Müzik

İslamiyet Öncesi Türk Müziği

Türklerin tarihinde karanlık dönem olarak nitelendirebileceğimiz bu dönem İslam öncesi kültürlerin ve dinlerin büyük rolü olduğu muhakkaktır. Özellikle Şamanizm, Maniheizm, Budizm gibi mistik öğeler ile destansı şarkı geleneği bu dönemde neredeyse tüm Türk boylarında yaygındır.

Orta Asya müziği ile ilgili ilk yazılı bilgiler Çin kaynaklarından elde edilmektedir. Bu kaynaklara göre, Taşkent, Buhara ve Semerkant gibi şehirlerden Çin sarayına giden büyük çalgı takımları orada uzun zaman kalmışlar ve itibar görmüşlerdir.

Çin’de Türkistan Müziği Hakim Oldu
Özellikle Hun İmparatorluğu zamanında Çinlilerle ilişkiler artmış özellikle evlenmeler yoluyla, Türk ve Çin hükümdar aileleri arasında yakınlıklar doğmuş, dolayısıyla da kültürel anlamda etkileşimler yaşanmıştır. Örneğin, 568 yılında Çin imparatoru Wu-ti ile evlenen bir Türk prensesinin, Su-ch’i-p’o adında Kuça’lı bir müzikçiyi de yanında Çin’e götürdüğü, tarihsel kaynaklarda bahsedilen bir olaydır. Bu dönemde Hotan, Kuça, ve Turfan gibi ticaret merkezlerinden yayılan müzik akımları Çin’i çok etkilemiş, bilhassa Kuzey Çin’de Batı Türkistan müziği hakim olmuştur. Yine Hun İmparatorluğu döneminden itibaren Orta Asya’da görülen ve Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar intikal eden önemli bir gelenek de, ileride Mehter’e dönüşecek olan “tuğ” takımının kurulmasıdır.

Din Adamlarının Ozanlık Misyonu
Bunun yanı sıra Gök Tanrı inancına bağlı olan ve Şaman, Kam, Baksı gibi isimler alan din adamları da, ozanlık gibi misyonları üstlenmiş, ellerindeki davullar ile bir yandan hekimlik, ozanlık, din adamlığı yaparken diğer yandan, toplumun sosyal ihtiyaçlarını yine müzik aracılığı ile çözmeye çalışmışlardır.

Yukarıda sözünü ettiğimiz Türk toplulukları arasında bu türden kişiler zaman zaman etkili olmuşlar ve bununla birlikte müziğe de yön vermişlerdir. Türk boylarının Maveraünnehr’e göç etmeye başladıkları dönemlerde (8. ve 9. yüzyıllar) artık elindeki kopuzuyla ezgi çalıp şarkı söyleyen bir sanatçı tipine rastlıyoruz. Adına Ozan denilen bu müzisyeni Asya’daki müzik geleneğini ve şarkı tiplerini kopuz adlı çalgısıyla birlikte yanında getirmiştir.

İç Asya’da yerleşik Türk boylarından olan Hunlar, Uygurlar, Göktürklerin müziklerine ilişkin bilgilerimizin kısıtlı olmasına karşın, göçebe Türk boylarından Türkmenlere ilişkin bilgilerimiz epey fazladır. Zira günümüz Türkiye’sinde yaşayan Türk topluluklarının önemli bir kesitini oluşturan Türkmenler, Asya Türkleri ve Türkiye Türkleri arasında bir kültür köprüsü gibidirler.

Türklerin İslamiyet’i kabullerinden çok önce dini törenleri yöneten şaman, kam ya da Baksı, elinde belirli sesler çıkaran demir parçalarının bağlı bulunduğu bir değnekle topluluğu etkiliyordu. Bu törenlerde davulun da önemli bir yeri vardır.

Eski Türk Hakanlarının saraylarında ve ordugâhlarında musiki takımları 9 kök denilen eserleri her gün çalardı.

Türk Müziğinde Beş Ana Öğe
İlk edebî eserlerin tamamen söze dayalı yani sözlü olması, sözle iletişimin yapılmasını yani sözlü gelenek şiir sanatının var olmasında beş ana öğenin olmasıdır. Bunlar;

1. Söz
2. Yaratıcı / Anlatıcı
3. Dinleyici Çevre
4. Metin
5. Musiki

1.Yaratıcı / Anlatıcı / İcracı:
Anlatıcı, taklit yapma, müzik aleti eşliğinde türküler söyleme ile hızlı ve güzel konuşma gibi önemli yeteneklere sahip ayrıca geniş hayal dünyası olan “sıra dışı” bir insandır. (Karasubaşı, 1995:44)
Anlatıcı olarak isimlendirilen ve usta–çırak geleneği dairesinde yetişen bu sanatkârlar, hem kendilerine ait şiir/türküleri hem de usta malı şiir/türküleri icra ederler.

2. Gelenek:
Geçmişi özümseyip, referans alıp, geleceği bu temeller üzerine inşa etmek şeklinde değerlendirebileceğimiz gelenek, kolektif ihtiyaçların karşılanmasının bir sonucu olarak sürekliliğini koruyan bir kavramdır. Her şeyin yaratılmış olduğu düşüncesi aynı zamanda her şeyin geleneksel olduğunu da akla getirir.

3. Dinleyici Çevresi-İcra Ortamı:
Atlı -göçebe bir hayat süren Türkler savaşlarda kazanılan zaferlerden veya avdan sonra törenler yapar; şaman, baksı, kam dediğimiz şairler bu törenlerde kopuz eşliğinde şiirler söyler, raks ederlerdi. Dinleyenlerin dikkatlerini çekmek, onlara tesir etmek için bir baksı raks esnasında ağzından köpükler çıkarır, korkunç hareketler yapar, bayılır ve seyircileri etkiler.

4. Metin:
Bildiri niteliği olan her şey “metindir”. Metinlerin birçoğunun ise estetik hüviyetleri olduğu göz ardı edilmemelidir. Estetik değeri olmayan metinlerin ise, iletişim görevi, onların metin olarak kabul edilmesine engel değildir. Edebî ve estetik bir niteliği haiz metinler olarak kabul edilebilecek saz şairlerinin eserleri, toplum içerisinde sanatkârlık özellikleriyle temayüz etmiş ve usta-çırak geleneği içerisinde sözlü kültür ortamında yetişmiş anlatıcılar tarafından, müzik eşliğinde icra edilirler.

5. Musikî:
Müzik sözlü kültür ürünlerinin hafızalarda yer edinmesini, kalıplaşmasını ve yayılmasını sağlayan en önemli unsurdur. Türklerde çok eskiden beri kam, baksı, ozanlar şiirlerini söylerken bunları saz özellikle kopuz eşliğinde söylerlerdi, bu durum dinleyici çevresinin, icra anında canlı tutulmasını, söylenenlerin tesirli olmasını sağlaması bakımından önemliydi.

Kaynakça
– ONG, Walter J., (1993), Sözlü ve Yazılı Kültür, (Çev. Sema Postacıoğlu Banon), Metis Yay. İstanbul.
– SAKAOĞLU, Saim, (1986), “Ozan, Âşık, Saz Şairi ve Halk Şairi Kavramları Üzerine”, III. Milletlerarası Türk Folklor Bildirileri, C.1 Ankara, s.7.
– YILDIRIM, Dursun, (1998), “Orta Asya Bozkırından Urumuneli’ne”, Türk Bitiği, Akçağ Yay. Ankara, s.180-195.
– KARASUBAŞI, Sevengül, (1995), “Alman Edebiyatında Halk Hikâyesi”, C.IV, Nr.27 (Güz), Milli Folklor, Ankara, s.44.
– KÖPRÜLÜ, Fuad, (1989), Edebiyat Araştırmaları I, İstanbul.
– Can, M. C., 2001, Orta Asya Türk Topluluklarında Müzik, Müzik Tarihi Ders Notları.

Etiketler

Özkan Köprülü

1989 yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de, lisans eğitimini Atatürk Üniversitesi, Gazetecilik Bölümünde tamamladı. Çeşitli kuruluşlara ve kişilere basın danışmanlığı hizmeti veriyor. Yazı yazmaya okulda başlasa da esas olarak arkadaşının kendi sitesi için yazmasını istemesi ile daha sistemli bir yola girdi. Yazı serüvenini daha sonra birkaç sitede daha sürdürdü. Son olarak burada kitapcafe.com sitesinde yazmaya başladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)