminde samurayların boş kalmaması için sanata yönlendirilmeleri sonucunda üç mısra ile doğayı ve hayatı anlatan şiirlerin samuraylar arasında yaygınlaştığı ve daha birçok değişik bilgi okuyucunun oldukça ilgisini çekiyor.

Anıtlar, ülke tarihinin simgeleri.

ABD tarafından Hiroşima’ya atılan nükleer bombanın etkilerinin unutulmaması için olayın gerçekleştiği yerde her gün, bombardıman saatinde ”Dünyada Barış” şarkısını çalan Barış Saati; felaket sonrası yaşanan olumsuz etkilere maruz kalarak lösemiye yakalanan ve Japon inanışında uzun yaşam sembolü kâğıttan turna kuşlarının altı yüz kırk dördüncüsünü yaparken hayata veda eden küçük Sadako’nun anısına yapılmış olan ‘Çocuk Barış Anıtı’; Japonya ile dostluğumuzun başlamasına vesile olan ve her iki ülkeyi de üzüntüye boğan, beş yüz kırk yedi denizcimizin şehit olduğu Ertuğrul Fırkateyni Faciası’nda takındıkları tutum, gözlerinizde yaşlar ile okuyacağınız bölümler olarak yer alıyor kitapta.

Ne çok bilmediklerimiz var…

JaponyaSamurayların mutlaka sanatsal bir hobisi olduğu, ninjaların herhangi bir sebeple dışlanan samuraylardan oluştuğu, ‘harakiri’ nin önemli bir hata yapmış olan samuraylara lütfedilen onurlu bir ölüm şekli olduğu, 47 Ronin Efsanesi ve elbette ‘katana’nın ruhunun anlatımı da dikkat çeken konuların başında geliyor. Kitapta ayrıca Japon halkının sahip olduğu dini inançlar, her birinin efsaneye dayanan inanışlara ait davranışlara da kısaca yer verilmiş.

İmza’da bile disiplin arıyorlar.

Bölümlerden biri olan Japon alfabesi ile ilgili kısmı okuduktan sonra (şu anda tam dört tane alfabeleri var), Japon dilini öğrenme hayalimi bir kenara bırakmış bulunuyorum. Selamlaşma şekillerinin çeşitliliği karşısında hayrete düşmemek mümkün değil. Esas şaşkınlığımı ise ‘hanko’ denilen kişisel mühürün (herkes kendisine özel olarak yaptırıyor), bildiğimiz imzaya tercih edildiğini öğrenmek sureti ile yaşadım. Zira, Japon halkı sizden bir kez attığınız imzanın, her bir harfin uzantısına hatta çapına kadar, aynısını atmanızı bekliyor. Aksi durumda imza geçersiz sayılıyor. Bu durum da imza yerine hanko kullanılması kaçınılmaz görünüyor.

“Japonlar der ki : Eğer bir işi, herhangi biri yapabiliyorsa ben zaten yaparım. Eğer bir işi hiç kimse yapamıyorsa ben yapmalıyım!”

Geyşalık müessesi, Japon tiyatrosu, ülkenin yemekleri ve içki kültürü, bahçe peyzajına verdikleri önem gibi konuların yer aldığı bölümlerde, yazarın tadılması gereken lezzetler ve gezilmesi gereken mekânlara ait tavsiyeleri yer alıyor.

Japon mafyası Yakuza ve kumarın yasak olduğu bu ülkede kumara yakın makinalarda oynanan Pachinko, manga ve animelerin Japon halkı açısından önemi ve elbette Japonya’nın olmazsa olmaz sorunu deprem yine kitapta bahsi geçen konular arasında. Ülkenin önemli şehirleri ve buralarda mutlaka görülmesi gereken yerler ile toplu taşıma araçlarıyla seyahat etmeye dair kurallardan da bahseden yazar, ülkedeki umumi tuvaletlerin dahi uzay üssü düzeneğinde ki bir kumanda ile kullanıldığı konusunda okuyucuyu uyarmayı da ihmal etmemiş.

Sayfa sayısının azlığına rağmen, benim sadece bazı başlıklara değinme fırsatı bulduğum, aslında çok daha fazla konunun yer aldığı bu dolu dolu kitabı; Japonya’ya ilgili duyan, bu ülkeye seyahat etmeyi planlayan herkese tavsiye ederim, mutlaka göz atın derim. Kitapta da bahsi geçen birkaç Japonya gerçeğine değinerek yazımı sonlandırırken, kitap ve yazarı sayesinde harika bir Japonya turu yaşadığımı da eklemek istiyorum.

* Geri dönüştürmeyi sanat haline getiren Japonya’da atıklar 7-8 kategoriye ayrılıyor. Ve bu kategorilere uygun ayrıştırma yapmayanlar ciddi miktarlarda para cezası ödemek zorunda kalıyorlar.

* Ülkede kullanılan ‘Şinkansen’ adı verilen hızlı tren ile, 1964’ten günümüze kadar geçen sürede tek bir tane bile ölüm ile sonuçlanan kaza gerçekleşmemiş.

* Toplu taşıma aracında koltuğunu yatırmak isteyen bir Japon, ayağa kalkıp arkasındaki yolcunun önünde eğilip selam verdikten sonra, koltuğunu yatırabilmek için izin istemek zorundadır.

* Samuraylara dayanan bir hikaye sebebi ile, Japonya’da trafik soldan akar.

* Nazım Hikmet Ran, ‘Balıkçı Teknesi’ isimli şiirini ; ABD’nin Pasifik’te patlattığı hidrojen bombasından olumsuz etkilenen Japon balıkçı teknesi için yazmıştır.

* Japon Hükümeti, Osmanlı Devleti döneminde Japonya kıyılarında gerçekleşen Ertuğrul faciasında kaybettiğimiz beş yüz kırk yedi denizcimiz anısına yaptırdıkları anıtta, her yıl anma töreni düzenliyorlar. Ülkemize hediye ettikleri beş yüz kırk yedi adet Sakura fidanı şu anda İstanbul’daki Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nde yer alıyor.

* Çoğumuzun filminden veya kitabından aşina olduğumuz Akito cinsi Hachiko isimli köpek ve Profesör Ueno’nun dostluğu, yaşanan gerçek bir hikâyeye ait. Bu nedenle olayın geçtiği Tokyo’nun Shibuya semtindeki metro istasyonunda yer alan çıkışa ‘Hachiko Çıkışı’ adı verilmiş. Ve bu durağa, vefakar köpeğin bir de heykeli yaptırılmış Japonlar tarafından.

Japonya : Modern Bir İmparatorluğun Anatomisi
Serdar Nazım Kölürbaşı
Küsurat Yayınları
160 sayfa, 2017

Etiketler
Daha Fazla Göster

Müge Akçayoğlu

'Mühendislik farkültesi mezunu bir bankacı, aynı zamanda da Baloğul'un annesiyim. Bir memur çocuğu olarak, küçükken çuvallarca kitabım varken, büyüyüp yerleşik düzene geçtiğimden artık kitaplıklar dolusu hazinelerim var. En büyük hayalim, oğluma miras bir kitaplık bırakabilmek. Denizin mavisine, doğanın yeşiline, günün her saatindeki kahveye ve bir de kedilere aşığım. Kitabın her türünü, insana umut ve neşe veren çocuk kitapları dahil, okumayı çok seviyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı