Mansfield Park, Jane Austen’in, Emma ve Aşk ve Gurur’dan sonra okuduğum üçüncü kitabı. Yazarın bu hikâyesi de diğer ikisinde olduğu gibi, hep aynı çevrede, aynı gelir grubu insanlar arasında ve genellikle hep aynı günlük olaylar içinde geçiyor. Taşra ortamında ve orta gelirli ailelerin gençleri arasında geçen çay sohbetleri, dans partileri, kır gezileri, kâğıt oyunları… Gençlerin birbirleri ile olan gönül ilişkileri, yanlış anlamalar, aynı seviyede olmayanların birbirlerine karşı çekingenlikleri, çeşitli gönül maceralarından geçtikten sonra gerçek aşkı bulmaları… Bu dar çevre ve belli başlı olaylar uzun uzun anlatılmalarına rağmen yazarın anlatımı ve dili sıkılmanızı engelliyor. Jane Austen büyük ihtimalle yaşadığı ve bildiği ortamı hikâyelerinde kullanıyor, fakat roman kişilerinin karakterlerini çeşitlendirerek ve bazı beklenmedik sonuçlar yaratarak sizi hikâyeye bağlıyor.

Mansfield Park, kahramanımız Fanny Price’ın, 9 yaşındayken, çok çocuklu ve fakir olan ailesinden alınarak teyzeleri tarafından himaye edilmesi ile başlar. Çekingenliği, utangaçlığı ve içe kapanık yapısı sebebiyle iki kız ve iki erkek kuzeninden sadece küçük erkek kuzeni Edward’la anlaşabilir. Genç kızlık çağlarına gelene kadar, onu sürekli küçük gören büyük teyze Mrs. Norris dışında Fanny’nin huzurunu kaçıran fazlaca bir şey olmaz. Edward’ın ona gösterdiği yakınlık ise zamanla aşka dönüşecektir.

Mrs. Norris’in eşi rahip Mr. Norris’in ölümü sonrasında bölgedeki rahip evine Mr. ve Mrs. Grant’ın yerleşmesi ve Mrs. Grant’in uçarı kardeşleri Mary ve Henry Crawford’un Mansfield Park’a ablalarının yanına gelmesi ile kırsaldaki orta halli ailelerin gençleri arasında ilişkiler hareket kazanır.

İyi gelir sahibi olan bir erkekle evlilik yapma hayali kuran Mary Crawford, ne yazık ki, ikinci erkek çocuk olması sebebiyle mirastan pay alamayacak olan ve idealleri sebebiyle rahiplik mesleğini seçen Edward’a âşık olur. Edward’ın durumu, Mary’nin, aşkını açıkça belli etmesine engel olur. Edward da Mary’e âşık olmuştur; fakat Mary’nin rahiplik mesleği hakkındaki küçük gören konuşmaları onun Mary’ye karşı cesaretini kırar ve bir türlü aşkını açıklayamaz. Yazar, ikili arasında rahiplik konusunda geçen konuşmalarda Mary Crawford’un maddiyat ve maneviyat boyutunda bu mesleğe yönelttiği eleştirilerle rahiplik mesleğini ve dini konuları yorumlamaktadır.

Gönül eğlendirme peşinde olan uçarı karakterli Henry Crawford ise önce Bertham ailesinin kızları Maria ve Julia ile biraz gönül eğlendirdikten sonra Fanny gibi basit, çekingen, içe kapanık ama tutarlı, ilkeli, olgun ve sevdiklerine bağlı olan Fanny ‘e âşık olur. Ancak Fanny, Henry’nin kuzenleri ile olan ilişkisini fark etmiş ve ona notunu vermiştir. Henry ise aşkında samimidir ve Fanny’nin olumsuz notuna rağmen onun gönlünü kazanma konusunda oldukça ciddi bir yol kat etmiştir. Hikâyede, her ne kadar aşk duygusunun Henry’i iyi ve doğru olana yönlendireceği beklentisi yaratılsa da Henry anlık zevki uğruna yaptığı büyük bir hata sebebiyle Fanny’i kaybedecektir.

Henry ve Mary, âşık oldukları insanların kişiliğinden etkilenmiş ve kendi kişiliklerinin iyi yanlarını ortaya koymaya çalışmışlardır, ancak yetiştirilme tarzları sebebiyle sahip oldukları kötü huylar tutarlı davranmalarına engel olmuştur.  Bu da aslında yazarın, yetiştirilirken edindiğimiz kötü huyları ve alışkanlıkları değiştirmenin ve erdemlerimizi geliştirmenin ne kadar zor olduğunu gösterme biçimidir.

Hikâyenin diğer kahramanlarına gelince…

Maria’nın, evli olduğu halde Henry Crawford’la, Julia’nın da Tom’un serseri arkadaşı Mr. Yates’le kaçması ailede büyük bir yıkım yaratır. Baba Sir Thomas, kızlarını yetiştirirken takındığı sert ve kuralcı tutumunun yanlışlığını fark eder ve onlara yeteri kadar ilgi göstermemiş olduğu için olanlardan kendisini de sorumlu tutar.

Kızları sürekli pohpohlayarak kötü yetiştirilmelerinde etkili olan Norris Teyze ve Maria, birlikte yaşamak üzere Mansfield Park’tan uzakta bir eve yerleştirilirler. Bu onlar için en büyük ceza olacaktır.

Julia ile Mr. Yates’in evlenmesine izin verilir, ancak ceza olarak Mansfield Park’a kabul edilmezler.

Mary, Henry’nin olayında takındığı tutum yüzünden Edward’la evlenme ümidi kalmayınca kendine başka bir kısmet bulmak zorunda kalır ve pek de istekli olmadığı bir evlilik yapar.

Henry kendine engel olamayarak yaptığı bir anlık kaçamak yüzünden Fanny gibi bir hayat arkadaşını kaçırdığı için ömür boyu -yazarın da deyimiyle- “hatırı sayılır bir pişmanlık” duyacaktır.

Böylece yazarımız tüm kahramanlarına hak ettiği ödülü ya da cezayı en uygun şekilde vermiştir.

Gelelim Edward ve Fanny’e…

Edward, Mary Crawford’a olan aşk acısı hafifledikten sonra, en büyük desteği ve dert ortağı olan Fanny’i fark etmeye ve ona âşık olmaya başlar. Edward’a zaten yıllardır âşık olan Fanny ise onun bu aşkına seve seve karşılık verir. Böylece, başlarına gelen tüm olaylar sonucunda, sağlam kişilikleri ve iyi ahlakları sayesinde en büyük ödülü onlar kazanır. Kısa süre sonra evlenirler ve bu birliktelikten başta Sir Thomas olmak üzere etraflarındaki herkes son derece mutlu olur.

Jane Austen’in diğer romanlarında da olduğu gibi maddi olarak olmasa da manevi olarak birbirinin eşi olan kahramanlar sonunda birbirine kavuşmuştur. Kötü ahlak cezalandırılırken iyi ahlak sahibi kişiler istedikleri aşka ve yaşama kavuşarak erdemlerinin ödülünü almışlardır…