İnsanlığın hatta bir insanın iyi ve kötü yanı yüzyıllardır anlatılır kitaplarda. Ama İtalo Calvino’nun ortadan ikiye biçilmiş insan imgesi etkileyici.

Hepimiz bir biçimde kendimizi tamamlanmamış hissediyoruz, hepimiz bir yanımızla kendimizi gerçekleştiriyoruz, öteki yanımızla değil.

Vikont Medardo gittiği savaşta top güllesi ile baştan ayağa ikiye bölünür. Sağ yanı, yaraları iyileştirildikten sonra ülkesine döner. Vikont’un kötü yanıdır Sağ Yan. Yarım kalmanın acısı ile de armudu, ahtapotu, kurbağayı, kuşu hatta yerde gördüğü her bir mantarı keskin kılıcı ile ikiye böler. Yargı veren kişi de Vikont Medardo olunca en küçük bir dava hem sanık hem tanık için darağacında sonuçlanır. Kötü Vikont’un yarım gölgesi bile görüldüğü insanlara korku salmaya yeter.

Vikont Medardo kötünün en uçlarındadır; ki çıkardığı yangınlardan birinde yaralanan sütninesi Sebastiana’yı yüzündeki yaranın cüzzam lekesi olduğunu belirterek yakınlardaki cüzzamlı köyüne götürtür. Varın düşünün neler neler yapar Vikont’un kötü yarısı.

Bir gün köylü kızı Pamela ile karşılaşınca, aşk duygusunu hissedemeyeceğini düşünerek, Pamela’ya aşık olmaya karar verir. Vikont’un Pamela’yı ikna yöntemleri ise yine kendi tarzında ikiye bölünmüş papatyalar, yarasalardır. “Yeryüzünde karşılaşan iki varlık hep birbirlerinin gözlerini oyarlar. Benimle gel, bu kötülüğü iyi biliyorum ben, yanımda, başka hiç kimseyle olamayacağın kadar güvencede olacaksın, ben de herkes gibi kötülük yapıyorum, ama başkalarından farkım, elimin keskin olması.”

İkiye Bölünen Vikontİşte bu sıralarda Vikont’un sol yanı görünür. Sağ yan ne kadar kötü ise sol yanı o kadar iyidir, iyinin en ucundadır. Aynı insanın diğer yarısı, aynı kıza aşık olur. İyi insanların gözünde gerçekten iyi olmayabilir, ama hep zavallıdır. Buradan sonra ise işler farklı boyutlara taşınır. Hem birdirler hem ayrı ve iki yarı da birbirinin tam zıttı.

İyi ile kötü arasındaki savaşın bu boyutunu Calvino’dan bir dinleyin.

“İnsan, iki elinde de bir kılıç, kendi kendisi ile çatışıyordu.”

Sol Yanı iyilik Sağ Yanı kötülük için çalışan Vikont Medardo’nun tuhaf hikayesini Vikont’un dokuz yaşındaki yetim yeğeni anlatıyor. Emanuele Luzzati’nin de resimlediği kitabın dili akıcı, olaylar o kadar etkileyici ki kısa bir kitap olmasına rağmen bir sürü düşüncelere sürükledi. İyi ve kötü tartışmasına farklı bir bakış açısı getiren Calvino muhteşem bir eser yazmış. Atalarımız üçlemesinin ilk kitabını İkiye Bölünen Vikont 1952 yılında oyun olarak kaleme almış. Diğer ikisini de listeye ekledim bile.

Zaman kaybetmeden okunması hatta oyunu ile karşılaşırsak derhal gitmemiz gereken bir eser.

“Bütün olan her şey böyle ortadan bölünebilecek olsa, herkes körelmiş, cahil bütünlüğünden sıyrılırdı. Bütünken her şey doğal, bulanık hava gibi saçmaydı benim için; her şeyi gördüğümü sanıyordum, oysa gördüğüm kabuktu sadece. Sen de bir gün kendinin yarısı olursan, ki olmanı dilerim evladım, tam beyinlerin sıradan akıllarının ötesinde nelerin bulunduğunu anlarsın. Kendinin, dünyanın yarısını yitirmiş olacaksın, ama kalan yarı bin kez daha derin, daha değerli olacak. O zaman sen de, her şeyin kendin gibi bölünmesini, parçalanmasını isteyeceksin, çünkü güzellik de, bilgi de, adalet de ancak parçalara bölünmüş olanda vardır.”

İkiye Bölünen Vikont
Italo Calvino
Yapı Kredi Yayınları
Türkçesi: Rekin Teksoy
104 Sayfa, 2016