Kitap

İki­ Mo­ti­ve­ Edi­ci­ Kar­şı­ Kar­şı­ya: ­Ge­liş­me­ ve­ Ku­surluluk

Yaşamınızda mutlu ve doygun olma çabanız sırasında, iki tür gereksinimle motive olursunuz. Daha sık rastlanan motivasyon türü kusurluluk ya da yetersizlik motivasyonu, daha sağlıklı olan tür ise gelişme motivasyonu olarak adlandırılır.

Mikroskobun altına bir taş koyup dikkatle incelerseniz, taşın hiç değişmediğini göreceksiniz. Ama aynı şekilde bir mercanı incelediğinizde, sürekli gelişip değiştiğini görürsünüz. Sonuç: Mercan canlı, taş cansızdır. Canlı bir çiçekle ölü bir çiçeği nasıl ayırt edersiniz? Gelişen çiçek canlıdır. Yaşamın tek işareti gelişimdir. Bu kural, psikolojik dünyada da geçerlidir. Gelişiyorsanız, yaşıyorsunuz. Gelişmiyorsanız, ölseniz daha iyi!

Kusurlarınızı düzeltme gereksinimi yerine gelişme isteği ile motive olabilirsiniz. Bunun için her zaman gelişip büyüyebileceğinizi hatırlamak yeterlidir. Paralize olmayı ya da acı veren duygular tatmayı seçtiğinizde, sizi geliştirmeyen bir karar vermişsiniz demektir. Gelişme motivasyonu, lanetlenmiş ya da eksik biri olduğunuz için kendinizi geliştirme isteği ile karıştırılmamalıdır. Aksine, yaşam enerjinizi daha büyük mutluluklar için kullanmak demektir.

Motive edici unsur olarak gelişmeyi seçmenin sonucu, yaşamınızın her anında kişisel egemenliktir. Egemenlik kendi kaderinizi kendinizin belirlemesi demektir; yani dünyaya uymaya çalışan biri değilsinizdir. Bunun yerine, dünyanızın nasıl olacağını kendiniz seçersiniz.

George Bernard Shaw, “Bayan Warren’ın Mesleği” adlı yapıtında bunu çok güzel ifade etmiştir:

İnsanlar, kendi durumlarının sorumlusu olarak hep koşulları suçlar. Ben koşullara inanmam. Bu dünyada mutlu olan insanlar, ayağa kalkıp istedikleri koşulları arayan, bulamazlarsa da yaratan insanlardır.

Ama bu bölümün başında söylediklerimizi hatırlayın. Düşünme, hissetme ya da yaşama tarzınızı değiştirmek mümkün ama zordur. Bir an için şu varsayımda bulunalım: Bir yıl içinde çok zor bir görevi başarmanız için silahla tehdit ediliyorsunuz.

Hatalı AlanlarınızBu görev, bir kilometreyi 4 dakikada koşmak ya da tramplenden suya artistik bir hareketle dalmak olabilir. Bu görevi başaramazsanız öldürüleceksiniz. Yapacağınız şey, görev anı gelene dek her gün büyük bir disiplin içinde çalışmak olurdu.

Vücudunuza ne yapması gerektiğini aklınız söylediği için, hem vücudunuzu, hem de aklınızı eğitirdiniz. Vazgeçme ya da pes etme duygusuna kapılmadan her gün çalışır, çalışır, çalışırdınız. Ve en sonunda, görevi başarıp yaşamınızı kurtarırdınız.

Bu küçük öyküyü anlatmamın elbette bir nedeni var. Kimse vücudunu bir günde eğitemez ama bir çoğumuz hâlâ aklını bu kadar kısa bir sürede eğitebileceğini sanır. Yeni bir davranış türü öğrenirken onu bir kez dener, sonra da hemen bir parçamız olmasını bekleriz.

Nevrozlardan sonsuza dek kurtulmayı, yaşamın tadına varmayı, tercihlerinizi kontrol etmeyi ve yaşadığınız anları mutlu kılmayı gerçekten istiyorsanız, anlattığım gibi güç bir göreve harcayacağınız büyük çabayı, şimdiye dek öğrendiğiniz savunmacı düşünce tarzını unutmak için harcamalısınız.

Doyuma ulaşabilmek için aklınızın gerçekten size ait olduğunu ve isterseniz duygularınızı denetleyebileceğinizi sürekli tekrarlamalısınız. Bu kitap, yalnızca şu temaları tekrarlamanıza yardımcı olabilir:

a) Kendinize egemen olmayı tercih edebilirsiniz,
b) “Şimdi”, tadını çıkarmak için vardır.

Hatalı Alanlarınız
Dr. Wayne W. Dyer
Profil Kitap
Türkçesi: T. Nizamettin Bilgiç
2014, 272 sayfa

Etiketler
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı