Sufîlerin söyledikleri gibi, bir ağacı ya da bir hayvanı asla yalnızca bir ağaç ya da hayvan olarak görme. Bunlar Allah’ın yeryüzündeki işaretleri olmakla birer kitap gibi okundukça büyür ve anlam kazanırlar. Bu bakımdan bizim tanık olabildiğimiz şeylerle göremediklerimiz arasında yalnızca bahane farkı bulunur. Kitabı elimize alır ve onu ancak orada, bahaneler dünyası dediğimiz yerde okuruz. Bu da önümüzde uçsuz bucaksız bir alan açar.

İncir Tarihi, 2011 Yılında Yunus Nadi Roman Ödülü almıştır ve sadece bu ödül bile yazarının usta bir kalemi olduğunun ispatı niteliğinde.

İncir Tarihi, yapısı, anlatımı ve dili itibariyle okuyucu olarak bana Doğu Masallarını anımsattı. Doğu masalları iç içe geçen öyküler halinde ve öğretici bir anlatıma sahiptir ki İncir Tarihi de bu yapıdadır ve aynı şekilde, mesel (öğüt veren sözler), kıssadan hisseler ile okuyana içinden ders çıkaracağı anlamlar taşıyan bir eser.
Eserin bir diğer yönü ise büyülü gerçekçilik ile kendini göstermesi ki buna Türk ve Dünya Edebiyatından iki örnek daha gösterebiliriz; İhsan Oktay Anar ve GabrielGarciaMarquez. İki yazarın üslubunu biliyor, seviyorsanız ve Faruk Duman ile daha önce tanışmamış iseniz onu da seveceğinizi söylemeliyim.

Anlatılanların hikâye kahramanı veya anlatıcı ağzından aktarıldığı kitapta, mana yönünden okuyucuya hizmeti ile öğretici, düşündürücü bir yapısı var.
Hikâyenin kahramanı on beş yaşında bir çocuk olan Zeyrek’tir; ancak toplumun farklı yönlerini temsil ettiği izlenimi vermektedir.Çocukluğun verdiği masumiyet, iyilik hali ile yetişkinliğin verdiği ahlaki özelliklerin kimi yerde aynı yönde kimi yerde şehvet, hırs gibi farklı özelliklerde çatışmalarla karşımıza çıkıyor. Kitapta insanoğlunun korkularıyla yüzleştiği, kendini aradığı anlatımlarla kendi vicdanımızı, ahlaki değerlerimizi, hayatımızı sorguladığımız yazarın deyimiyle “sis” yani ayna olan içeriğe sahip.

İncir TarihiCüce karakter Ümmik de kendi içinde mana taşıyıcı rolde;Ümmik’İn halleri bana yazarın korku ve cesaret konusunda anlatımlarının canlı örneği gibi geldi.
Kitabın bir diğer kahramanı Kelime hatunun varlığı ile yazarın “kelimeler” üzerinde yaptığı anlatımın birbirini mana olarak yakınlaştığını düşündürdü ki tutkunu olduğumuz edebiyat satırlarının hem okuyucu hem yazar için özet bağı idi, bence. Hani dilimizin ucuna gelip de çıkaramadığımız ama o kelimeleri çıkarmak için duyduğumuz ısrarlı istek gibi…
Kitabı okuyan her okuyucunun farklı anlamlar bulacağını düşünüyorum ki bu açıdan çok boyutlu bir yanı da var. Eser, kendi içinde küçük bir kütüphane niteliğinde. Birçok esere atıf yapılan anlatımlar mevcut.

Kitabı tek bir cümleyle anlatmamı isterseniz; “Bilmenin aslında hiçbir şey bilmediğini bilmek olduğunu anlatıyor.” derim.
Büyülü gerçekçilik içinde felsefe ile tasavvuf – tam karşılığı olmayabilir- manevi anlatımları olan bu eser ilgimi oldukça çekti ve yazarın ilk okuduğum kitabı olmasına karşın son olmayacağının da göstergesi.

Kitapla tanışmam sosyal medya üzerinde oluşturulan Kitap Ağacı oluşumu ile oldu, ancak okuduğumda neden geç kaldığımı düşünerek hayıflandığımı da söylemeliyim. Kitap Ağacı, 600 Günlük Devr-i Alem etkinliği ile başlangıç olarak İncir Tarihi ‘ni seçmiş ki kitap hikayeden hikayeye gezdiren bir seyahatname gibi olduğundan iyi bir seçim olduğunu düşünüyorum.

Aslında, cesaret dediğimiz şeyin de yarısı, hatta yarısından da çoğu korkudan ibarettir.

Zira, yurt dediğimiz şey aslında kokudan ibarettir ve aslında biz kendi yurdumuzu bu kokuyla tanırız.

İncir Tarihi
Faruk Duman
Can Yayınları
338 Sayfa, 2014